23 Ocak’ta yayımlanan ABD Ulusal Savunma Stratejisi (NDS), Aralık ayındaki Ulusal Güvenlik Stratejisi’ni geliştiriyor. Belge, ABD güvenliğini ana öncelik belirlerken, ülkenin tüm Batı yarımküründeki çıkarlarını “aktif ve yılmazca savunma” niyetini vurguluyor. 2018 stratejisindeki “revizyonist güçler” ifadesi yerini coğrafi önceliklere bırakıyor.
Batı Yarımkürenin Önceliği
Yeni strateji, ABD’nin güvenliğini temel öncilik olarak tanımlarken, ülkenin tüm Batı yarımküründeki çıkarlarını “aktif ve yılmazca savunma” niyetini öne çıkarıyor. Bu yaklaşım, 2018 stratejisindeki “Chinayı ve Rusyayı merkezi tehdit olarak görmek” anlayışından bir ayrışma olarak değerlendiriliyor.
2026 tarihli belgede, “Amerikan Silahlı Kuvvetleri ve ticari kuruluşlara, özellikle Panama Kanalı, Amerika Körfezi ve Grönland gibi kritik bölgelere erişim sağlayacağı” ifade ediliyor. Komşularla “iyi niyetle işbirliği yapılacağı” ancak “ortak çıkarların korunmasına dair taahhütlerin yerine getirilmemesi durumunda ABD’nin kararlı adımlar atacağı” vurgulanıyor. Strateji, “Trump doktrini tamamlayıcı” olarak nitelendiriliyor.
Müttefiklerle Yeni Model İlişki
Washington, müttefiklerinden kendi çabalarını artırmalarını talep ederken, kendisinin “daha sınırlı” destek sunacağını açıklıyor. Bu, tehdit bölgelerinde temel sorumluluğun müttefiklere geçmesini hedefliyor. Pentagon, bunun izolasyonizm değil, “ABD’nin karşılaştığı tehditlere odaklanmış ve gerçekçi stratejik bir yaklaşım” olduğunu belirtiyor.
“Müttefikleri harekete geçirmek ve bu fırsatı sağlamak için ton ve üslupta değişiklik gerekli. Müttefikler ve ortaklar savunmalarını biz finanse ettiğimiz sürece bu durumla yetindiler” ifadesi dikkat çekiyor. Ayrıca, Başkan Trump’ın temel askeri harcamalar için GSYİH’nin %3,5’ini, güvenlikle ilgili harcamalar içinse %1,5’ini (toplam %5) yeni küresel standardı belirlediği kaydediliyor.
Rusya Yaklaşımı
Strateji, Rusya’yı “doğu NATO üyeleri için sürekli, ancak kontrol edilebilir bir tehdit” olarak tanımlıyor. Ülkenin “demografik ve ekonomik çeşitli sorunlar” yaşadığı belirtilse de, Ukrayna’daki savaşın “uzun süreli bir sürdürme kararlılığına” sahip olduğunu kanıtladığı vurgulanıyor. Rus askeri tehdidinin öncelikle Doğu Avrupa’da yoğunlaştığı ancak ABD toprakları karşı potansiyel barındırdığı ifade ediliyor.
“Moskova, Avrupa’da hegemonya iddiasında bulunamaz” deniliyor. “Avrupa NATO’su, ekonomik ölçek, nüfus ve askeri potansiyel açısından Rusya’yı aşıyor” görüşüyle, ABD’nin Avrupa’nın geleneksel savunmasındaki rolünün “kritik ancak daha sınırlı” olmasını beklediği belirtiliyor. Ukrayna savaşının bitmesi gerektiği ancak bunun “öncelikle Avrupa’nın sorumluluğu” olduğu ve Avrupa’nın ülkenin savunmasını desteklemek主动性 göstermesi gerektiği vurgulanıyor.
Çin İle İlişkiler
Çin’in caydırılması, ABD için bir öncelik olarak tanımlanıyor ancak bunun “kuvvetle değil, çatışmayla” yapılması gerektiği ifade ediliyor. Başkan Trump’ın Çin ile “istikrarlı barış, adil ticaret ve karşılıklı saygıya dayalı ilişkiler” hedeflediği ve bunu başarmak için Xi Jinping ile doğrudan görüşmeye hazır olduğu belirtiliyor. Ancak “güç pozisyonundan müzakere etmenin önemini” de vurguladığı ve Savunma Bakanlığı’na talimat verildiği kaydediliyor.
Washington’ın “Pekin’le stratejik istikrarı desteklemeyi” hedeflediği belirtiliyor. “Çin’i domine etmek, onları boğmak veya aşağılamak değil, Çin’in de dahil olduğu herhangi bir ülkenin ABD veya müttefiklerini domine edebileceği bir durumu önlemek” basit hedefin açıklandığı belirtiliyor.
Kaynak : Gazeta



