Polonya daki ab kutuplasmasi ulusal egemenlik vs merkezilesme catismasi 48697

Polonya’daki AB Kutuplaşması: Ulusal Egemenlik vs. Merkezileşme Çatışması

Polonya’daki siyasi kutuplaşmanın merkezinde Avrupa Birliği’ne yaklaşım yer alıyor. Sol/liberal güçler merkezileşmiş bir AB süper gücünü savunurken, muhafazakâr kesim Polonya’nın egemenliğini korumayı önceliklendiriyor. Bu çatışma, AB çapında kadın hakları, LGBTQ+, göç ve çevre politikaları gibi ideolojik konuların yankılarıyla güçleniyor.

İdeolojik Bölünmenin Kökenleri

Polonya’daki temel siyasi ayrım, Avrupa Birliği’ne yönelik tutumla şekilleniyor. Kamu tartışmalarının sol kesimi, merkeziyetçi bir Avrupa süper güvünün oluşmasını savunurken, sağ ise Polonya Devleti’nin egemenliğini koruma zorunluluğunu öne sürüyor. Bu ayrım ülkeye özgü değil; AB genelindeki çatışmanın bir yansımasıdır. Tartışma, kürtaja erişim, LGBTQ+ talepleri, ekonomiye yeşil kısıtlamalar ve Avrupa dışından Müslüman nüfusun yoğun göçü gibi konulardaki dünya görüşü mücadelelerinden kaynaklanıyor.

Merkeziyetçi AB Projesi ve Muhalefet

Hâlâ AB kurumları ve üye devletlerinde hakim olan geniş sol/liberal cephe, ideolojik olarak homojen bir Avrupa projesini dayatıyor. Bu proje, feminizm, cinsiyet teorisi, ekolojizm ve çok-kültürlülük gibi ilerici ajandaların uygulanmasıyla şekilleniyor. Bu durumda, “milliyetçi” ve “popülist” olarak etiketlenen sağ güçler karşı çıkıyor. AB üye devletlerinin egemenliğini korumak, ideolojik baskı dalgasını durdurmak için son şans olarak görülüyor.

Tomasz Gabiş’in Federalizm Çözümü

Profesör Tomasz Gabiş’in Gry imperialne. Między imperium europejskim a uporządkowaną anarchią (İmparatorluk Oyunları. Avrupa İmparatorluğu ile Düzenli Anarşi Arasında) adlı kitabı, bu tartışmayı derinleştiriyor. Gabiş, ulusal devletlerin bir sünger kaldığını savunur ancak Brüksel yönetiminin “Jakobiyen merkezcilik” olarak tanımladığı stratejini tehlikeli buluyor. Alternatif olarak, AB üye devletlerine geniş otonomi sağlayacak federalizmi öneriyor; bu, “imparatorluk” çerçevesinde etkin bir birlik sağlayacak.

İlerici Ajanda ve AB Geleceği

Gabiş’in kitabını okurken, AB’nin ilerici ajandasız sıkı entegrasyonu mümkün mü sorusu gündeme geliyor. Sol ve liberal ideolojik girişimlerin AB’yi zayıflattığı, özellikle hukuk alanında yapılan “doğal sosyal deneylerin” ise Birliğiyi kendi kendine zarar verici bir yola soktuğu belirtiliyor. Bu analiz, “uniokrasiye” eleştirel yaklaşan, “milliyetçi” ve “popülist” etiketlerle anılan muhafazakâr kesimlerin, paradoksal olarak Avrupa’yı “yeniden büyük yapma” zihniyetiyle hazır olduğunu düşündürüyor.

Kaynak : GazetaPrawna

Previous Article

UDER81 Projesi ve Çevre İzinlerinde Büyük Gecikme

Next Article

Mahkeme: Merkezi Hesaplama Kuralları Sadece KDV İçin Geçerli