Donald Tusk ve Radosław Sikorski, güncel konularda diyalog yürüterek dış politikada aktif rol oynuyor. Ancak Onet tarafından yaptırılan bir ankete göre, birçok Polak hükümetin bu alandaki eylemlerini olumsuz değerlendiriyor.
Hükümet Dış Politikasına Yönelik Anket Sonuçları
UCE Araştırma Stüdyosu, 25-26 Kasım tarihlerinde Onet’in siparişiyle 18-80 yaş arası Polonyalılar arasında bir anket gerçekleştirdi. Katılımcılar, Donald Tusk hükümetinin dış politikasını nasıl değerlendirdikleri soruldu. Onet’in belirttiği gibi, dış politikayı Dışişleri Bakanı Radosław Sikorski yönetiyor, ancak başbakan olarak Tusk da aktif olarak dahil oluyor.
Ankete katılanların %27,1’i “kesinlikle olumsuz”, %18,8’i “daha çok olumsuz” yanıtını vererek toplam %45,9 oranında hükümetin dış politikasından memnuniyetsizliklerini ifade etti. Memnun olanların oranı %38,3 oldu (%14,1 “kesinlikle olumlu”, %24,2 “daha çok olumlu”). %15,8’lik kesim ise “zaten söylemek zordu” diye yanıtladı.
Dışişleri Bakanının Yoğun Diplomatik Gündemi
Radosław Sikorski, 8 Aralık Pazartesi günü bir konferansta İtalya, İsveç, Hollanda, Danimarka, Norveç, Finlandiya, Türkiye ve Ukrayna liderleriyle, NATO, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Konseyi temsilcileriyle görüştü. MSZ’ye göre, toplantının amacı Ukrayna’ya verilen desteği özetlemek ve “son Rus saldırıları ile devam eden diplomatik girişmeler ışığında” barış müzakerelerindeki ilerlemeyi görüşmekti. Aynı gün, Sikorski Kanada Başbakanlığı’nın AB ilişkileri temsilcisi John Hannaford ile diplomatik kuruş üyeleriyle de bir araya geldi.
Başbakanın ABD Stratejisi Yorumu
Donald Tusk, Cumartesi günü yeni ABD ulusal güvenlik stratejisi hakkında açıklamalarda bulundu. Stratejide Avrupa’ya özgürün sansürlenmesi, muhalefetin bastırılması, doğum oranlarının düşmesi ve ulusal kimliğin kaybı gibi suçlamalar yöneltildi. Buna karşılık başbakan, “Avrupa ABD’nin bir sorunu değil, müttefidir” diyerek ortak düşmanların olduğunu vurguladı: “En azından son 80 yıldır böyleydi. Biz de bunu sürdürmeliyiz, bu ortak güvenliğimiz için tek akılcı strateji. Her şey değişmedikçe.”



