Avrupa Birliği Adalet Divanı (TSUE) Başsavcısı Daniel Spielmann’ın sunduğu yeni görüş, Polonya’daki kredi sözleşmelerine dair hukuki süreçleri kökten değiştirebilir. Eğer TSUE hakimleri bu görüşü kabul ederse, mahkemeler tüketici tarafından belirtilmeyen ihlalleri dahi kendiliğinden incelemekle yükümlü hale gelecek. Bu durum, hem krediler üzerindeki denetimi artıracak hem de mahkemelere intikal eden dosya sayısında potansiyel bir artışa yol açarak finans sektörü üzerinde yeni bir baskı unsuru oluşturacaktır.
Dava Konusu ve Beklentiler
C-831/24 sayılı “Machski” davası, 2017 yılında imzalanan yaklaşık 133 bin zloti tutarındaki bir tüketici kredisini konu alıyor. Kredi borçlusu, bankanın AB ve yerel hukuk kapsamındaki bilgilendirme yükümlülüklerini yerine getirmediğini öne sürerek, faiz, komisyon ve sigorta primlerini içeren yaklaşık 43,5 bin zloti tutarında bir iade ve “ücretsiz kredi” yaptırımının uygulanmasını talep etti. Bialystok Bölge Mahkemesi, konunun kapsamını belirlemek adına TSUE’ye ön karar başvurusu yöneltti.
Başsavcı Daniel Spielmann, mahkemenin yalnızca tüketicinin işaret ettiği ihlallerle sınırlı kalmaması gerektiğini, 2008/48/WE sayılı Tüketici Kredisi Direktifi’nin 10. maddesinin 2. fıkrasında yer alan bilgilendirme yükümlülüklerini resen incelemesi gerektiğini belirtti.
Kredi Sözleşmelerinde Yeni Denetim Standartları
Eğer TSUE bu görüşü onaylarsa, mahkemelerin kredi sözleşmelerine bakışı değişecektir. Karolina Pilawska (Pilawska Zorski Adwokaci), bu yükümlülüğün kredi borçlusunun profesyonel hukuk desteği alıp almadığına bakılmaksızın uygulanacağını vurguluyor. Tüketicinin finansal kuruluş karşısında zayıf taraf olduğu varsayımı, mahkemelerin sözleşmeleri çok daha kapsamlı bir şekilde denetlemesini zorunlu kılıyor.
Yargı ve Sektör Üzerindeki Etkiler
Polonya Yüksek Mahkemesi, III CZP 15/25 sayılı dosyasında bu kararı beklerken, bankacılık sektörü gelişmeleri yakından izliyor. Związek Banków Polskich (ZBP), başsavcı görüşünün henüz nihai bir hüküm olmadığını ve her davanın kendi içinde değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatarak, söz konusu uchybienie (ihlal) ile tüketicinin karar verme süreci arasındaki bağın kritik olduğunu savunuyor.
Piyasa uzmanları, TSUE’nin olası bir onayı durumunda, tüketicilerin sözleşmeleri daha sık sorgulayacağını ve bankaların mevcut sözleşme taslaklarını yeniden analiz etmek zorunda kalacağını belirtiyor. Adalet Bakanlığı ise, artması beklenen dava yükü nedeniyle elektronik yargılama süreçleri üzerinde çalışmalarını sürdürüyor.
Kaynak : GazetaPrawna



