Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Bakanları, İsrail ile yapılan ilişki anlaşmasının askıya alınması konusunda uzlaşamadı. Artan uluslararası baskıya rağmen, önerilen yaptırım paketi gerekli desteği alamadı. Bu durum, Gazze ve Batı Şeria’daki gelişmeler karşısında AB içindeki derin görüş ayrılıklarını ortaya koydu. Konuyla ilgili tartışmaların devam edeceği belirtildi.
İsrail’e Yaptırım Önerisi Kabul Görmedi
Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları’nın Salı günü gerçekleştirdiği toplantıda, İsrail ile yapılan ilişki anlaşmasının kısmi olarak askıya alınması önerisi kabul görmedi. İrlanda, İspanya ve Slovenya, İsrail hükümetinin Filistinlilere yönelik politikalarını eleştiren en kararlı ülkeler olarak bu girişimi yeniden gündeme getirdi.
Yaptırım İçin Gerekli Destek Sağlanamadı
Çözümün hayata geçirilmesi için, AB nüfusunun yüzde 65’ini temsil eden en az 15 üye ülkenin desteği gerekiyordu. Bu eşik sağlanamadı. İlişki anlaşmasının tamamen askıya alınması durumunda ise tüm 27 ülkenin oybirliği gerekeceği, mevcut siyasi koşullarda bunun daha da zor olduğu belirtiliyor.
Tartışmalar Devam Edecek
AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, konunun henüz kapanmadığını açıkladı. Toplantının ardından yaptığı açıklamada, “Bugün pozisyonlarda bir değişiklik görmedik, ancak tartışmalar devam edecek” dedi.
Yaptırım Çağrıları Artıyor
İrlanda, İspanya ve Slovenya, son günlerde eleştirilerini daha da sertleştirdi. AB kurumlarına gönderdikleri mektupta, Gazze Şeridi’ndeki insani durumun dramatik olduğuna, yardıma erişimin kısıtlı olduğuna ve Batı Şeria’daki İsrailli yerleşimcilerin şiddetinin arttığına dikkat çektiler.
İspanya’dan Sert Açıklamalar
İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares, İsrail’in mevcut politikasının mevcut ilişkilerin sürdürülmesini imkansız hale getirdiğini vurguladı. İspanya Başbakanı Pedro Sánchez de daha önce AB-İsrail anlaşmasının tamamen feshedilmesi çağrısında bulunmuştu.
Diğer Ülkelerden Destek
Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Prévot da yerleşimci şiddetinin “önceden görülmemiş” bir seviyeye ulaştığını ve İsrail parlamentosunun aldığı yasaların AB değerleriyle çeliştiğini belirtti.
Almanya’nın Karşı Çıkışı ve Yaptırımlara Şüphe
Kararın önündeki temel engel, Almanya dahil bazı ülkelerin karşı çıkışı olarak öne çıkıyor. Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, İsrail ile diyalogların eleştirel olsa bile sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.
Kaja Kallas da yaptırımların etkinliği konusunda şüphelerini dile getirdi. Anlaşmanın askıya alınmasının Batı Şeria’daki yerleşimlerin genişlemesini otomatik olarak durdurmayabileceğine dikkat çekti. Aynı zamanda, AB’nin dış politikada çifte standart uyguladığı iddialarını reddetti.
İtalya ve bazı Orta Avrupa ülkeleri de benzer bir tutum sergiliyor. Bu ülkeler, özellikle güvenlik ve teknolojik işbirliği bağlamında, İsrail ile stratejik ilişkilerin zayıflamasından endişe ediyor.
Uluslararası Kuruluşlardan Eleştiri
AB’nin kararsız tutumu, sivil toplum kuruluşlarından sert tepki gördü. Amnesty International, AB’yi “ahlaki ihmalkarlık” ile suçladı ve sivillerin acılarına yeterli tepki vermediğini belirtti.
70’ten fazla kuruluş, ilişki anlaşmasının askıya alınması çağrısında bulundu. Bu talebi bir milyondan fazla vatandaş ve yaklaşık 400 Avrupalı diplomat ve yetkili de imzaladı. Eleştirmenler, AB’nin pasifliğinin insan hakları savunucusu olarak güvenilirliğini zedelediğini vurguluyor.
Ekonomik Yaptırım Önerileri
Fransa ve İsveç, Batı Şeria’daki İsrailli yerleşimlerinden gelen mallara gümrük vergisi uygulanması ve bu bölgelere yönelik ihracat kısıtlamalarının değerlendirilmesini önerdi. Avrupa Komisyonu, yerleşimlerden gelen ürünlerin AB-İsrail anlaşmasından kaynaklanan ticari ayrıcalıklardan yararlanmadığını daha önce belirtmişti.
Uluslararası Hukuk ve Filistin Sorunu
AB’deki tartışmanın arka planında, Filistin Yönetimi’nin kötüleşen durumu yer alıyor. Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide, İsrail’in Filistinlilere ait gümrük gelirlerini tutuklaması sorununa dikkat çekti.
Bu gelirler, öğretmenler, doktorlar ve kamu çalışanları dahil olmak üzere yönetimin finansmanı için hayati önem taşıyor. Mayıs 2025’ten beri devam eden bu engelleme, ekonomik ve kurumsal krizi derinleştiriyor.
Eide ayrıca İsrail’in uluslararası hukuka uyması gerektiğini vurguladı. 2024 tarihli Uluslararası Adalet Divanı’nın Filistin topraklarının işgalinin yasa dışı olduğuna dair görüşüne işaret etti.
İsrail’den Eleştiriye Tepki
İsrail hükümeti, bazı Avrupa ülkeleri tarafından yöneltilen suçlamaları kesin bir dille reddediyor. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, İspanya hükümetini ikiyüzlülükle ve çifte standart uygulamakla suçladı.
Saar, Madrid’den gelen eleştirilerin İsrail’e yönelik daha geniş bir kampanyanın parçası olduğunu ve bazı Avrupa siyasetçilerinin düşman devletlerin ve örgütlerin anlatılarına hizmet ettiğini savundu.
İran Konusunda da Kararlar Alındı
Aynı toplantıda bakanlar, İran konusunu da ele aldı. Kaja Kallas, Hürmüz Boğazı’nda seyir özgürlüğünü engelleyen kişilere yönelik yaptırımların genişletileceğini duyurdu.
Yeni kısıtlamaların Mayıs ayında yürürlüğe girmesi ve Tahran’a yönelik AB politikasının sıkılaştırılmasının bir parçası olması bekleniyor. Bu karar, AB’nin farklı uluslararası krizlere yaklaşımındaki farklılıkları ortaya koyarak Avrupa dış politikasının tutarlılığına ilişkin tartışmaları alevlendiriyor.
Kaynak : GazetaPrawna