ABD Başkanı’nın Davos ziyaretinden önce, ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick’in adı geçen bir olay nedeniyle davetteki bazı konukların, Reuters’e göre ECB Başkanı’nın da aralarında olduğu şekilde ayrılması gündeme geldi. Financial Times’tan değerlendirmeler, Lutnick’in “son sıradaki Amerika” döneminin sona erdiğini belirten metnine işaret ediyor. Kanada Başbakanı Mark Carney, Dünya Ekonomik Forumu’nda “yalanla yaşanamayacağını” ve işbirliğinin aciliyetini vurgularken, bu sürecin Donald Trump’ın uluslararası politikada bir dönemi bitirmesiyle “özel” olarak tanımlandığı belirtildi.
Öncü Olay: Davos’ta Kaos
ABD Başkanı’nın Davos ziyaretinden bir gün önce, beklenmedik ve önceden görülmemiş bir olay yaşandı. ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick adına gelişen bir durum nedeniyle, davette bulunan önemli bir konuk kitlesi, resmi yemeği terk etmek zorunda kaldı. Reuters haber ajansının verdiği bilgiye göre ayrılanlar arasında Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı da bulunuyordu. Olayın tam sebebine dair resmi bir açıklama yapılmadı; ancak Financial Times’ın bu haftanın başındaki yayını, Lutnick’in yayımladığı, keskin bir üslup taşıyan metindeki ifadelere dayanılarak olası nedenler üzerine spekülasyon yapılmasına zemin hazırladı.
Howard Lutnick’in metninde, özellikle şu ifadeler dikkat çekti: “Amerika’yı son sıraya koşan dönemin sona erdi”. Bu açıklama, Davos’taki atmosferi derinden etkiledi.
Avrupa’ın Fırsatı: Savunmada da Güç
Kanada Başbakanı Mark Carney’in Dünya Ekonomik Forumu’ndaki konuşması, ABD Başkanı’nın gelişinin öncesinde büyük yankı uyandırdı. Carney, “yalanla yaşanamayacağını” ve işbirliğinin ne kadar hayati olduğunu vurguladı. Analist Jacek Pochłopień, Carney’in bu gibi sözlerin daha önce de siyasetçiler tarafından dile getirildiğini, ancak bu kez durumun “özel” olduğunu belirtti. Söz konusu özgünlüğün nedeni, Donald Trump’ın uluslararası politikada belirli bir dönemi kendi çatışmacı tarzıyla sona erdirmesidir.
Pochłopień’e göre, Avrupa bu değişime adapte olmalı ve buna göre hareket etmelidir; ancak yeni dinamikte bir şansı vardır. “İşbirliği” gibi kavramlar boş beyanlarla kalmamalıdır. Çünkü Avrupa potansiyele, güce ve nükleer güçlere sahip olan kıtadır. Bu durum savunma alanını da kapsamaktadır.
Güçlü İlişkiler ve Gerçekler
Avrupa ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki güçlü ilişkiler ve işbirliği, herkese fayda sağlamaktadır. Bu bağların güçlü kalması umulmalıdır. Ancak gerçeklerle yüzleşmek ve en azından Kanada Başbakanının tavsiyesini dikkate almak gerekmektedir. Bu, değişen uluslararası düzende Avrupa için temel bir çerçeve oluşturmaktadır.
Kaynak : GazetaPrawna


