Avrupa Birliği Adalet Divanı (TSUE), Polonya’daki tartışmalı Ulusal Yargı Konseyi (KRS) aracılığıyla atanan “neo-hakimler”in statüsünün sorgulanmasının, atama sürecindeki usulsüzlükler nedeniyle otomatik olarak geçersiz sayılmaması gerektiğine karar verdi. Ancak Divan, ulusal mahkemelerin hakimlerin atanma sürecinin yasallığını ve bağımsızlık ile tarafsızlık gerekliliklerini denetleme yetkisinin korunması gerektiğini vurguladı. Karar, Polonya yargısının sistemik sorunlarına ve siyasi etkisine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Uzmanlar, kararın Polonya’daki mevcut yargısal uygulamaları önemli ölçüde değiştirmeyeceğini belirtiyor.
Polonya Poznań Bölge Mahkemesi’nin Başvurusu Üzerine Karar
Avrupa Birliği Adalet Divanı (TSUE), 24 Mart Salı günü, Polonya Poznań-Stare Miasto Bölge Mahkemesi tarafından yapılan ön karar taleplerini değerlendirdi. Talep, 2017 sonrası dönemde oluşturulan Ulusal Yargı Konseyi (KRS) aracılığıyla atanan “neo-hakimler” olarak adlandırılan hakimlerin statüsünün sorgulanabilirliği konusuna odaklanıyordu.
Hakimlerin Statüsü ve Ulusal Mahkemelerin Rolü
TSUE, hakimlerin yalnızca usulsüz bir süreçle KRS aracılığıyla atanmış olmaları nedeniyle statülerinin sorgulanamayacağına hükmetti. Ancak Divan, ulusal mahkemelerin hakimlerin atanma sürecinin yasallığını kontrol etme ve atamanın yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili gereksinimleri karşılayıp karşılamadığını denetleme yetkisinin güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.
Kararın Değerlendirilmesi: Dönüm Noktası Değil
Gazeta.pl ile konuşan Michał Wawrykiewicz, “Bu kararda çığır açıcı bir durum yok. 2020 yılında Yüksek Mahkeme’nin birleşik dairelerinin kararıyla çizilen yolu izliyor ve daha önceki, 19 Kasım 2019 tarihli Avrupa Birliği Adalet Divanı kararına dayanıyor” dedi.
Polonya Yargısının Sistemik Sorunları Vurgulanıyor
TSUE, bu kararda bir kez daha Polonya yargısının sistemik ve çok yönlü tahribatını vurguladı. Neo-KRS’nin bağımsızlık standartlarını karşılamadığı ve yürütme ve yasama organlarından bağımsız olmadığına dikkat çekildi. Ayrıca, kararda Polonya Anayasa Mahkemesi’ne de değinilerek, Polonya hakimlerinin Julia Przyłębska ve Bogdan Święczkowski liderliğindeki Anayasa Mahkemesi’nin tespitlerini göz ardı ederek neo-hakimleri AB hukuk standartlarına göre değerlendirebilecekleri belirtildi.
İstinaf Dairesi ve Kamu Davaları Dairesi’ne Yönelik Karar
TSUE ayrıca, Yüksek Mahkeme’nin Olağanüstü Kontrol Dairesi ve Kamu Davaları Dairesi’nin statüsüne de değindi. Wawrykiewicz, “TSUE, hakimlerin bu dairelere istinaf başvurusu göndermek zorunda olmadıklarına hükmetti, çünkü bu daire AB mevzuatında tanımlanan standartlara göre bir mahkeme olarak kabul edilmiyor” şeklinde konuştu.
Karol Nawrocki’ye Çağrı: Sistemik Bir Düzenleme Beklentisi
Kararın, Polonya makamlarına, özellikle de Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki’ye yönelik bir çağrı içerdiği belirtildi. Wawrykiewicz, “TSUE, Polonya’daki mahkemelerdeki durumu, hem KRS hem de neo-hakimlerle ilgili olarak sistemik bir şekilde düzenlemeyi istiyor. Yasama ve yürütme organları görevlerini yapıyor, yasaları hazırlıyor ve kabul ediyor, ancak bunlar Andrzej Duda tarafından daha önce, şimdi ise Karol Nawrocki tarafından engelleniyor. TSUE, Polonya yargısını düzenlemek istiyorsanız, sistemik yasaları kabul etmeniz ve Karol Nawrocki’nin bunu engellememesi gerekiyor” dedi.
Polonya’daki Yargı Kararları ve TSUE Kararı
Gazeta.pl’nin görüştüğü bir kaynak, Polonya mahkemelerinin KRS’nin atanma sürecindeki usulsüzlüğü uzun süredir kararlarına yansıttığını belirtti. Yüksek Mahkeme ve İdari Yüksek Mahkeme düzeyinde neo-hakim atamalarının otomatik olarak geçersiz sayıldığını, yerel mahkemelerde ise ek bir bireysel değerlendirme yapıldığını ifade etti. Kaynak, TSUE’nin en son kararının bu konuda bir değişiklik yaratmayacağını vurguladı.
Kaynak : Gazeta



