Polonya hükümeti 2025’i “deregülasyon yılı” ilan etse de, yasal düzenlemelerin sayısı artmaya devam ediyor. Bu durum, deregülasyonun bir siyasi araç olarak kullanıldığı ve gerçek bir değişimi temsil etmediği eleştirilerini beraberinde getiriyor. Grant Thornton’ın “Hukuk Barometresi” raporuna göre, 2025’te yasal düzenlemelerin toplam sayfa sayısı 2496’ya ulaşarak bir önceki yıla göre %15’lik bir artış gösterdi.
Deregülasyon Kavramının Anlamı ve Yorum Farklılıkları
Deregülasyonun tanımı, farklı bağlamlarda farklı anlamlara gelebiliyor. Temel anlamıyla, deregülasyon, gereksiz veya kusurlu düzenlemelerin ortadan kaldırılmasıdır. Ancak, deregülasyon aynı zamanda, girişimcilerin faaliyetlerini kolaylaştırmaya veya vatandaşların yaşamını basitleştirmeye yönelik adımları da kapsayabiliyor. Bu durumda, deregülasyon sadece mevcut düzenlemelerin kaldırılması değil, aynı zamanda yeniden düzenleme veya yeni düzenlemelerin kabulünü de içerebiliyor.
Hükümetin Deregülasyon Politikası ve Beklentiler
Polonya hükümeti, 2025’i “deregülasyon yılı” olarak ilan etti ve Sejm tarafından kabul edilen onlarca yasayı “deregülasyon yasaları” olarak adlandırdı. Ancak, bu yasal düzenlemelere rağmen, yasal metinlerin toplam sayısı artmaya devam etti. Cumhurbaşkanı tarafından vetolanması nedeniyle yürürlüğe girmeyen bazı yasalar, hükümetin yasal düzenleme hızını yavaşlatmış olsa da, genel eğilim artış yönünde oldu.
Deregülasyonun Siyasi Motivasyonları ve Uygulama Sorunları
Deregülasyonun, hükümetin seçim kampanyası sırasında vaatlerini yerine getirememe ve program boşluğunu doldurma çabasıyla ortaya çıktığı belirtiliyor. Özellikle yaklaşan başkanlık seçimleri öncesinde, deregülasyonun bir “olta” olarak kullanıldığı ve toplumun dikkatini hükümetin başarısızlıklarından uzaklaştırmayı amaçladığı ifade ediliyor. Başbakan Donald Tusk’ın, kısa sürede 120 yasa kabul edileceği yönündeki vaatleri, oksimoron olarak değerlendiriliyor.
“SprawdzaMy” Girişimi ve Sonuçları
Hükümetin “SprawdzaMy” (Kontrol Ediyoruz) adlı girişimi aracılığıyla toplumdan gelen 16 bin deregülasyon önerisi toplandı. Ancak, bir yıl sonra bu önerilerin sadece 139’unun hayata geçirildiği, hatta bazı kaynaklara göre bu sayının 124’e düştüğü belirtiliyor. Bu hayata geçirilen önerilerin büyük çoğunluğunun, sıkı anlamıyla deregülasyon olarak nitelendirilemeyeceği, daha çok yeni düzenlemeler veya mevcut düzenlemelerin değiştirilmiş halleri olduğu vurgulanıyor.
Yasal Süreçteki Sorunlar ve Kurumsal Zayıflıklar
Polonya’daki yasal süreçlerin karmaşıklığı ve istikrarsızlığı uzun süredir devam eden bir sorun olarak görülüyor. Sejm’deki deregülasyon komisyonunun yapısının değiştirilmesi ve diğer komisyonlarla birleştirilmesi, sürecin yavaşlamasına ve deregülasyonun etkisinin azalmasına neden oluyor. Komisyondaki milletvekillerinin kısa görev süreleri ve sürekli değişimi de bu sorunu derinleştiriyor.
Avrupa Birliği’ndeki Düzenleme Fazlalığı ve Çözüm Arayışları
Yasal düzenleme fazlalığı sadece Polonya’da değil, tüm Avrupa’da ciddi bir sorun olarak kabul ediliyor. 2001 yılında yayınlanan Mandelkern Raporu, Avrupa hukukundaki aşırı düzenleme sorununu tanımlamıştı. Ancak, bu rapordan sonra geçen çeyrek yüzyılda somut bir ilerleme kaydedilemedi ve Avrupa Birliği’ndeki düzenleme fazlalığı devam ediyor. Bu durum, Avrupa’nın küresel ekonomik yarışta geride kalmasına katkıda bulunuyor.
Kaynak : GazetaPrawna



