Amerikan Ulusal Arşivleri, Nazilerin (NSDAP) 1920-1945 yılları arasındaki üyelik kayıtlarını içeren milyonlarca belgeyi internette erişime açtı. Bu kayıtlar, doğum tarihleri, üyelik numaraları ve bazı durumlarda portre fotoğrafları gibi bilgileri içeriyor. Yayın, özellikle araştırmacılar ve aile geçmişiyle ilgilenenler için önemli bir kaynak oluşturuyor. Alman Arşivleri’nin gizlilik yasaları nedeniyle online olarak yayınlayamadığı bu belgeler, Amerikan arşivlerinin daha az kısıtlayıcı veri koruma düzenlemeleri sayesinde kamuoyuna sunulmuş oldu.
NSDAP Kayıtları Uzun Süredir Saklıydı
Amerikan Ulusal Arşivleri, uzun süredir gizli tutulan ve büyük ölçüde korunmuş olan NSDAP (Ulusal Sosyalist Alman İşçi Partisi) üyelik kayıtlarını internette yayınladı. “Der Spiegel” dergisinin haberine göre, arşivin web sitesinde milyonlarca kartın bulunduğu bu kayıtlar, partinin üyelerinin isimleri, doğum tarihleri, üyelik numaraları, katılım tarihleri ve kısmen portre fotoğraflarını içeriyor. Web sitesine erişimde yoğunluk nedeniyle zaman zaman zorluklar yaşanabileceği belirtiliyor.
Tarihi Bir Keşif
Bu yayın, 1945 yılına kadar Nazileri desteklediği düşünülen Alman vatandaşlarının kayıtlarına, eksik olsa da bir bakış sunuyor. NSDAP üyelik kayıtları, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez tamamen erişime açılmış durumda ve herhangi bir kayıt işlemi gerektirmeden görüntülenebiliyor. “Der Spiegel” yazarı Frederik Seeler, bu durumun, birçok ailede hala konuşulmayan konuların, hem araştırmacılar hem de özel kişiler tarafından daha önce hiç olmadığı kadar kolay bir şekilde incelenebilmesini sağladığını vurguluyor.
8,5 Milyon Üye ve Kayıtların Korunması
1945 yılına kadar yaklaşık 8,5 milyon Alman vatandaşı NSDAP’ye üye oldu. Parti, her üye için hem merkezi bir kayıt defterinde (Münih) hem de üyelerin ikametgah ve parti bağlantısı olan yerel kayıt defterlerinde olmak üzere birden fazla kart tutuyordu. Nazilerin bürokratları bu kartları titizlikle doldurdu ve bu kayıtların günümüze ulaşması, Münih-Freimann’daki bir kağıt fabrikasının yöneticisi Hanns Huber sayesinde mümkün oldu. Huber, savaşın sonlarına doğru partinin arşivleri yok etme emrini görmezden gelerek tonlarca belgeyi makulatta saklamıştı.
Amerikan Arşivleri ve Denazifikasyon Süreci
Bu sayede, yerel kayıtların en az %80’i korunmuş oldu. Savaş sonrası bu kayıtlar Amerikan ordusu tarafından ele geçirilerek Berlin’de özel olarak açılan Berlin Document Center’a taşındı. Müttefikler, denazifikasyon prosedürlerini yürütürken bu kayıtları kullandı ve NSDAP üyeliğini kanıtlamak neredeyse imkansız hale geldi. 1990’larda Amerikalılar belgeleri Alman devletine iade etti ve şu anda Berlin-Lichterfelde’deki Federal Arşiv’de bulunuyor.
Almanya ve “Gizlilik” Endişesi
Federal Arşiv, merkezi ve yerel kayıt defterlerindeki kartları dijitalleştirdi, ancak Alman gizlilik yasaları nedeniyle bu kayıtları kamuoyuna online olarak sunamıyordu. Bu yasalar, NSDAP üyelerinin gizliliğini koruyor ve ölümünden sonra 10 yıl veya doğumundan sonra 100 yıl geçene kadar geçerli oluyordu. NSDAP’nin en genç üyeleri (1928 doğumlu) için bu süre 2028’e kadar uzuyor. Federal Arşiv sözcüsü, koruma sürelerinin dolmasının ardından tüm kayıtların yayınlanmasının hedeflendiğini, ancak kesin bir tarih belirtmedi.
