Aralık 2015’te Paris’te, dünyanın birlikte küresel ısınmayı durdurma taahhüdünde bulunduğu bir dönüm noktası anlaşma imzalandı. ‘Sorunun çözümüne en iyi yoldaydığımızı düşünüyorduk, bugün çok daha fazla zorluk görüyoruz,’ diyor Katarzyna Snyder, yıllardır küresel iklim müzakerelerine katılan. Gazeta.pl ile yaptığı konuşmada, Donald Trump hükümetlerinin iklim politikası üzerindeki etkisini ve neden Paris Anlaşması için mücadele etmenin değerli olduğunu açıklıyor.
Paris Anlaşması’nın Tarihsel Önemi
Paris Anlaşması, küresel emisyonları kısıtlama amacıyla ilk kez tüm ülkeleri yasal olarak yükümlülük altına alan uluslararası bir çerçeve oluşturdu. 1992 yılından beri gelişmiş ülkelerin sınırlı sorumluluğu vardı. 2015’ten itibaren ise tüm dünya, iklim eylem planlarını hazırlama ve sunma zorunluluğuyla bu çerçeveye dahil oldu. Bu, küresel işbirliği için tarihi bir adım.
COP30 Zirvesindeki Gerçeklik
Brezilya’daki COP30 zirvesi, küresel iklim politikasındaki çatlakları gözler önüne serdi. ABD’nin güçlü iklim sesi eksikti. Çin, temiz teknolojilerden büyük fayda görmesine rağmen küresel liderlik rolünü üstlenmedi. Rusya, Hindistan ve bazı fosil yakıt ihracatçıları, daha iddialı adımları engelledi. Sonuçta Avrupa izole kaldı. Avrupa bakanları, fosil yakıtlardan çıkma beklentilerine karşı Hindistan ve Arap ülkelerinden “nezaketsizlik” suçlamasıyla karşılaştı.
Avrupa’nın Yeni Konumu
Avrupa, dünyanın en gelişmiş iklim politikasına sahip. Uzun süredir diğer ülkeleri kendi modelini taklit etmeye ikna etme çabası içindeydi. COP30’da bu yaklaşımın başarısız olduğu acı şekilde görüldü. Ancak küresel yenilenebilir enerji ve elektrikli araç dönüşümü, ekonomik ve pratik gerekçelerle durdurulamaz bir seyir izliyor. Paris Anlaşması, baskı oluşturduğu ve çerçeve sağladığı için değerlidir. Avrupa, bu çerçeveden vazgeçmemeli, yeni stratejiler geliştirmeli ve ittifaklar kurmalıdır.
İlerleme ve Zorluklar
Anlaşma, ılımlı ilerleme sağladı. 2015’e kıyasla bu yüzyıl için sıcaklık artışı tahminleri 1 derece Celsiyus daha düşük. Çin ekonomik nedenlerle bu dönüşümde öne çıktı. Her ülke, 5 yılda bir iklim planlarını sunmakla yükümlü. Bu planlara göre emisyon tahminleri azalsa da, toplam hedefler hala yetersiz. 1.5°C hedefi büyük olasılıkla aşılsa da, mücadele bırakılmamalıdır. Anlaşma, küresel dikkat ve baskı merkezi olmaya devam ediyor.
Geleceğe Yol Haritası
Paris Anlaşması, ilerlemeyi sağlayan bir araçtır. Bazı ülkeler motivasyonunu kaybetse de, bu çerçeveyi korumak şarttır. Paralel olarak, iklim dönüşümünü gerçekçi şekilde ilerletecek yeni mekanizmalar acil olarak gereklidir. Katarzyna Snyder’a göre, “Bu araç, daha iyi bir zaman için saklanmalıdır. Yoksa tüm ülkeleri harekete geçirecek bir çerçeve kalmaz.”
Katarzyna Snyder – Yeşil Ekonomi Enstitüsü Uzmanı, 2011-2015 yılları arasında İklim Zirveleri’nde Polonya delegasyon başkanı, COP30’ta İklim Bakanı Yardımcısı’nı sosyal danışman olarak desteklemektedir.



