28 Şubat 2026 Cumartesi günü ABD ve İsrail, İran’da askeri altyapı, komuta ve kontrol birimleri, hava savunma sistemleri ve füze‑drone üslerini hedef alan koordine bir hava saldırısı gerçekleştirdi. İran, aynı gün İsrail ve ABD askeri tesislerine yönelik roket ve insansız hava aracı saldırılarıyla karşılık verirken, Bahreyn, Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan ve Ürdün gibi bölge ülkelerinde de alarm ve hasar raporlandı. Saldırılar sonucunda İran’da bir kız okulu hedef alınarak 80’dan fazla sivil hayatını kaybetti; İran medyası, en az 201 ölü ve 700’den fazla yaralı olduğunu bildirdi. Olayların ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi acil toplantı çağrısı yaptı ve uluslararası toplum diplomatik çözüm çağrısında bulundu.
Saldırıların Başlangıcı ve Hedefleri
28 Şubat 2026 sabahı ABD ve İsrail, İran’da askeri altyapı, IRGC Komutanlık merkezleri, hava savunma sistemleri, füze ve drone fırlatma alanları ve askeri havalimanlarını hedef alan koordine bir saldırı düzenledi. ABD açıklamasına göre, bu operasyonun amacı İran’ın nükleer ve balistik kapasitesini sınırlamaktı.
İran’ın Karşılıkları ve Bölgesel Yayılım
İran, aynı gün İsrail ve ABD’ye yönelik roket ve insansız hava aracı saldırılarını başlattı; saldırılar Bahreyn, Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan ve Ürdün gibi ülkelerde de alarm ve hasar raporlarıyla genişledi. Bahreyn, ABD Donanması 5. Filosu’nun merkezine yönelik bir füze saldırısı duyurdu; Kuveyt ve Katar’da patlamalar ve alarm sesleri rapor edildi.
Sivil Kayıplar ve Altyapı Hasarı
İran’da, güneyde bir kız okulu hedef alınarak 80’dan fazla kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı. İran medyası, Ceviz Kızıl Hilal’a atıfta bulunarak en az 201 ölü ve 700’den fazla yaralı olduğunu bildirdi. Bölgedeki diğer ülkelerde de sivil kayıplar rapor edildi; Birleşik Arap Emirlikleri’nde bir kişi füze parçalarından öldü, Kuveyt’te yaralılar bildirildi.
Diplomatik Gelişmeler ve BM Tepkisi
Olayların ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi acil bir oturum düzenleme kararı aldı. BM Genel Sekreteri, artan şiddete eleştirel bir yaklaşım sergileyerek tarafları silahlı eylemleri sınırlamaya çağırdı; uluslararası aktörler ise diplomatik kanallara dönüş çağrısında bulundu.
Gerginliğin Tarihsel Arka Planı
ABD‑İsrail‑İran arasındaki gerilim, 1979 devrimi, bölgesel rol ve nükleer program üzerindeki uzun süredir devam eden anlaşmazlıklara dayanıyor. ABD ve İsrail, uranyum zenginleştirme seviyesi, denetim kısıtlamaları ve füze‑drone gelişimini kritik unsurlar olarak görüyor; Birleşmiş Milletler Ajansı 2021’den beri İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarını kesin olarak teyit edemiyor ve 2022’de bazı izleme cihazlarının kaldırılması bilgi kesintisine yol açtı. İran ise nükleer program üzerindeki kontrol, yaptırımların kaldırılması ve uranyum zenginleştirme hakkının tanınması konularında “sıfır zenginleştirme” talebini reddediyor.
Kaynak : MiejskiReporter



