Atom Bilimcileri Bildirisi’nce işletilen “Yıkım Saati”, nükleer savaş veya medeniyet çöküşü gibi küresel felaketlere uzaklığı simgeleyerek tarihinin en yakın noktası olan geceye 85 saniye kalacak şekilde ayarlandı. Ukrayna’daki savaş, Ortadoğu çatışmaları, Asya’daki gerilimler (Tayvan ve Kore Yarımadası), nükleer silah tehdidinin yeniden canlanması, yapay zekanın askeri sistemlerle entegrasyonu ve dezenformasyon krizi, bu tarihi ayarı gerekçelendiriyor. Uzmanlar, dünyanın bu kritik durumunun sorumluluğunun liderlik eksikliğinde olduğunu vurguluyor.
Yıkım Saatı Tarihi Yakınlığa Ulaştı
1947 yılında Chicago’da oluşturulan “Yıkım Saatı”, insanlığın küresel felakete ne kadar yakın olduğunu sembolik olarak göstermek üzere 85 saniye geceye ayarlandı. Bu, neredeyse 80 yıllık tarihinin en yakın konumu. Atom Bilimcileri Bildirisi’nden bilim insanları, bu son derece kötümser küresel durum değerlendirmesini ikinci kez üst üste yaptı.
Ukrayna, Ortadoğu ve Asya Gerilimleri
Bilim insanları, saatin ayarlanmasındaki ana nedenler arasında şu anda devam eden Ukrayna savaşını, Ortadoğu’daki çatışmaları ve Asya’da özellikle Tayvan ve Kore Yarımadası etrafında artan gerilimleri sayıyor. Atom Bilimcileri Bildirisi Başkanı ve CEO’su Alexandra Bell, dünyanın günümüzde sürekli bir “nükleer silah gölgesi altında” çalıştığını dikkat çekiyor. Dedi ki: “Uzun vadeli diplomatik çerçeveler tehdit altında veya çözüldü, nükleer test riski geri döndü ve kitle imha silahlarının yayılmasına ilişkin endişeler artıyor.”
Nükleer Silahlar Yeniden Tehdit Oldu
Uzmanlar, 2025 yılında nükleer güvenlikle ilgili hiçbir eğilimin iyi yönde gitmediğine dair alarm veriyor. Özellikle Rusya, ABD ve Çin’in agresif eylemlerini ve uluslararası silah kontrolü sisteminin zayıflamasını işaret ediyorlar. ABD ile Rusya arasında konuşulan, konuşulan savaş başlıklarının sayısını sınırlayan NewSTART Anlaşması’nın Şubat başında süresi doluyor ve geleceği belirsiz. Ek olarak, Donald Trump yönetimi, 30 yıllık bir aradan sonra nükleer testleri yeniden başlatma sürecini başlattı – bu durum, bilim insanlarına göre yeni küresel bir silahlanma yarışını tetikleyebilir.
Yapay Zeka ve Dezenformasyon
Bu yılki tehditler arasında tekrar yapay zeka (AI) de yer alıyor. Bilim insanları, AI’nın askeri sistemlerle kontrolsüz entegrasyonu ve biyolojik tehditler yaratmak için kullanılma potansiyeli konusunda uyarıyor. Teknolojinin dezenformasyonun kitlesel yayılımında da rolü tehlikeli. 2021 Barış Nobel Ödülü sahibi Maria Ressa şöyle dedi: “Gerçeklerden daha hızlı yayılan yalanların olduğu bilimsel bir Armagedon’da yaşıyoruz.” Uzmanlara göre sorun sadece çatışmalar veya teknoloji değil, öncelikle sorumlu liderliğin yokluğu. Alexandra Bell değerlendirmesini şöyle tamamladı: “Bu, yöneticilerin küresel bir başarısızlığı. Nasyonalizm, yeni emperyalist hedefler ve ‘kazanan her şeyi alır’ mantığı dünyayı geceye daha da yaklaştırıyor.”
Kaynak : Gazeta