Aile hukukunda biyolojik gercegi goz ardi eden anayasa mahkemesi sikayeti 44071

Aile Hukukunda Biyolojik Gerçeği Göz Ardı Eden Anayasa Mahkemesi Şikayeti

Bir kadın, boşanma günü başka bir erkek hamile olan, ancak daha sonra trafik kazasında çocuğunu kaybeden kadın, ölüm belgesinde eski eşi olarak babası kaydedildi. Kadın, çocuğunun biyolojik babasının kendisiyle uzun süredir birlikte yaşayan başka bir erkek olduğunu iddia ederek eski kocasına karşı babalığını reddetme davası açtı. Ancak mahkemeler, çocuğun ölümünden sonra babalığın reddedilemeyeceğini belirterek davayı reddetti. Kadın, Aile ve Velayet Kanunu’nun ilgili maddesinin Anayasa’daki özel ve aile yaşamına ilişkin hakları ihlal ettiğini savunarak Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

Hukuki Temel ve Mahkeme Kararı

Polonya Anayasa Mahkemesi’ne (TK) bir kadın tarafından başvuru yapıldı. Kadın, boşanma günü başka bir erkek hamile olan, ancak daha sonra trafik kazasında çocuğunu kaybeden bir kadındı. Çocuğun ölüm belgesinde babası olarak eski eşi kaydedildi. Bu durum, Aile ve Velayet Kanunu’nun 62. maddesinin 1. fıkrasının sonucuydu. Bu madde, eğer çocuk evlilik süresinde veya evliliğin sona ermesinden veya geçersiz kılınmasından sonraki 300 gün içinde doğduysa, çocuğun annenin kocasından olduğu varsayılır. Ancak, bu çift hiçbir ilişki kurmamıştı, hiçbir temasları yoktu ve cinsel ilişkileri kesinlikle söz konusu değildi.

Kadın, çocuğunun biyolojik babasının kendisiyle uzun süredir birlikte yaşayan başka bir erkek olduğundan emindi. Bu nedenlerle, eski kocasına karşı babalığını reddetme davası açtı. Ancak, her iki mahkeme de davayı açıkça temelsiz olarak reddetti. Mahkemeler, Aile ve Velayet Kanunu’nun 70[1] maddesinin 1. fıkrasına işaret ettiler. Bu madde, babalığın reddedilemeyeceğini belirtiyor, çocuğun ölümü sonrası, ancak çocuğun yargılamada başladıktan sonra öldüğü istisna tutuluyor.

Anayasa Mahkemesi’ne Yapılan Başvuru

Bu durumda kadın, Anayasa Mahkemesi’ne şikayette bulundu. Ona göre, Aile ve Velayet Kanunu’nun 70[1] maddesi, Anayasa’nın 47. maddesini ihlal ediyor. Bu madde, herkese özel ve aile hayatının, şeref ve iyi adanın korunması hakkı ile kişisel yaşamına karar verme hakkı güvencesi sağlıyor. Ayrıca, başvuran, itiraz edilen maddenin Anayasa’nın 18. maddesiyle de çelişebileceğini düşünüyor.

Anayasa’nın 18. maddesi ise “evlilik, kadın ve erkeğin birliği olarak, aile, annelik ve ebeveynlik Polonya Cumhuriyeti’nin koruması ve gözetimi altındadır” diyor.

Çocuğun Biyolojik Kökeninin Belirlenme Hakkı

Şikayetin gerekçesinde şu ifadeler yer alıyor: “Temel yasa, çocuğun gerçekliğe uygun olarak biyolojik kökeninin belirlenmesi hakkını garanti ediyor. Bu, Anayasa’nın 30. maddesinde garanti edilen insan onuruna saygı ilkesine doğrudan giren insanın temel haklarından biridir.”

Alıntılanan Anayasa maddesi, doğuştan gelen ve devredilemeyen insan onurunun insan ve vatandaşın özgürlük ve haklarının kaynağı olduğunu belirtiyor. Onur dokunulmazdır ve onurun saygı gösterilmesi ve korunması, kamu kurumlarının bir görevidir.

Civil Durum Kayıtlarındaki Yanlış Bilgiler

Anayasa Mahkemesi’ne başvuran kadın, ölen kızının civil durum kaydının içeriğine yanlış bilgilerin girildiğini savunuyor. Çünkü kayıtlarda babası olarak biyolojik babası olmayan bir erkek yer alıyor.

Şikayetin gerekçesinde belirtildiği gibi, Anayasa Mahkemesi içtihatları, devletin hiçbir çıkarının, resmi belgeler ve veri tabanlarında yanlış, eksik veya yasaya aykırı toplanan bilgilerin korunmasını ve bunu haklı göstermesini sağlayamayacağına dair kesin bir tez ortaya koydu. Bu hususlar göz önüne alındığında, başvuran, devletin vatandaşın yanlış veya eksik bilgileri düzeltme ve kaldırma hakkını kısıtlamaması gerektiğini belirtiyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihatı

Kadın aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihatına da atıfta bulundu. Bu içtihat, “yasal varsayımın biyolojik veya gerçeklikten bağımsız olarak gerçekliğin yerini alması, ilgili kişilerin tespit edilen gerçekliği ve arzularına bakılmaksızın ve kimsenin yararına olmaksızın, devletlere bırakılan değerlendirme alanı göz önüne alındığında bile özel ve aile yaşamına etkili koruma sağlama yükümlülüğü ile uyumsuzdur” ifadelerini içeriyor (2 Haziran 2005 tarihli Znamenskaya v. Rusya kararı, no 77785/01).

Kaynak : GazetaPrawna

Previous Article

Polonya Adalet Bakanı Ziobro İçin Yakalama Kararı

Next Article

Emeklilik Maaşları 2026 Tümleyen Artış Oranı Belli Oldu