Site icon Polonya Haber

AB Adalet Divanı, Polonyalı Hakimin Tarafsızlığı Değerlendirmesinde Usule İlişkin Şartları Öne Çıkardı

ab adalet divani polonyali hakimin tarafsizligi degerlendirmesinde usule i liskin sartlari one cikardi 54814

Polonyalı bir girişimci, bir hizmet sözleşmesinden kaynaklanan ödeme talebi davasında, 2018 sonrası Krajowa Rada Sądownictwa (Ulusal Yargı Konseyi) tarafından atanan bir hakimin davadan çekilmesini talep etti. Girişimci, hakimin atanma sürecinin statüsünü zedelediğini savundu. AB Adalet Divanı (TSUE), hakimin atanma sürecindeki usulsüzlüklerin tek başına tarafsızlığını ortadan kaldırmayacağını, tüm koşulların kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini hükmetti. Karar, Polonya’daki “neo-hakimler” tartışmasında yeni bir boyut kazandırırken, siyasi yorumlara da yol açtı.

Girişimcinin İstekleri ve Dava Süreci

Bir girişimci, bir hizmet sözleşmesinden kaynaklanan ödeme talebi davasında görev alan hakimin çekilmesini talep etti. Girişimci, hakimin Krajowa Rada Sądownictwa (KRS) tarafından 2018 sonrası dönemde atandığını ve bu durumun hakimin statüsünü zedelediğini ileri sürdü. Ayrıca, “neo-hakimler” olarak adlandırılan hakimlerin kararlarının bazı hukuk çevreleri tarafından sorgulandığını belirtti. Girişimci, davayı karara bağlayacak diğer hakimlerin de, KRS’nin yeni yapısı tarafından atanan hakimler olması durumunda çekilmesini talep etti.

TSUE’ye Yapılan Başvuru ve Sorulan Sorular

Poznań-Stare Miasto Bölge Mahkemesi, hakimin çekilmesi talebiyle ilgili olarak 2021 yılında TSUE’ye başvuruda bulundu. Mahkeme, tek üyeli bir heyette görev yapan ve atanma süreci şüphe uyandıran bir kişinin, “yasayla önceden kurulmuş bir mahkeme” şeklindeki AB gerekliliğini karşılayıp karşılamadığını sordu. Ayrıca, atama sürecinde yasa ihlalleri tespit edilmesi halinde, “neo-hakimin” davadan otomatik olarak el çektirilmesi mi gerektiği, yoksa her davanın özel koşullarının dikkate alınması mı gerektiği sorusunu yöneltti.

TSUE’nin Kararı ve Değerlendirmesi

TSUE, Salı günü (24 Mart) verdiği kararda, bir hakimin atanmasında yapılan usulsüzlüklerin tek başına, hakimlerin tarafsızlığının ortadan kalktığı anlamına gelmediğini belirtti. TSUE’ye göre, hakimin atanmasına ilişkin tüm koşulların kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bugüne kadar, TSUE’nin yalnızca Yüksek Mahkeme’deki “neo-hakimlerin” statüsü hakkında görüş bildirdiği, genel mahkemelerdeki hakimlerin statüsü hakkında bir değerlendirme yapmadığı vurgulandı. Polonya’da, KRS’nin yeni yapısı tarafından atanan 3000’den fazla hakim bulunduğu, bu sayının toplam hakim sayısının yaklaşık %30’unu oluşturduğu belirtildi.

Siyasi Tepkiler ve Yorumlar

Paweł Jabłoński, kararı “Waldemar Żurek’e yönelik yasal ve siyasi bir darbe ve neo/paleo/archeo hakimler tartışmasında bir dönüm noktası” olarak değerlendirdi. Jabłoński, TSUE’nin AB üyesi devletlerin yargı sistemleri konusunda yetkisi olmamasına rağmen, kararlarının “hukukun üstünlüğünü” savunanlar için kutsal kabul edildiğini ifade etti. Marcin Romanowski ise kararı “sağduyunun çekingen bir sesi” olarak nitelendirdi ve TSUE’nin, KRS’yi siyasi olarak ele geçirme çabalarına karşı bir denge unsuru oluşturduğunu savundu.

Kararın Anlamı ve Gelecek Adımlar

Bartosz Lewandowski, TSUE’nin Polonya yargısıyla ilgili yetkisinin olmadığını ancak kararın Waldemar Żurek’in ve hakimlerin görevden alınmasını isteyen bazı hukuk çevrelerinin politikalarına bir darbe vurduğunu belirtti. Krzysztof Śmiszek ise kararın, her davanın bireysel olarak değerlendirilmesi gerektiğini ve hakimin siyasi taraflılıklarının dikkate alınması gerektiğini teyit ettiğini vurguladı. Śmiszek, reformların yapılması için sorumluluğun Cumhurbaşkanı’nda olduğunu ve mevcut durumun manipülasyon ve yalanlarla örtbas edilmeye çalışıldığını ifade etti.

Kaynak : Gazeta

Exit mobile version