Varşova Şehri Bölge Mahkemesi, Adalet Bakanlığı’nın sendik Marcin Kubiczek’in lisansını askıya alma kararının, kendisini Getin Noble Bank ve Idea Bank iflas süreçlerindeki görevinden otomatik olarak ayırmayacağına hükmetti. 8 Mayıs 2026 tarihli kararda, görev değişikliği için İflas Kanunu uyarınca ayrı bir mahkeme kararının gerekliliği vurgulandı. Bu hukuki gelişme, mevcut işlemlerin geçerliliğini koruduğunu ortaya koyarken, bakanlık ile yargı arasındaki yetki sınırlarını yeniden gündeme taşıdı. ⚖️
Lisans Askıya Alındı Ancak Görev Sürüyor
Adalet Bakanlığı’nın, Getin Noble Bank ve Idea Bank iflas süreçlerini yöneten tanınmış sendik Marcin Kubiczek’in lisansını askıya almasının ardından hukuki bir tartışma başladı. Ancak 8 Mayıs 2026 Cuma günü iflas mahkemesi, Marcin Kubiczek’in Getin Noble Bank sendiki olarak görevine devam ettiğini bildirdi. 🏛️
Varşova Şehri Bölge Mahkemesi, İflas Kanunu’nun 170. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, sendikin değiştirilmesine dair henüz resmi bir karar verilmediği için Kubiczek’in görevini sürdürdüğünü belirtti.
Görevden Ayrılma Sürecindeki Üç Farklı Hukuki Yol
Mahkeme, bir sendikin görevini nasıl kaybettiği konusundaki üç ayrı hukuki mekanizmayı net bir şekilde birbirinden ayırdı. Birincisi, ölüm veya tam hukuki ehliyet kaybı gibi durumları kapsayan ve kanun gereği kendiliğinden gerçekleşen görevin sona ermesidir.
İkincisi, yeniden yapılandırma danışmanı lisansının askıya alınması gibi durumları kapsayan sendik değişikliğidir; bu senaryoda mahkeme tarafından ayrı bir karar verilmesi şarttır. Üçüncü mekanizma ise görevlerin ciddi şekilde ihlal edilmesi nedeniyle sendikin görevden alınmasıdır.
Bu ayrım sonucunda mahkeme, lisansın askıya alınmasının tek başına sendiklik görevini otomatik olarak sona erdirmediği sonucuna varmıştır.
Yargı Bağımsızlığı ve Güçler Ayrılığı Vurgusu
Mahkeme gerekçesinde, kanun koyucunun böyle bir otomatik etkiyi hedefleseydi bunu açıkça belirteceğini, dolayısıyla genişletici yorum yapmanın kabul edilemez olduğunu vurguladı. Bu durum, sendiklik görevinden ayrılmanın ancak mahkeme kararıyla mümkün olduğu anlamına gelmektedir. Bu süreye kadar tüm işlemler geçerli kalmaya devam edecektir.
Law City hukuk bürosundan avukat Hanna Górska, kararın detaylarını bu şekilde aktardı.
Bakanlık Kararı ve Hukuki Çelişkiler
Mahkeme tarafından yayınlanan emir, Adalet Bakanlığı’nın iddialarının haksız olduğu anlamına gelmemektedir. Ancak bakanlığın öne sürdüğü birçok iddianın daha önce iflas mahkemesi ve komiser hakim tarafından incelendiği dikkat çekmektedir.
Hakim, gerekçesinde bakanın eylemlerinin güçler ayrılığı ilkesiyle hipotetik bir çatışma içinde olduğuna işaret etti. Ayrıca, lisansın askıya alınmasına ilişkin bakanlık kararının henüz kesinleşmediği ve eyalet idare mahkemesinin denetimine tabi olduğu belirtildi. Avukat Hanna Górska, bakanın lisans askıya alma işlemini dayandırdığı iddiaların büyük ölçüde incelendiğini ve sendikin görevden alınması için yeterli temel bulunmadığını bildirdi.
Alacaklar ve Gelecek Stratejiler Üzerindeki Etkiler
Mevcut durumda dava süreçleri değişmeden kalmaya devam etmektedir. Tüm bildirilen alacaklar, mahsuplar ve iflas sürecinde gerçekleştirilen işlemler geçerliliğini korumaktadır.
Sendik değişikliği sürecinin yavaş ilerleyeceği öngörülmektedir. Mahkeme, “aşırı ve haksız bir aceleyle” hareket etmeyeceğini; dosya analizi, açık duruşma ve Alacaklılar Konseyi’nin dinlenmesi gibi süreçlerin günlerle değil, haftalar veya aylar süreceğini açıkladı.
Kararın en kritik noktalarından biri ise, olası bir yeni sendikin, mevcut sendike yöneltilen suçlamaları tekrarlama riski taşımadan hareket etmesi gerektiği yönündeki uyarıdır. Mahkeme, sözleşmelerin kesin olarak iptal edilmesinden sonra “frankowiczler”e karşı toplu dava açma stratejesini onaylamadığını ve bu yaklaşımın, yeni bir sendik atanması durumunda da geri dönmeyebileceğini işaret etmiştir. ⚖️
Kaynak : GazetaPrawna



