Eski Polonyalı bakan Szymański, Polonya’daki Avrupa Birliği (AB) şüpheciliğinin, Birleşik Krallık’ın Brexit sürecine benzer bir şekilde, AB entegrasyonunun basitleştirilmiş anlatımı ve Brüksel ile artan hayal kırıklığı sonucu ortaya çıkabileceğini belirtiyor. Polonya’daki AB tartışmalarının sıklıkla fonlar ve ekonomik faydalar üzerinden şekillendiğini, güvenlik, karar alma süreçlerindeki etki ve kıta geleceği gibi daha geniş siyasi boyutların yeterince vurgulanmadığını vurguluyor. Szymański, özellikle iklim değişikliği, göç, ticaret ve hukukun üstünlüğü gibi konularda yaşanan anlaşmazlıkların, AB’ye yönelik hayal kırıklığını ve euroskeptizmi artırabileceği uyarısında bulunuyor.
Brexit’ten Çıkarılan Dersler
Szymański, Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılma sürecinin, bir referandumla değil, daha uzun zaman önce, Avrupa entegrasyonunun anlamının basitleştirilmesi ve Brüksel ile ilişkilerde artan hayal kırıklığıyla başladığını hatırlatıyor. Benzer bir mekanizmanın günümüzde Polonya’da gelişme potansiyeli taşıdığına dikkat çekiyor.
Ekonomik Faydaların Ötesinde Bir Avrupa Birliği Anlayışı
Szymański, Polonya’daki AB tartışmalarının yıllardır basitleştirildiğini savunuyor. Polonya’nın AB üyeliğinin, genellikle fonlar, ödenekler ve ekonomik faydalar üzerinden sunulduğunu, ancak güvenlik, Avrupa’daki karar alma süreçlerine etkisi ve kıtanın geleceği gibi siyasi boyutların yeterince vurgulanmadığını belirtiyor. Bu tür bir yaklaşımın, iklim değişikliği, göç, ticaret veya hukukun üstünlüğü gibi daha karmaşık konularda anlaşmazlıklar ortaya çıktığında sorunlara yol açabileceğini ifade ediyor.
Sağ Kanatta Artan Güvensizlik
Szymański, Polonya’daki durumu, daha önceki İngiliz muhafazakârlarının durumuyla sık sık karşılaştırıyor. İngiltere’de de uzun süre entegrasyonun anlamının derinlemesine açıklanmadığını ve euroskeptizmin giderek güçlendiğini belirtiyor. Sonuç olarak, başlangıçta İngiltere’nin Avrupa’da kalmasını destekleyen bir parti, Brexit partisine dönüştü. Eski bakan, benzer bir riskin bugün Polonya sağında ortaya çıktığını öne sürüyor. AB’ye yönelik güvensizliğin arttığını ve tartışma dilinin giderek daha fazla öfkeye ve basitleştirmelere kaydığını vurguluyor.
“Stabil” Bir Demokraside Bile Kontrol Kaybı
Szymański, “AB üyeliği meselesi, görünüşte istikrarlı bir demokrasi olan İngiltere’de bile kontrolden çıktıysa, daha sinirli bir demokrasi olan Polonya’da daha da kolay bir şekilde kontrolden çıkabilir. David Cameron da İngiltere’nin AB üyeliğinin samimi bir savunucusuydu” diye yazıyor.
İklim ve Göç Politikalarındaki Anlaşmazlıklar
Szymański, AB’nin iklim ve göç politikalarına da değiniyor. Polonya’nın Brüksel’e yönelik bazı çekincelerinin haklı olduğunu ve AB’nin zamanla kendi yaklaşımını düzelttiğini savunuyor. Özellikle iklim politikalarında, artık ekonomik gerçekçiliğe, rekabet gücüne ve enerji güvenliğine daha fazla önem verilmesi gerektiğini belirtiyor. Göç konusunda da politikaların ağırlığının giderek sınırların korunmasına ve yasa dışı göçün engellenmesine kaydığını ifade ediyor.
Hukukun Üstünlüğü ve Anti-AB Duyguları
Szymański, hukukun üstünlüğü konusundaki anlaşmazlığın, sağ siyaset arenasında AB’ye yönelik güvensizliği artıran en önemli faktörlerden biri olduğunu belirtiyor. Yargı reformları ve Avrupa Komisyonu ile ilişkilerdeki çatışmanın, Polonya’daki tartışmayı, Avrupa kurumlarının egemenliği ihlali gibi basit bir mesaja indirgediğini savunuyor. Bu durumun, güçlü bir anti-Avrupa söyleminin ortaya çıkmasına ve diğer AB politikalarına yayılmasına yol açtığını ifade ediyor.
Anketler ve Seçmen Eğilimleri
Szymański, United Surveys’in Aralık 2025 tarihli anket sonuçlarına atıfta bulunarak, anket katılımcılarının %24,7’sinin Polonya’nın AB’den ayrılma sürecinin başlatılmasını desteklediğini, bu oranın PiS seçmenleri arasında Konfederacja seçmenlerine göre daha yüksek olduğunu belirtiyor. Polonya’nın AB’den ayrılması yönündeki desteğin arttığını ve özellikle kendi partisi seçmenleri arasında yüksek olduğunu vurguluyor. Bu durumun, sorunun artık sadece siyasi marjinallerle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda AB üyeliğini resmen destekleyen partilerin seçmenlerini de kapsadığını gösterdiğini ifade ediyor. Bu nedenle, Polonya’nın AB’deki varlığının artık siyasi olarak tamamen istikrarlı olmadığını ve zamanla daha ciddi bir anlaşmazlık kaynağı haline gelebileceğini savunuyor. Polonya’nın şu anda AB’den ayrılma konusunda doğrudan bir karar aşamasında olmadığını, ancak bu yola girdiğini belirtiyor.
Tusk’ın Uyarısı
15 Mart’ta Başbakan Donald Tusk, polexit konusuna değinerek, “Polexit bugün gerçek bir tehdit! Hem Konfederacja hem de PiS’in çoğunluğu bunu istiyor. Nawrocki onların hamisi. Rusya, Amerikan MAGA’sı ve Orban liderliğindeki Avrupa sağcıları AB’yi yıkmak istiyor. Polonya için bu bir felaket olur. Onları durdurmak için her şeyi yapacağım” dedi. Tusk’ın bu açıklamasına, Konfederacja Korony Polskiej milletvekili Grzegorz Braun, “Sizin inatçı propagandanıza rağmen, Polonyalıların yaklaşık %25’i zaten polexit’i açıkça destekliyor. Sayımız artacak. Polonyalıları bugünkü Brüksel’in ne olduğunu, kimin yönettiğini ve Avrupa Birliği’nin ne anlama geldiğini daha fazla anlatmaya devam edeceğiz. Polexit, er ya da geç gerçekleşecek. Bu sadece bir zaman meselesi” şeklinde yanıt verdi.
CBOS Anket Sonuçları
CBOS’un Ocak 2024 raporuna göre, anket katılımcılarının %82’si Polonya’nın AB üyeliğini destekliyor, %14’ü karşı çıkıyor ve sadece %5’i Polonya’nın AB’den ayrılmasını arzu edilen bir değişim yönü olarak görüyor. CBOS ayrıca, katılımcıların %32’sinin AB’deki mevcut durumun korunmasını, %26’sının ise entegrasyonun daha da derinleştirilmesini istediğini kaydetti.
Kaynak : Gazeta



