PiS, “Myśląc Polska – Alternatywa 2.0 – Samorząd przyszłości” başlıklı program tartışmasında yerel yönetimlerin finansman sorunlarını ve merkezi hükümetin sorumluluklarını ele aldı. Parti lideri Kaczyński ve Przemysław Czarnek, özellikle küçük yerleşim yerlerinin mali desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak, CIT ve çok uluslu şirket vergilerinden yerel yönetimlerin payının artırılmasını öngören reformlar vaat etti. Öte yandan, Maliye Bakanlığı ve NIST verileri, 2025 yılı itibarıyla yürürlüğe giren yeni gelir yasasıyla birlikte yerel yönetimlerin mali durumunda genel bir iyileşme kaydedildiğini gösteriyor.
Yerel Yönetimlere Merkezi Destek Gerekliliği
PiS tarafından “Myśląc Polska – Alternatywa 2.0 – Samorząd przyszłości” başlığıyla düzenlenen program tartışmasında yerel yönetimlerin finansmanı temel konulardan biri oldu. Prawa i Sprawiedliwości lideri Kaczyński, özellikle küçük yerleşim yerlerindeki yerel yönetimlerin mali desteğe ihtiyaç duyduğunu belirtti. ⚖️
Yerel yönetimlerin devlet mekanizmasının bir parçası olduğunu vurgulayan Kaczyński, merkezi yönetimin eğitim ve sağlık gibi alanlardaki görevlerin yerine getirilmesinde yerel yönetimleri desteklemekle yükümlü olduğunu ifade etti. Devletin yerel yönetimlere görevler atadığını ancak bunları gerçekleştirmek için yeterli kaynak sağlamadığını belirten Kaczyński, PiS’in yerel toplulukların gelişim ve destek modeline geri döneceğini sözü verdi.
Anayasal Haklar ve Finansal Baskılar
Tartışmaya katılan partinin başbakan adayı Przemysław Czarnek, anayasa temelinde yerel yönetimlerin rolü ve yetkisinin gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Anayasada yerel yönetimlerle ilgili 10 hüküm bulunduğunu ancak bunların tamamının uygulanmadığını savunan PiS Başkan Yardımcısı, özellikle yerel yönetim birimlerine kamu gelirlerinden görevlerine uygun pay sağlanmasını öngören 167. maddeye dikkat çekti.
Czarnek, bu hükmün yalnızca 2015-23 yılları arasındaki PiS döneminde bir şekilde uygulandığını, günümüzde ise durumun “bir gülünçlük” haline geldiğini öne sürdü. Yerel yönetimlerde eğitim ve sağlık harcamaları için kaynak eksikliği yaşandığını belirten Czarnek, yönetimlerin kendi bütçelerinden ekleme yapmak zorunda kaldığını ve bunun yatırımları kısıtladığını ifade etti.
Przemysław Czarnek’e göre, bu mali darboğaz yerel yöneticileri “rüzgar türbini lobistlerinin” baskısına boyun eğmeye zorluyor. 🌬️ Roztocze gibi doğal güzelliğe sahip bölgelere 230 metre yüksekliğinde türbinlerin dikilmesinin anlamsız olduğunu bilseler dahi, yöneticilerin herhangi bir projeyi hayata geçirebilmek için bütçelerine yıllık birkaç yüz bin zloty eklemek adına bu yola başvurduklarını açıkladı.
PiS’in Öngördüğü Mali Reformlar
PiS, yerel yönetim birimlerinin finansman yasasında reform projeleri sunmayı planlıyor. Czarnek, yerel yönetimlerin CIT vergisi, büyük mağaza zincirlerinin gelirleri ve yabancı konsernlerden alınan vergilerdeki payının kesin olarak artırılması gerektiğini belirtti.
Büyük şehir merkezleri yerine her şehir ve belediyenin değerli olduğu “polisantrik politika”ya dönme gerekliliğini vurgulayan Czarnek, “Yerel yönetim güçlü olmalı, çünkü bu olmadan güçlü bir Polonya olmaz” dedi.
