“Polska-Europa-Świat” programının son bölümünde ABD-İlişkilerinin gerçekten iyileşip iyileşmediği veya yeni bir döneme girip girmediği analiz ediliyor. Sohbetler, Birleşik Devletler’e yönelik “de-risking” süreci, Polonya’nın NATO’daki stratejik önemi ve Münih’ten sonra Rubio’nun neden Budapeşte’ye gittiği üzerine odaklanıyor. İkinci bölümde, 2026 parlamento seçimleri öncesi Macaristan durumu ele alınıyor: Viktor Orbán iktidarı sürdürebilecek mi? Bu seçimler Avrupa Birliği ve Washington için ne anlama geliyor ve Macarlar gerçekten Donald Trump yönetiminin Avrupa’daki ana ortağı mı?
ABD-İlişkilerinde Yeni Bir Faz mı?
En yeni “Polska-Europa-Świat” bölümünde, ABD-İlişkilerinin gerçekten iyileşip iyileşmediği veya yeni bir döneme girip girmediği inceleniyor. Tartışmalar, Birleşik Devletler’e yönelik “de-risking” süreci, Polonya’nın NATO içindeki stratejik konumu ve Münih’ten sonra Marco Rubio’nun neden doğrudan Budapeşte’ye gittiği üzerine yoğunlaşıyor.
Polonya’nın NATO’daki Stratejik Önemi
Programda, Polonya’nın NATO’daki stratejik rolü mercek altına alınıyor. Polonya’nın ittifak içindeki konumu ve güvenlik politikaları, bölgesel istikrar açısından kritik öneme sahip. Ayrıca, ABD Senatörü Marco Rubio’nun Münik’teki ziyaretinin ardından Budapeşte’ye yaptığı ani ziyaretin altı çiziliyor.
Macaristan’da 2026 Seçimleri ve Orbán’ın Geleceği
İkinci bölüm, 2026 parlamento seçimlerine hazırlanan Macaristan’ın durumuna odaklanıyor. Viktor Orbán’ın iktidarı sürdürme potansiyeli ve bu seçimlerin Avrupa Birliği ve Washington için stratejik önemi tartışılıyor. Macaristan’ın, Donald Trump yönetiminin Avrupa’daki ana ortağı olup olmadığı da sorgulanıyor.
Kaynak : GazetaPrawna



