Avrupa Adalet Divanı Genel Savcısı Tamara Capeta, Polonya’nın KPO (Kurtarma ve Dayanıklılık Planı) fonlarına ilişkin AB Konseyi kararının iptali için dava açan sivil toplum kuruluşlarının hukuki zemininin bulunduğunu belirtti. Karar, Polonya’nın KPO fonlarını alabilmesi için yapması gereken reformların yeterliliği konusunda tartışmaları yeniden alevlendirebilir. Savcı Capeta’ya göre, derneklerin dava açma hakkı reddedilmesi hatalıydı ve süreç devam etmeli.
Derneklerin Dava Açma Hakkı Onaylandı
Avrupa Adalet Divanı (AAD) Genel Savcısı Tamara Capeta, Polonya’nın KPO fonlarının onaylanmasına ilişkin AB Konseyi kararının iptali için dava açan sivil toplum kuruluşlarının dava açma ehliyetine sahip olduğunu açıkladı. Capeta, bu davanın devam etmesi gerektiğini vurguladı.
Dava Açan Kuruluşlar
Dava, dört sivil toplum kuruluşu tarafından açılmıştı: Avrupa İdari Yargıçlar Derneği (Association of European Administrative Judges, AEAJ), Avrupa Yargıçlar Derneği (European Association of Judges, EAJ), Yargıçlar Yargıçlar İçin (Rechters voor Rechters) ve Avrupa Demokrasi ve Özgürlükler İçin Yargıçlar (Magistrats Européens pour la Démocratie et les Libertés, MEDEL).
KPO Şartları Yetersiz Bulundu
Söz konusu dernekler, Polonya’nın KPO fonlarını alabilmesi için yerine getirmesi gereken şartların (F1G, F2G ve F3G kilometre taşları) çok esnek olduğunu ve Polonya’nın AB hukuku ve AAD kararlarına uymadan bu şartları yerine getirebileceğini savunmuştu.
Haziran Ayında Reddedilen Başvurular
Haziran 2024’te, derneklerin başvuruları, kararın bütçeyle ilgili bir şartlandırma kararı olması ve doğrudan yargıçları veya dernekleri etkilememesi gerekçesiyle reddedilmişti. Ancak Genel Savcı Capeta, bu gerekçeyle katılmadı.
Yargıçların Durumu ve Etkili Hukuki Koruma İlkesi
Capeta’ya göre, AAD’nin, yargı bağımsızlığının güçlendirilmesine yönelik reformların yetersizliğinin Polonyalı yargıçların hukuki durumunu veya diğer üye devletlerdeki yargıçların durumunu doğrudan etkilemediği yönündeki değerlendirmesi haklıydı. Ancak, AAD’nin, etkili hukuki koruma ilkesi uyarınca derneklerin, kendi çıkarlarını etkileyen AB kararlarına itiraz etme hakkını yeterince değerlendirmediğini belirtti.
Derneklerin Hakları ve Bireysel Etki
Genel Savcı, derneklerin, kendi kimliklerinin bir parçası olan ve üyelerinin bireysel çıkarlarının toplamından öteye geçen ortak çıkarları savunduklarında haklara sahip olduğunu vurguladı. Bu bağlamda, bir derneğin doğrudan etkilenmesinin, itiraz edilen kararın derneğin savunduğu ortak çıkarlar üzerinde doğrudan bir etki yaratması anlamına geldiğini belirtti. Bireysel etki ise, derneğin temel çıkarları ve faaliyetlerinin, onu diğer derneklerden ve üyelerinden ayırıp ayırmadığına göre değerlendirilmelidir.
Avrupa Birliği Antlaşması’na Göre Dava Açma Hakkı
Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın 263. maddesine göre, kendisini doğrudan etkileyen ve uygulanmasını gerektirmeyen düzenleyici kararlara karşı her gerçek ve tüzel kişi dava açabilir. Ancak, üye devletlerin aksine, davacıların Avrupa hukukuna göre bir hukuki menfaati göstermeleri gerekir.
Kaynak : GazetaPrawna