Sağlık Sistemi ve İlçe Hastanelerindeki Kriz
İlçe hastaneleri ve operasyonlardaki limit aşımı (nadwykonania) konusuna da değinen PiS Başkan Yardımcısı, Tusk hükümetinin temsilcisi Berek’in, belirlenen limitlerin üzerindeki operasyonların “dürüstçe olmadığını” savunduğunu iddia etti. Czarnek, hastaneye gelen hastanın mevcut hastalığının “limit aşımı” olarak nitelendirilemeyeceğini ve hastaya bir yıl sonra gel denilemeyeceğini belirterek, bu görevlerin tamamen devlet tarafından finanse edilmesi gerektiğini savundu. 🏥
Sağlık bütçesini ve NFZ’yi yöneten devletin, NFZ aracılığıyla ilçeleri şantajla tehdit ettiğini, hak taleplerinin %95’inden vazgeçmeleri karşılığında küçük ödemeler teklif edildiğini ve aksi takdirde denetimlerle baskı kurulduğunu iddia etti.
Polonya’da Yerel Yönetim Finansmanının Güncel Durumu
Polonya’daki Yerel Yönetim Birimlerinin (JST) finansman sistemi, 1 Ocak 2025’ten itibaren yürürlüğe giren yeni gelir yasasına dayanmaktadır. Bu belgeye göre JST’lerin temel gelir kaynağı vergi gelirleridir ve devlet bütçesinden gelen sübvansiyonlar tamamlayıcı niteliktedir. Yeni düzenleme ile “yerel yönetim biriminin finansal ihtiyaçları” kavramı getirilmiş olup; sübvansiyon miktarları dengeleyici, eğitim, kalkınma, ekoloji ve tamamlayıcı ihtiyaçların toplamına göre belirlenmektedir.
Maliye Bakanlığı verilerine göre, yerel yönetim birimlerinin 2025 yılı bütçeleri, 30,679 milyar zloty tutarındaki planlanan açığa karşın, toplamda 1,819 milyar zloty bütçe fazlası ile kapanmıştır. Bakanlığın Mart ayında açıkladığı verilere göre toplam gerçekleşen gelirler 468,2 milyar zloty (%98,6 plan gerçekleşme), harcamalar 466,39 milyar zloty (%92,3 plan gerçekleşme) ve kamu borcu kapsamında değerlendirilen yükümlülükler ise 115,5 milyar zloty olarak kaydedilmiştir.
NIST Analizi ve Sektörel Veriler
Narodowy Instytut Samorządu Terytorialnego (NIST) tarafından yapılan analiz, yeni JST gelir yasasının ilk uygulama yılında, 2024 yılına kıyasla mali durumun iyileştiğini ortaya koymuştur. Enstitüye göre, 2800’den fazla birimin yalnızca %2,5’i (yaklaşık 70 birim) reel gelir kaybı yaşamıştır; bu grubun yarısını voyvodalık yönetimleri, sekizini ise ilçeler oluşturmaktadır.
Kırsal belediyelerde reel gelirler ortalama %12’den fazla, voyvodalık merkezlerinde ise %4’ün biraz üzerinde artmıştır. Rapor, en yoksul belediyelerin beşte birinde reel gelir artışının %14’ü aştığını, en zenginlerin onda birinde ise bu oranın %8’de kaldığını belirterek, zengin birimlerin kayırıldığı tezini reddetmektedir.
Benzer bir eğilim birim büyüklüklerine göre de gözlemlenmiştir; 3 bin nüfusun altındaki en küçük belediyeler yaklaşık %16, 50 bin nüfusun üzerindeki büyük şehirler ise %10’un altında kazanç sağlamıştır. Rapor yazarları, belediyeler arasındaki farkların azalmasıyla ilgili bu iyimser tablonun kısmen “yasal geçiş mekanizmalarının” sonucu olabileceğini ve gelecek yıllarda doğrulanması gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca, genel olarak olumlu görünümün, yerel yönetim gelirlerine ilişkin sınırlı özerklik ve eğitimin sürekli yetersiz finanse edilmesi gibi daha önce belirtilen sistemik sorunları ortadan kaldırmadığına işaret edilmiştir.
Kaynak : Gazeta



