Polonya’da Tarnów Diyözesi Piskoposu Andrzej J., iki rahibin (Stanisław P. ve Tomasz K.) 15 yaş altı maçoletlere yönelik cinsel istismar vakalarında bildirimde gecikmekten suçlanıyor. Savcılık, bildirimlerin “nezwłocz” (acil) olmamasını vurguluyor. 2026’da başlayacak olan davada, kilise yetkililerinin suç bildirim sorumluluğu ve 2017’deki yasal değişiklikler mercek altına alınacak. ⚖️
Suçlamaların Temeli
Andrzej J. piskoposuna yönelik dava, Ceza Kanunu’nun 240 § 1 maddesinin ihlali şüphesiyle yürütülüyor. Bu madde, çocuk cinsel istismarına dair güvenilir bilgiye sahip kişileri, yetkili mercilere “nezwłocz” (acil) bildirim yapmaya zorluyor. Bildirimde gecikme, üç yıla kadar hapisle cezalandırılıyor.
Vakaların Özellikleri
Savcılık, piskoposun, Stanisław P. ve Tomasz K. adlı iki rahibin 15 yaş altı maçoletlere yönelik istismar vakalarından haberdar olduğunu, ancak bildirimlerin gecikmeli yapıldığını iddia ediyor. Yetkililer, kurbanların yaşının (15 altı) suçlamaların ağırlığını artırdığını belirtiyor. Dava, bir kilise üst yöneticisinin altındaki din adamları işledikleri suçlara karşı tutumuyla ilgili olması nedeniyle özgül nitelik taşıyor.
Tarihî Nitelik
Polonya hukuk tarihinde ilk kez bir piskoposa, çocuk istismarı vakalarında bildirimde gecikmekten dava açılıyor. Önceden kilise hiyerarşisinin sorumlulukları genellikle kanunî yerine kilise içi (kanonik) süreçlerle veya Vatikan’dan ele alınıyordu; adli yargıda cezai sorumluluk çok nadinen görülüyordu.
Yasal Çerçeve
Tarnów davası, 2017 yılında yapılan Ceza Kanunu değişiklikleri doğrudan bağlantılı. Bu düzenleme, çocuk cinsel istismarını gibi suçları, güvenilir bilgiye sahip tüm kişilerin acil bildirmesini zorunlu kılan suçlar kategorisine dahil etti. Temmuz 2017 öncesi bildirimde gecikmenin cezai sorumluluğu net değildi; o tarihten sonra ise bu sorumluluk açıklaştı.
Hukuk açısından “nezwłocz” (acil) kavramı kilit rol oynuyor. Bu, suç hakkında güvenilir bilgi edinildiği an, haksız gecikme olmaksızın derhal harekete geçmeyi gerektiriyor. Dava sürecinde, piskoposun ne zaman haberdar olduğu ve ne zaman tepki verdiği değerlendirilecek.
Ayrıntılı Süreç
Andrzej J. piskoposuna yönelkin suçlamaların dayanağı, Tarnów Diyözesi’ndeki iki ayrı rahip vakası:
Savcılık, piskoposun kilise üst yöneticisi olarak sorumluluğunu, ayrı bir soruşturmaya alarak iddianameye dönüştürdü.
Tarafların Açıklamaları
Tarnów Diyözesi, gecikme suçlamalarını kesinlikle reddediyor. Kilise, yetkililere bildirim yapıldığını ve cinsel suçlara karşı “sıfır tolerans” ilkesiyle hareket edildiğini savunuyor. Vatikan’a ve kanunî süreçlere bilgi aktarıldığı, kanonik soruşturmaların paralel yürütüldüğü vurgulanıyor. Diyözesi, bir rahip için bildirimin kanonik sürecin sonunda, diğerinde ise güvenilir bilgi edinildiği hemen yapıldığını belirtiyor.
Savcılık ise kilise yetkililerinin, suçlardan daha önce güvenilir bilgiye sahip olduğunu ve kanonik süreçler ne olursa olsun bildirimi anında yapması gerektiğini öne sürüyor.
Yargısal Süreç
Mahkeme süreci birkaç kez ertelendi. Başlangıçta, Tarnów Mahkemesi, yerel yargıçların piskoposu resmi görüşmelerden tanıdığından şüphe duyarak, dosyanın başka bir mahkemeye gönderilmesi talebiyle Yargıtay’a başvurdu. Ancak Yargıtay, bu ilişkilerin belirli bir yargıcı değil, tüm mahkemenin reddedilmesi için yeterli gerekçe olmadığını kararlaştırdı. Yargıtay, yargı mercilerinin sanığın konum veya rütbesi nedeniyle sorumluluktan kaçınmamasını vurguladı.
İlk duruşma 18 Şubat 2026’da yapılacak. Önceki tarihler, hakim hastalığı ve yeni bir soruşturmacı atanması nedeniyle ertelenmişti.
Önemi
Andrzej J. piskoposunun davası, çocuk cinsel istismarı suçlarını bildirme sorumluluğunun yorumlanmasında önemli bir dönüm noktası olabilir. 2017’den itibaren, bu tür suçlara dair bilgiye sahip ve bildirim yapmayan kişilerin cezai sorumluluğu kesinleşti.
Yargıtay, kişiye suçtan önce bilgi ulaştıysa, yeni yasaların yürürlüğe girmesinden sonra bildirmenin hâlen zorunlu olabileceğine dikkat çekti. Bu nedenle Tarnów davası, sadece bu hiyerarşik şahısın değil, çocuk cinsel istismarına karşı hızlı müdahaleyi sağlayan yasaların etkinliğinin bir sınavı niteliğinde.
Kaynak : GazetaPrawna



