Ailevi yukumluluklerin miras ve sakli pay haklarina etkisi 69461

Ailevi Yükümlülüklerin Miras ve Saklı Pay Haklarına Etkisi

Leh hukukunda, ailevi yükümlülüklerin ısrarlı bir şekilde yerine getirilmemesi, mirasçının hem mirastan hem de saklı pay haklarından mahrum bırakılmasına yol açabilmektedir. Miras bırakan, vasiyetname aracılığıyla mal varlığını dilediği gibi paylaştırabilse de, eş, çocuklar ve ebeveynler gibi yasal hak sahiplerinin saklı pay taleplerini ancak “mirasçılıktan çıkarma” kurumuyla engelleyebilmektedir. Ayrıca, Kasım 2023’te güncellenen mevzuatla birlikte, mahkeme kararıyla mirasçının “mirasa layık olmaması” durumuna ilişkin kriterler genişletilmiştir. İstisnai durumlarda ise toplumsal yaşam ilkeleri çerçevesinde saklı pay oranlarının düşürülmesi mümkün olabilmektedir.

Mirasçılıktan Çıkarma ve Ailevi Yükümlülükler

Miras bırakan, mal varlığını kendi iradesi doğrultusunda paylaştırmak için vasiyetname düzenleyebilir. Ancak bu durum; eş, çocuklar (torunlar ve sonraki altsoylar) ile yasal mirasçılık hakkı bulunan ebeveynlerin saklı pay taleplerini ortadan kaldırmaz. Miras bırakanın, belirli yakınlarını saklı pay haklarından dahi mahrum bırakmasını sağlayan hukuki mekanizma mirasçılıktan çıkarma kurumudur.

Kodeks cywilny (Medeni Kanun), mirasçılıktan çıkarma nedenlerini belirlemiştir. Bu nedenlerden biri, saklı paya hak kazanan kişinin, miras bırakanla olan ailevi yükümlülüklerini ısrarlı bir şekilde yerine getirmemesi durumudur. ⚖️

Süreklilik Şartı ve Yargı Kararları

İlgili düzenlemeler uyarınca, ailevi yükümlülüklerin ihmalinin tek bir eylemden ibaret olmaması; bu durumun “ısrarlılık” şartını karşılayacak kadar çok kez tekrarlanmış veya uzun süreli olması gerekmektedir. Kodeks cywilny, ailevi yükümlülüklerin yerine getirilmemesini kesin bir şekilde tanımlamadığından, her vaka farklı değerlendirilmekte ve mahkeme kararları yol gösterici olmaktadır.

Mirasçılıktan çıkarmanın geçerli olabilmesi için vasiyetnamede belirtilen nedenin gerçekte mevcut olması gerekir. Miras bırakan, affettiği bir kişiyi saklı paydan mahrum bırakamaz.

Mirasa Layık Olmama Durumu

Mirasçılıktan çıkarma ile benzer sonuçlar doğuran bir diğer kurum ise mirasa layık olmama (niegodność dziedziczenia) durumudur. Bu mekanizma ile de potansiyel mirasçı, hem mirastan hem de saklı paydan mahrum bırakılabilir. Ancak iki çözüm arasında temel bir fark vardır: Mirasa layık olmama kararı, miras bırakanın ölümünden sonra, bu konuda menfaati olan bir kişinin başlatacağı dava sonucunda mahkeme tarafından verilir.

Uzun yıllar boyunca bu konuda üç kriter bulunurken, Kasım 2023’te yürürlüğe giren miras hukuku değişiklikleriyle bu sayı beşe çıkarılmıştır. Yeni kurallar esas olarak 15 Kasım 2023 tarihinden sonra meydana gelen durumlar için geçerlidir.

Güncel düzenlemelere göre bir mirasçı, şu yükümlülükleri yerine getirmekten ısrarla kaçındığı takdirde mahkemece mirasa layık görülmeyebilir: Miras bırakanın bakım yükümlülüğü (özellikle ebeveyn hakları, vesayet, koruyucu ailelik, eşlerin karşılıklı yardım yükümlülüğü veya ebeveyn ve çocuğun karşılıklı saygı ve destek yükümlülüğü) ve mahkeme kararı, uzlaşma veya sözleşme ile belirlenmiş nafaka yükümlülüğü.

Bu durum otomatik olarak gerçekleşmez; ispat yükü davayı açan kişiye (örneğin diğer bir mirasçıya) aittir. Davanın, nedenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl içinde, ancak her halükarda miras bırakanın ölümünden itibaren üç yıl geçmeden açılması gerekir. Miras bırakanın affetmiş olması durumunda, mirasçı mirasa layık olmayan kişi olarak kabul edilemez. 🏛️

Toplumsal Yaşam İlkeleri ve Saklı Payın Azaltılması

Mevzuatta açıkça belirtilmese de yargı kararlarında, Kodeks cywilny’nin 5. maddesinde yer alan toplumsal yaşam ilkeleri uyarınca saklı payın düşürülmesinin mümkün olduğu görüşü sıklıkla dile getirilmektedir. Ancak Sąd Najwyższy (Yüksek Mahkeme), bu çözümün yalnızca istisnai durumlarda uygulanabileceğini vurgulamaktadır.

Örneğin; annesinin vasiyetnamesinde görmezden gelinip tüm mirasın kız kardeşi Magdalenie bırakılan Pani Agata, saklı pay için dava açmıştır. Teyzesi Magdalena ise, Pani Agata’nın annesi hastayken onunla ilgilenmediğini ve yıllarca ziyaret etmediğini belirterek Kodeks cywilny’nin 5. maddesine dayanmış ve payın düşürülmesini talep etmiştir. Bu tür vakalarda saklı payın düşürülmesi için gerçek bir neden olup olmadığına mahkeme karar verir.

Sonuç

Miras ile ilgili her davanın somut olayların özelliklerine göre şekillendiği ve mahkeme kararlarının farklılık gösterebileceği unutulmamalıdır. Bu süreçlerde profesyonel bir vekilden, avukat veya hukuk danışmanından yardım alınması önem arz etmektedir. 📝

Kaynak : GazetaPrawna

Previous Article

Młodzieszyn Polisleri Yola Çıkan Kunduzu Güvenli Bölgeye Tahliye Etti

Next Article

Polonya-Rusya Sınırı Yakınında Tanımlanamayan Gözlem Drone'u Tespit Edildi