Amerikan Arşivleri Öne Geçti
Şimdi ise Amerikan Ulusal Arşivleri, veri koruma düzenlemelerinin daha az katı olduğu bir ortamda Federal Arşiv’i geride bıraktı. Amerikalılar, belgeleri Alman Federal Arşivine iade etmeden önce 1990’larda mikrofilmlere kopyalamış ve şubat ayının sonlarında neredeyse tamamını dijitalleştirerek online olarak yayınlamıştı. “Der Spiegel”, Amerikan arşivlerinin bu yayınla ilgili büyük bir medya gürültüsü yapmadığını, ancak veri setinin hem tarihi açıdan önemli hem de son derece kapsamlı olduğunu (yaklaşık 16,3 milyon dijitalleştirilmiş belge) vurguluyor.
Milyonlarca Kayıt Arasında Zorlu Arama
Web sitesindeki arama motoru aracılığıyla NSDAP üyelik kartlarına birkaç tıklamayla ulaşmak mümkün olsa da, arama işlevi kolay kullanılabilir değil. “Der Spiegel”, kullanıcıların “dostça bir veri tabanı” beklememesi gerektiğini belirtiyor. Leipzig Üniversitesi’nden tarihçi Martin Clemens Winter, arama işleminin Google kadar kolay olmadığını ifade ediyor. Winter, son haftalarda HASAG adlı Lipzig’deki bir silah şirketi üzerine yaptığı araştırmalar için dijitalleştirilmiş NSDAP üyelik kartlarını yoğun bir şekilde kullandı ve daha önce bilgisi olmayan şirket çalışanları ve zorunlu çalışma kamplarındaki gözetmenleri tespit etti.
Beklentileri Düşük Tutmak ve Tarihsel Bağlam
Winter, Amerikan arşivine karşı “çok yüksek beklentilerde bulunulmaması” konusunda uyarıyor. Tam metin araması ve otomatik metin tanıma teknolojisi sayesinde milyonlarca kayıt taranabilse de, sistem kusursuz değil. Winter, özellikle laiklerin bir şey bulamadıklarında hayal kırıklığına uğrayabileceğini belirtiyor. Winter, Bluesky platformunda ve blogunda ipuçları, keşifler ve bağlamlar paylaşıyor. Reddit’teki bir kullanıcı da ilk kullanım ipuçlarını derledi.
Üyelik Tarihi Kritik Bilgi
Winter, bir kişinin üyelik kartını bulsanız bile dikkatli sonuçlar çıkarmanız gerektiğini vurguluyor. Bu, “tarihsel bir ham madde” ve doğru bir değerlendirme için tarihsel bilgi ve kaynaklarla çalışma deneyimi gerekiyor. Kayıtlarda özellikle NSDAP’ye katılım tarihi büyük önem taşıyor. 1933’ten önce katılanlar, Nazizm’e daha fazla inanmış ve partide “eski bir savaşçı” olarak kabul görmüş olma olasılığı daha yüksek.
Üyelik Kaydı Olmaması Her Şeyi Göstermez
Bir kişinin ailesinin üyelik kartında görünmemesi, o kişinin partiye dahil olmadığı anlamına gelmez. Yerel kayıtların yaklaşık %20’si kaybolmuş durumda ve her milliyetçi veya antisemit görüşlere sahip Alman otomatik olarak partiye katılmıyordu. Bazen uzun bekleme listeleri veya kabulün askıya alınması durumları olabiliyordu; örneğin Avusturyalılar ve Sudet Almanları 1938’e kadar üye olamıyordu.
Geçmiş Hakkında Bilgiye Ulaşmak Artık Daha Kolay
Winter, bu belgelerle çalışmanın mükemmel bir başlangıç olduğunu, ancak kapsamlı araştırmaların ve danışmanlıkların yerini tutmadığını söylüyor. Hem laikler hem de araştırmacılar için yol hala Alman Federal Arşivine, yani orijinallerin bulunduğu ve uzman personelin görev yaptığı yere gidiyor. Ataların Nazist olup olmadığını belirlemek için hala çaba ve araştırma gerekecek, ancak Amerikan Ulusal Arşivleri’nin dijitalleştirilmiş üyelik kartları, araştırmaya başlamayı önemli ölçüde kolaylaştırıyor.
Kaynak : Gazeta