Mandatory Krajowy System e-Faktur (KSeF) uygulamasının ardından, büyük şirketler satış dokümantasyonu ve hatta alımlarla ilgili yönergeler yayınlıyor. Bu girişimler, finans bakanlığına bilgi destek olmak veya çatışmaları önlemek amacıyla yorumlanabilirken; asıl amaç olarak pazar hakimiyetindeki firmaların kendi süreçlerini müşterilerine ve tedarikçilerine dayatmak görülüyor. Orlen’in belgesindeki açık uçlu ifadeler, bu uygulamaların zaman zaman kontrahent dostu olmadığını gösteriyor.
KSeF Uygulaması Sonrası Dokümantasyon Yönergeleri
Zorunlu Krajowy System e-Faktur (KSeF) sisteminin devreye girmesinin ardından, büyük holdingler satış dokümantasyonu şekliyle ilgili açıklamalar yayınlıyor. Bu bilgilere bazen alım süreçlerine dair talimatlar da ekleniyor. Şirketlerin, hangi formatta alım belgelerini kabul edeceklerini bile belirttiği görülüyor.
İki Farklı Yorum Olasılığı
Bu tür faaliyetler iki şekilde okunabilir. Birincisi, KSeF bilgilendirmelerini yayma konusunda finans bakanlığına destek ve çatışma durumlarını önleyici önlemler olarak algılanabilir. Ancak bu tek amaç mı? İkincisi ve daha önemlisi, pazarda hakim pozisyondaki (hatta belirli bir sektörde) firmaların, kendi süreçlerini kontrahentlerine – müşterilerine ve tedarikçilerine – dayatma çabası olarak görülebilir.
Uygulamada Çıkan Sorunlar
Hatta, uygulanacak bütçe yüksekliğine bakılmaksızın, bu mekanizmalar her zaman tamamen doğru veya kontrahent dostu olmayabiliyor. Bazen çok belirsiz yönergeler sunuluyor; aslında işlem dokümantasyonuyla ilgili temel sorulara yanıt vermiyor. Orlen’in açıklamasındaki gibi: “İş gerekçesiyle KSeF faturası görseli, uygun QR kodu işaretiyle, Şirket tarafından müşteriyle uzlaşılan bir şekilde sunulabilir” ifadesi, keyfi uygulama imkânı tanıyan açık uçlu bir belgedir.
Kaynak : GazetaPrawna



