Abd de nukleer ve uzay arastirmalarina erisimi olan bilim i nsanlarinin olum ve kayiplari arastiriliyor 62805

ABD’de Nükleer ve Uzay Araştırmalarına Erişimi Olan Bilim İnsanlarının Ölüm ve Kayıpları Araştırılıyor

ABD’de 2024 ortasından bu yana yaklaşık on bilim insanının kaybolduğu veya hayatını kaybettiği bildiriliyor. Bu kişilerin nükleer araştırmalar veya havacılık ve uzay alanındaki gizli bilgilere erişimi olduğu belirtiliyor. Beyaz Saray, konunun incelenmesi gerektiği görüşünde. Olaylarla ilgili herhangi bir bağlantıya dair henüz doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.

Beyaz Saray’dan Açıklama

Fox News muhabiri Peter Doocy, Beyaz Saray’daki basın brifinginde, “Yaklaşık on Amerikan bilim insanının 2024 ortasından beri kaybolduğu veya hayatını kaybettiği bildiriliyor. Bu kişilerin nükleer araştırmalar veya havacılık ve uzay alanındaki gizli bilgilere erişimi olduğu belirtiliyor. Bu olayların birbiriyle bağlantılı olup olmadığı araştırılıyor mu?” sorusunu yöneltti.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt ise, “Bu konudaki haberleri gördüm. İlgili kurumlarımızla henüz görüşmedim. Elbette görüşeceğim ve size yanıt vereceğiz. Eğer doğruysa, bu hükümetin ve yönetimin araştırmaya değer bir konu olarak göreceğine inanıyorum,” şeklinde cevap verdi.

FBI’a Bildirim

ABD Temsilciler Meclisi üyesi Eric Burlison, Mart ayında kayıp ve ölüm vakalarının FBI’a bildirildiğini açıkladı.

Kayıp Bilim İnsanları Arasında Önemli İsimler

Son haftalarda bazı Amerikan medya kuruluşları, kayıp bilim insanları konusunu daha yoğun bir şekilde ele almaya başladı. Kayıp olanlar arasında, 68 yaşındaki William Neil McCasland da bulunuyor. McCasland, ABD Hava Kuvvetleri’nde tümgeneral emekli olup, Hava Kuvvetleri Araştırma Laboratuvarı’nın eski komutanıdır. Şu anda New Mexico’da, füze savunması ve siber güvenlik gibi alanlarda faaliyet gösteren bir şirketin direktörlüğünü yürütmektedir. Kayıp ihbarı Şubat ayında yapılmıştır. Polis, üçüncü şahısların karışmasına dair herhangi bir kanıt olmadığını belirtmiştir.

Geçtiğimiz Mayıs ayında ise 79 yaşındaki Anthony Chavez, Ulusal Los Alamos Laboratuvarı’nın eski bir çalışanı kayboldu. Aynı laboratuvar, ilk atom bombasının inşasında önemli bir rol oynamıştı. Bir ay sonra, aynı kurumda çalışan 54 yaşındaki Melissa Casias kayboldu. Aynı ayda, NASA’nın bir araştırma laboratuvarında malzeme işleme direktörü olan 60 yaşındaki Monika Rezy’nin de kaybolduğu bildirildi. Rezy, yürüyüş yaparken kaybolmuştur.

Aralık ayında ise MIT Plazma Bilimi ve Füzyon Merkezi Direktörü 48 yaşındaki fizikçi Nuno Filipe Gomes Loureiro, vurularak öldürüldü. Yetkililer, cinayetle bağlantılı olarak Loureiro’nun tanıdığı ve iki gün önce Brown Üniversitesi’nde silahlı saldırı düzenleyen bir kişinin olduğunu belirtti. Şubat ayında ise California Institute of Technology’den astrofizikçi 67 yaşındaki Carl Grillmair, evinin verandasında vurularak öldürüldü. Cinayetten şüphelenilen 29 yaşındaki bir kişi, daha önce bölgede yasa sorunları yaşamıştı.

Oath Keepers ve Proud Boys’a İlişkin Gelişmeler

Maciej Czarnecki’nin Wyborcza.pl’deki yazısına göre, Donald Trump’ın geri dönüşünün ardından aşırı sağcı gruplar Oath Keepers ve Proud Boys’un üyeleri hapishaneden serbest bırakıldı. Ancak, bu kişilerin sabıka kayıtlarının temizlenmesi, Trump’ın tarihin yeniden yazılmasına yönelik yeni bir adımı olarak değerlendiriliyor.

Potansiyel Casusluk İddiaları

Eski FBI Kriminal Soruşturma Bölümü Yardımcı Direktörü Chris Swecker, “Daily Mail” gazetesine yaptığı açıklamada, “İlk dikkat çeken şey potansiyel casusluk. Bilim adamlarımız uzun zamandır düşman istihbarat servislerinin hedefi, özellikle de roket teknolojileri alanında,” dedi. Swecker, bu konularda kesin bir yorum yapmaktan kaçındı.

Yetkililer, şu ana kadar yukarıda bahsedilen kayıp ve ölüm vakalarının birbiriyle bağlantılı olduğuna dair herhangi bir bilgi paylaşmadılar. ABD’deki araştırma kurumlarında binlerce kişinin çalıştığı veya çalışmış olduğu göz önünde bulundurulduğunda, her bir trajedinin kişisel sağlık sorunları, ailevi problemler veya tesadüfi bir suçun kurbanı olmak gibi ayrı nedenlere dayalı olabileceği belirtiliyor.

Olayların tüm detayları kamuoyuyla paylaşılmadığı sürece, vakalar arasında olası bağlantılar hakkında sonuç çıkarmak mümkün değil. Ancak, bu tür haberler, devlet sırlarının örtbas edilmeye çalışıldığı ve “rahatsız edici” kişilerin susturulduğu gibi komplo teorilerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir.

Kaynak : Gazeta

Previous Article

ABD'de Evlilik Trajedisi: Fransız Kadının Gözaltı ve Miras Kavgası

Next Article

1,2 Milyon Emekliye Kadar Destek: 2026'da Gelir Sınırı Olmayan Yeni Emekli Yardımı