Polonya Yüksek Mahkemesi, hakim Piotr Schab’ın dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin davayı, savcılık başvurusunun yetkisiz bir kişi tarafından yapılması nedeniyle sonuçsuz bıraktı. Karar, Perşembe günü alındı ve kesinleşmedi. Dava, uzun yıllar boyunca yerel mahkemelerin disiplin müfettişi olarak görev yapan Schab hakkında, görevlerini yerine getirmeme ve yetkilerini aşma suçlamalarıyla ilgiliydi. Mahkeme, başvuru sahibinin yetkili olmadığı gerekçesiyle davayı formalite eksikliği nedeniyle kapattı.
### Savcılık Başvurusundaki Yetkisizlik İddiası
Yüksek Mahkeme’nin İdari Sorumluluk Dairesi, savcılık tarafından yapılan dokunulmazlık kaldırma başvurusunun, yetkisiz bir kişi tarafından imzalandığını tespit etti. Daire, bu durumun davanın daha fazla ilerlemesini imkansız kıldığını belirtti. Mahkeme hakimi Maria Szczepaniec, başvuru sahibinin usulsüz olduğunu vurgulayarak, başvuru yetkisinin ilgili makama ait olmadığını ifade etti.
### Dariusz Barski’nin Statüsü Tartışması
Yüksek Mahkeme, Dariusz Barski’nin halen görevde olan bir savcı statüsünde olduğunu ve Ulusal Savcı olarak görev yaptığını teyit etti. Bu karar, savcılık başvurusunun meşruiyeti ve Ulusal Savcı’nın yetkileri konusundaki süregelen tartışmalara dahil oldu.
### Başvurunun Geçersiz Sayılmasının Temeli
Yüksek Mahkeme’nin kararının temelinde, “yetkili bir kurumdan şikayet eksikliği” yer alıyordu. Dokunulmazlık kaldırma başvurusunun, Ulusal Savcılık İçişleri Bölümü Başmüfettişi olarak görev yapan Dariusz Makowski tarafından imzalanması, sorunun kaynağını oluşturdu. Ancak Makowski’nin atanması, Ulusal Savcı Vekili Jacek Bilewicz’in kararıyla yapılmıştı. Yüksek Mahkeme, daha önceki emsal kararlara atıfta bulunarak, Bilewicz’in bu görevi yürütmeye yetkili olmadığını ve bu durumun onun kadro kararlarının meşruiyetini zedelediğini belirtti.
### Prokurörlük Yönetimi Üzerindeki Anlaşmazlık
Yüksek Mahkeme’nin kararı, 2024 başından beri devam eden savcılık yönetiminin meşruiyeti konusundaki anlaşmazlıkla örtüşüyor. Anlaşmazlığın fitilini ateşleyen olay, Adalet Bakanı ve Başsavcı Adam Bodnar’ın, Dariusz Barski’nin görevine iade edilmesini sorgulaması oldu. Ocak 2024’te Barski, görevine dönüşünün yasalara aykırı olduğunu ve herhangi bir hukuki sonuç doğurmadığını belirten bir belge aldı. Bunun üzerine, Ulusal Savcı görevleri Jacek Bilewicz’e devredildi. Daha sonra, Dariusz Korneluk’un kazandığı bir yarışma düzenlendi ve Mart 2024 ortalarında Başbakan tarafından göreve atandı. Ancak, hukuk çevrelerinin ve devlet kurumlarının bir kısmı Barski’yi hala meşru Ulusal Savcı olarak kabul ediyor, bu da farklı yorumlara ve yetki anlaşmazlıklarına yol açıyor.
### Piotr Schab Hakkındaki İddialar ve Disiplin Sorumluluğu Tartışması
Piotr Schab hakkındaki soruşturma, Adalet Bakanlığı tarafından atanan, “ad hoc” müfettişler olarak adlandırılan disiplin soruşturma dosyalarının müfettişe teslim edilmemesiyle ilgiliydi. Savcılık, bu eylemin yasa ihlali teşkil edebileceğini savundu. Schab, bu müfettişlerin atanmasının ve soruşturma yürütme yetkilerinin meşruiyetini sürekli olarak sorguladı. Bu anlaşmazlık, Polonya’daki hakimlerin disiplin sorumluluğu sistemine ilişkin daha geniş bir çatışmanın bir parçasıdır. Schab, 2018’den beri merkezi disiplin müfettişi olarak görev yaptı. 2025 yılında Adalet Bakanlığı, kendisi ve yardımcıları Michał Lasota ve Przemysław Radzik’i görevden aldı. Ancak üçü de bu kararların geçerliliğini kabul etmedi ve yasal dayanağı olmadığını belirtti.
### Yüksek Mahkeme Kararının Yargılamaya Etkisi
Perşembe günkü karar, kesinleşmediği için davayı kesin olarak sonuçlandırmıyor. Ancak, gelecekteki hakimler ve savcılarla ilgili davalarda önemli olabilecek daha fazla usuli tartışmanın yolunu açıyor. Pratikte bu, dokunulmazlık kaldırma başvurusunun yeniden yapılması durumunda, yasal statüsü şüphe uyandırmayan bir organ tarafından hazırlanması gerekeceği anlamına geliyor. Mevcut durumda, savcılık yönetiminin meşruiyeti konusundaki süregelen anlaşmazlık göz önüne alındığında, bu durum zorlu olabilir. Yüksek Mahkeme’nin kararı aynı zamanda, kamu görevlilerini içeren disiplin ve ceza davalarında usuli yönlerin önemini vurguluyor ve yargı içindeki kurumsal çatışmanın, kolluk kuvvetlerinin etkinliğini doğrudan etkilediğini gösteriyor.
Kaynak : GazetaPrawna



