Waldemar Żurek, Devlet Yüksek Mahkemesi’ndeki bir olaydan duyduğu utancı dile getirdi. Burayı ‘adalet mabedi’ olarak adlandırdıklarını, ancak mahkemede üzücü ve rahatsız edici görüntülerin yaşandığını belirtti. Mahkemede ülkenin en iyi avukatlarının bulunduğunu vurguladı.
Olayın Konteksi ve Katılımcılar
3 Eylül Çarşamba günü, Trybunał Stanu odünen toplantıda 12 yargıç üç kişilik bir komitenin kararıyla toplantı salonuna girmediler.
Komitenin üyeleri Piotr Andrzejewski, Piotr Sak ve Józef Zych’ti. Prokuratura, Małgorzata Manowska’nın immunitetini kaldırmayı talep etmişti. Gözlemlenen yargıçlar yalnızca seyirci olarak hizmete sunuldu.
Ministerin Açıklamaları
Waldemar Żurek, “Tüm ülke, davranışları dengesiz bir adamı izledi: kolacında oturan bir meslektaşının sandalyesini devirdi. Bu, benim için şaşırtıcı bir durum” diye vurgu yaptı.
İfadelerine “Bir olayın, adalet sistemimizi zarar veren bir durum içinde parçalanması” dokunuşu ekledi. “Trybunał Stanu, Cumhuriyetin Hücumunu Acıttı” diyerek, bütün kurumların olumsuz etkilenmesinden endişe duydu.
Salonda Sözlüğü Karşılaşması
Piotr Andrzejewski, o sırada toplantının başkanı olarak oylamayı engelledi ve ‘Do cho***, lütfen susun’ diyerek adaletin kültürünü korumaya çalıştı. Aynı zamanda sabahın 14.30’sinde, cabuk şiddetli olarak misafirlere şans tanımadan toplantıyı 22 Eylül’e erteledi.
Etkileri ve Yara
Bu etki, Türkiye’nin “Trybunał Konstytucyjny’nin, Krajowa Rady Sądownictwa’nın, Sąd Najwyższy’ın, bir bütün olarak corrupt” olarak bahsi geçen önemli kurumları tahribatından akla geliyor. Şirket, gölge adil bir ortamda yapılabilecek, haksız çalışan kurumlarımızı ortadan kaldırma gerekliliğini vurgu yaptı.



