Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron, Ocak 2025’te yaptığı açıklamada son bir yılda ABD’nin yerini alarak Ukrayna ordusuna ana istihbarat sağlayıcısı olduğunu duyurdu. Mart 2025’te ABD’nin istihbaratı bir haftalık askıya alması, bu geçişi tetikleyebilir. Ancak Macron’un iddiasının doğrulanması mümkün değilken, son aylarda ABD ile Avrupa istihbaratı arasında güven krizi ve bilgi paylaşımı kısıtlamaları yaşandığı bildirildi. Ukrayna’nın ABD’ye bağımlılığını azaltma çabaları, NATO içinde istihbarat işbirliğinde yeni bir dönemi işaret ediyor.
Fransız Beyanı
Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron, 15 Ocak’ta Istres Hava Üssü’ndeki yeni yıl konuşmasında resmî açıklama yaptı. Macron, son bir yıl içinde Fransa’nın ABD’nin yerini alarak Ukrayna ordusunun ana istihbarat sağlayıcısı olduğunu iddia etti. “Şimdiye kadar bilgi aktarımının 2/3’ü Fransa tarafından sağlanıyor” diyen cumhurbaşkanı, Fransızların Ukraynalıları özellikle cephe harekâtlarının planlanması ve koordinasyonunda desteklediğini belirtti. Bu beyan, Donald Trump’ın göreve gelmesinden sonra radikal bir değişimi işaret ediyor.
Macron’un iddiasına zemin hazırlayan gelişme, Mart 2025’te ABD’nin başkan emriyle Ukrayna’ya yaklaşık bir hafta süreyle istihbarat aktarımını durdurması oldu. Bu hamle, Kiev ile savaşın sona ermesi için yapılan ilk tur barış görüşmeleri sırasında baskı unsuru olarak değerlendirildi. Öncesinde ABD istihbaratı, Ukraynalılar tarafından kritik ve mutlak en önemli ortak olarak görülüyordu. Ani işbirliği duruşu, Kiev’i bağımsızlığını artırmaya zorlamış olabilir.
Narin Sinyaller ve Sahte Bilgiler
Son aylarda, on yıllardır süren ABD ve Avrupa istihbaratı arasındaki yakın işbirliğinde sorunlar yaşandığına dair resmî olmayan bilgiler ortaya çıktı. Ağustos 2025’te, CBS News ABD istihbarat servisinin, Ukrayna-Rusya barış görüşmelerine ilişkin bilgileri gizliliğini “NOFORN” (yabancı ülkelere kapalı) seviyesine yükseltmesini aktardı. Bu karar, 1946’daki gizli anlaşmaya dayalı “Beş Göz İttifakı” üyesi olan ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda dahil tüm müttefikleri dışlıyordu. Emrin, Rus bakış açısıyla uyuşturucu özdeşlikleri bulunan tartışmalı istihbarat direktörü Tulsi Gabbard tarafından verildiği belirtildi; Trump’ın bu ataması müttefiklerde endişe yaratmıştı.
Eylül ayında ise Birleşik Krallık ve Hollanda’nın, ABD’nin Karayipler’deki deniz hedeflerine yönelik hava saldırılarında kullanılabilecek istihbarat paylaşımını askıya aldığına dair iddialar gündeme geldi. Bu saldırılar, uluslararası hukuk ve savaş kuralları açısından tartışmalı hatta yasadışı görülüyordu. Geçen hafta ise eski Fransız istihbarat subayı Vincent Crouzet’e atfedilen bir iddia çarpıcıydı: Ukraynalılar, ABD’ye olan güveni kaybettiği için yanlış istihbarat verip Ruslara sızıp sızmadığını test etmişti. Ancak “Kyiv Post”, bu bilginin sahte olduğunu açıkladı. Crouzet aslında Mart’taki ani istihbarat paylaşımı duruşunun Ukraynalıların ABD’ye olan güvenini zayıflattığını, bu nedenle bilgi paylaşımını kısıtladığını belirtmişti.
Boşanma Olmadı
Bu parçalardan Avrupa istihbaratlarının ABD’ye olan güveninin son bir yılda ciddi şekilde azaldığı ve bağımsızlık arzusunun arttığı anlaşılıyor. ABD ile müttefikliğinin samimiyetine dair inanç sarsılmış olsa da, istihbarat işbirliğinde bir kopuşa dair somut kanıt bulunmuyor. Belki de bazı kısıtlamalar yaşanmıştır.
Yüksek düzeyde işbirliğinin devam ettiğine dair en güçlü kanıt, 2025 yazında başlayan ve New York Times’in CIA’nin kilit rol oynadığını belirttiği Rusya rafinerilerine karşı Ukrayna kampanyası. CIA’nın Ukraynalılara, küçük dronların gerçek zararlar vermesini sağlayacak minimal ve onarılamayan rafineri hedeflerini belirleyerek saldırı planlamasında yardımcı olduğu aktarıldı. Ukraynalılar bu yardımı yalanlamadı; Amerikanların ayrıca saldırı etkilerini değerlendirme ve sonraki operasyonları planlamada önemli katkı sağladığı bildirildi.
ABD istihbarat servisinin kapasitesinin çok büyük olduğu inkâr edilemez. Dünyanın en iyi finanse edilen ve en büyük istihbarat kurumu, en büyük uydular konstelasyonuna ve özel uçaklar ile elektronik keşif dronları filosuyla veri toplama imkânına sahip. Örneğin, son yıllarda Rusya’nın derinlemesine istihbarat edildiği, hatta Kremlin’deki gelişmelere hakim olundğu görüldü. Müttefiklerle tüm bilgileri paylaşmasa bile, ABD ile ilişkilerin koparıması acı verici olur. Bu nedenle bu kopuşun yaşanmaması umulurken, Avrupa’nın kendi istihbarat kapasitesini güçlendirme çabası sürecektir.
Kaynak : Gazeta



