İran, ABD ve “Siyonist rejim” tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen terör ve siber saldırılar sonucu su ve elektrik altyapısında ciddi hasar gördüğünü açıkladı. Saldırıların onlarca su arıtma ve dağıtım tesisini hedef aldığı, 81 binden fazla sivil yapının zarar gördüğü belirtiliyor. Eski ABD Başkanı Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı açmaması halinde İran’ın çeşitli elektrik santrallerini hedef alacakları yönünde tehditlerde bulunmuştu.
İran’dan Altyapı Saldırıları Açıklaması
İranlı yetkili Aliabadi, İsna ajansına yaptığı açıklamada, ülkenin su ve elektrik altyapısının ABD ve “Siyonist rejim” tarafından düzenlenen terör ve siber saldırılar sonucu ciddi zarar gördüğünü belirtti. Açıklamada, saldırıların hedefinde “onlarca su iletimi ve arıtma tesisi”nin bulunduğu ve kritik su şebekelerinin bir kısmının tahrip edildiği ifade edildi.
Sivil Kayıplar ve Hasar Bilançosu
İran Kızılayı Başkanı Pirhoseyn Kolivand, saldırılar sonucu 81 bin 365 sivil yapının zarar gördüğünü açıkladı. Bu yapıların arasında konutlar, ticari binalar, okullar, sağlık tesisleri ve araçlar bulunuyor. İsna ajansı, pazar günü güneybatı İran’daki Ahvaz şehrinde bir hastanenin saldırılarda hasar gördüğünü bildirdi.
Trump’ın Elektrik Santrallerine Yönelik Tehditleri
Gazeta.pl’de daha önce yer alan haberlere göre, eski ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın elektrik santrallerini “en büyüğünden başlayarak” yok etmekle tehdit etmişti. Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı 48 saat içinde tamamen açmaması halinde bu tehdidi gerçekleştireceklerini belirtmişti.
Bushehr Nükleer Santrali Hedefte mi?
ABD’nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Michael Waltz, bu senaryoyu dışlamayarak, İran’ın Bushehr nükleer santralinin Amerikan saldırılarının hedefi olabileceğini ifade etti. Waltz, Trump yönetiminin yalnızca askeri operasyonları destekleyen altyapıyı hedef almaya çalışacağını, ancak bunun zor olacağını kabul etti. CBS’e verdiği bir röportajda, Bushehr’deki 1 GW kapasiteli santralin İran’ın en büyük santrali olmadığını, Teheran yakınlarındaki 2,8 GW kapasiteli gaz santralinin daha büyük olduğunu vurguladı.
IRGC’nin Rolü ve Hedefleme Kriterleri
Waltz, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (IRGC) İran’ın kritik altyapısının, ekonomisinin ve birçok devlet kurumunun kontrolünde olduğunu belirtti. Bu nedenle, IRGC’nin askeri kapasitesini ve savunma sanayi tabanını zayıflatmak amacıyla tüm seçeneklerin değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Sivil Altyapının Kullanımı ve Uluslararası Hukuk
Waltz, ABD’nin saldırıların savaş suçu teşkil etmesini engellemek için deniz suyu arıtma tesisleri gibi sivil tesisleri hedef almayacağını belirtti. Ancak, İranlı yetkililerin uluslararası hukuka aykırı olarak sivil altyapıyı “kalkan” olarak kullandığını ve bu altyapıyı askeri amaçlarla kullandığını iddia etti. Waltz, İran’ın baskıcı rejiminin, komşularına yönelik saldırılar düzenlemek ve Birleşmiş Milletler yaptırımlarını ihlal etmek için kritik altyapıyı kullandığını vurguladı.
Blokaj ve Bölgedeki Gerilim
28 Şubat’ta İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan Orta Doğu’daki savaş, İran’ın İsrail’e ve ABD’nin bölgedeki askeri üslerine ve sivil tesislerine yönelik misilleme saldırılarıyla devam etti. İran ayrıca Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğini engelleyerek Orta Doğu’dan petrol ihracatını durdurdu.
Hark Adası’nın Stratejik Önemi
Kuzeydeki Basra Körfezi’nde bulunan küçük Hark adası, İran petrolünün tankercilik yoluyla taşındığı ve Teheran hükümetinin ana finans kaynağını oluşturduğu için savaşta kilit bir nokta olabilir.
Kaynak : Gazeta