Polonyalı Senatör Kazimierz Ujazdowski, Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki’nin Anayasa Mahkemesi yargıçlarının yeminini kabul etmedeki tutumunu eleştirerek, bunun Anayasa Mahkemesi’ni felç edeceğini ve hukukun üstünlüğüne zarar vereceğini öne sürdü. Ujazdowski, Cumhurbaşkanı’nın yetkilerini aştığını ve siyasi kontrol amacıyla Anayasa Mahkemesi’ni etkisiz hale getirmeye çalıştığını vurguladı. Muhalefet, yasal olmayan yollara başvurmadan hukukun üstünlüğünü savunurken, Anayasa Mahkemesi’nin işlerliğini sağlamak için yeni bir anayasa düzenlemesi öneriliyor.
Cumhurbaşkanı’nın Anayasa’yı Kötüye Kullanma İddiası
Senatör Kazimierz Ujazdowski, Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki’nin Anayasa Mahkemesi yargıçlarının yeminini kabul etmedeki yaklaşımının, sadece Anayasa’yı kötü niyetle uygulamakla kalmayıp, aynı zamanda hukuken kendisine ait olmayan bir yetkiyi gasp ettiğini belirtti. Ujazdowski, bu durumun Anayasa Mahkemesi’nin işleyişini durma noktasına getireceğini ve hukuki bir kaosa yol açacağını vurguladı.
Seçilen Yargıçların Yemin Edememesi Durumu
Cumhurbaşkanı’nın, Sejm tarafından seçilen altı yargıçtan sadece ikisinin yeminini kabul etmesi, hükümetin manevra alanını sıfıra indirgiyor. Bu durum, Anayasa Mahkemesi’nin dondurulması anlamına geliyor. Cumhurbaşkanı’nın bu tutumu, hukukun üstünlüğüne zarar verme potansiyeli taşıyor.
Anayasa Mahkemesi’nin İşlerliği Tartışması
Anayasa Mahkemesi’nin 11 üyeyle mi yoksa 15 üyeyle mi karar verebileceği konusunda görüş ayrılıkları bulunuyor. Ancak, eksik kadroyla çalışabilen Anayasa Mahkemesi’nin, yemin etmeyen yargıçların görevlerine başlamasını engellemek için bir gerekçesi bulunmuyor.
Yargıçların Yeminsiz Göreve Başlama Senaryosu
Yargıçların, Cumhurbaşkanı tarafından yemin etmelerine rağmen Anayasa Mahkemesi’ne girmeleri ihtimali gündeme geliyor. Ancak, bu durumun hukuka aykırı ve güç kullanılarak gerçekleştirilecek bir senaryo olacağı belirtiliyor. Anayasa’yı savunmak için hukuka aykırı yollara başvurulmaması gerektiği vurgulanıyor.
Hukukun Üstünlüğünü Koruma Çağrısı
Eski Başbakan Grzegorz Schetyna, siyasetçilerin “normalleşmeyi sağlaması” gerektiğini belirtiyor. Ancak, bu durum farklı yorumlanıyor. Hukukun üstünlüğüne saygı gösterilmesi gerektiği ve Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ile Hukuk ve Adalet Partisi’nin hukuka aykırı davranışlarının eleştirildiği kadar, muhalefetin de aynı şekilde davranması gerektiği vurgulanıyor. Yeminsiz Anayasa Mahkemesi’ne girme girişiminin “normalleşme” değil, büyük bir krize yol açacağı öngörülüyor.
Anayasa Mahkemesi’nin Yapısı ve Siyasi Müdahaleler
Hukuk ve Adalet Partisi (PiS), öncelikle Anayasa Mahkemesi’ni zayıflatmış, ardından da kontrol altına almıştır. Günümüzde Anayasa Mahkemesi, işlevsiz bir kurum haline gelmiş ve Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki’nin tutumu değişmediği sürece, siyasi çoğunluğun çabalarıyla iyileştirilmesi mümkün görünmüyor. Platform Obywatelska (Sivil Platform) partisinin de “yedek” yargıçlar konusundaki sorumluluğu bulunuyor.
Anayasa Mahkemesi’nin Geleceği ve Olası Çözüm Önerileri
Anayasa Mahkemesi’nin kararları siyasi müdahaleler nedeniyle yayınlanmıyor. Bu durum, hem imajsal hem de yapısal bir felaket olarak değerlendiriliyor. Anayasa Mahkemesi’nin bağımsızlığının yeniden tesis edilme umudu azalıyor. Cumhurbaşkanı’nın 6 yargıcın yeminini kabul etmesi durumunda, kararların yayınlanmasının talep edilebileceği belirtiliyor. Ancak, bir sonraki fırsatın 2030 yılına kadar ertelenebileceği düşünülüyor.
Cumhurbaşkanı’nın Anayasa’yı Kötüye Kullanma Biçimleri
Cumhurbaşkanı’nın, Sejm tarafından seçilen tüm yargıçların yeminini kabul etmemesi, anayasal bir görevi yerine getirmemesi anlamına geliyor. Bu durum, Cumhurbaşkanı’nın yetkilerini genişletme ve siyasi gücünü artırma çabası olarak değerlendiriliyor. Cumhurbaşkanı’nın bu tür uygulamaları sürdürmesi, devletin işleyişini engelleyebilir.
Anayasa’nın İşlevselliği ve Sorumluluk
Anayasa mekanizması, kurum yöneticilerinin hukukun harfine ve anayasal geleneklere saygı göstermesi durumunda etkili bir şekilde işler. İyi bir devlet kültürü eksikliği, anayasaya zarar verir. Anayasa, otomatik olarak işleyen bir makine değildir; siyasetçilerin, memurların ve yargıçların sürekli sorumluluk almasını gerektirir.
Yeni Bir Anayasa Düzenlemesi İhtiyacı
Krizden çıkış için, mevcut Anayasa Mahkemesi’nin kaldırılması ve 2028 seçimlerinden sonra yeni bir mahkemenin kurulması öneriliyor. Bu yeni mahkemenin, Fransa modeline göre, Cumhurbaşkanı, Sejm ve Senato tarafından seçilen beş yargıçtan oluşması öngörülüyor. Bu sayede, hiçbir tarafın Anayasa Mahkemesi’ni ele geçirme olasılığı ortadan kalkacaktır. Ancak, anayasa değişikliği için gerekli olan çoğunluğun sağlanması zor görünüyor.
Kaynak : GazetaPrawna



