ABD, birkaç ay önce Avrupa’daki askeri personel sayısını azaltma ve birliklerini geri çekme tehdidinde bulunurken, şimdi Avrupa’dan destek arayışına girdi. Avrupa’daki askeri üsleri yoğun bir şekilde kullanıyor ve NATO’dan Orta Doğu operasyonuna destek talep ediyor. Uzmanlar, ABD’nin Avrupa’ya olan ihtiyacının er ya da geç ortaya çıkacağını belirtiyor.
Avrupa’nın İran’a Yönelik Operasyondaki Rolü
ABD’nin İran’a yönelik olası bir saldırısının, Avrupa’daki askeri üsler olmadan gerçekleştirilmesi zor görünüyor. Bu üsler, operasyonun ilk aşamalarında kritik bir rol oynadı. Ośrodek Studiów Wschodnich (Doğu Çalışmaları Merkezi) tarafından yapılan detaylı bir analiz, operasyonun başlaması için gerekli olan teçhizatın, İtalya ve İngiltere’deki üslerden sağlandığını gösteriyor.
İtalya’dan, rakip hava savunma sistemlerini hedef alan 12 adet F-16CJ savaş uçağı, İngiltere’den ise yaklaşık 30 adet F-35 ve 36 adet F-15E savaş uçağı kaldırıldı. Aynı zamanda, Portekiz, İngiltere, Almanya, İspanya, İtalya, Yunanistan ve Bulgaristan’daki Avrupa üslerinde yaklaşık 50 adet havada yakıt ikmali uçağı konuşlandırıldı. Epic Fury operasyonunun başlangıcında görev alan tüm hava kuvvetlerinin yaklaşık %20’sinin daha önce Avrupa’da konuşlu olduğu tahmin ediliyor.
Rumanya’dan Yeni Talep ve Trump’ın Politikası
ABD’nin iştahı zamanla arttı. Geçtiğimiz hafta ABD, İran’a yönelik devam eden hava operasyonları için askeri üslerini kullanması talebiyle Romanya’ya başvurdu. Romanya bu talebi kabul etti ve Mihail Kogălniceanu ve Câmpia Turzii üslerinde havada yakıt ikmali tankerleri, gözetim sistemleri, uydu iletişim ekipmanları ve bunları kullanacak yüzlerce asker konuşlandırılacak. Bu talep, Beyaz Saray’da Romanya’da rotasyonlu olarak görev yapan Amerikan askerlerinin sayısının azaltılması kararı alındıktan sadece birkaç ay sonra geldi.
Askeri Güçlerin Geri Çekilmesi ve Kongre’nin Müdahalesi
Başkan Donald Trump, göreve geldiği günden itibaren Avrupa’nın kendi güvenliğinden daha fazla sorumlu olması gerektiğini açıkça belirtmişti. Bu baskının bir parçası olarak, kıtada kalıcı olarak konuşlu bazı Amerikan birliklerinin geri çekilmesi tehdidinde bulunmuştu. ABD’nin NATO nezdindeki Büyükelçisi Matthew Whitaker, Mayıs 2025’te yaptığı açıklamada, “ABD 30 yılı aşkın süredir Avrupa’daki asker sayısını azaltmak istiyor ve Başkan Trump ‘yeter artık’ dedi. Bu olacak ve şimdi olacak, her şey düzenli bir şekilde gerçekleşecek, ancak bu durumdaki gecikmeye artık tahammül etmeyeceğiz…” ifadelerini kullanmıştı.
Bu tehditlerin hayata geçirilme endişesi, Ekim 2025’te ABD’deki asker sayısının azaltılması yönündeki kararla daha da arttı. Bu noktada ABD Kongresi devreye girdi. Aralık ayının ortasında, Başkan’ın Avrupa’daki güçleri kalıcı olarak 76 bin askerin altına indirmesini engelleyen bir yasa çıkardı. ABD Avrupa Komutanlığı (EUCOM) tarafından 2025 sonu itibarıyla Avrupa’da 80 bin Amerikan askerinin görev yaptığı bildirildi.
Yeni Strateji ve NATO’ya Yönelik Beklentiler
ABD’nin Venezuela’da iktidarı değiştirme çabaları ve ardından Grönland çevresindeki gerilimi tırmandırmasıyla birlikte, 2026 başında ABD’nin birliklerini geri çekme tartışmaları dindi. Mart ayında Epic Fury operasyonu başladığında, Donald Trump Avrupa müttefiklerine yönelik yaklaşımını değiştirmeye başladı.
Başlangıçta ABD, İran’a yönelik saldırı için Avrupa üslerini kullanmak istemişti, ancak Kıta’nın bazı ülkeleri işbirliği yapmayı reddetti. İspanya ve Kıbrıs’taki Akrotiri üssüne yönelik İran saldırısı sonrası tutumunu değiştiren İngiltere de bu ülkelerden biriydi. İki haftalık bombardımanın ardından Donald Trump, NATO müttefiklerinden Hürmüz Boğazı’nın açılmasına katkıda bulunmalarını istedi. Trump, Financial Times’a yaptığı açıklamada, “NATO diye bir şeyimiz var. Onlara çok nazik davrandık. Ukrayna’ya yardım etmek zorunda değildik. Ukrayna bizden binlerce mil uzakta… Ama yardım ettik. Şimdi onlar da bize yardım etsinler. Çünkü uzun zamandır diyorum ki, biz onlar için varız ama onlar bizim için yok. Ve emin değilim ki olsalar da…” dedi.
Müttefiklerin Tutumu ve ABD’nin Amacı
Almanya ve Yunanistan, Hürmüz Boğazı’nda güvenliğin sağlanmasına askeri olarak katılmayı reddetti. Fransa şu anda diplomasinin önemini vurgularken, İngiltere Başbakanı Starmer, deniz yollarının açılmasının önemli olduğunu ancak “savaşa sürüklenmeyeceklerini” açıkladı. Starmer, “Tüm müttefiklerimizle, özellikle de Avrupa ortaklarımızla birlikte, bölgedeki denizcilik özgürlüğünü en kısa sürede yeniden sağlamak ve ekonomik etkileri azaltmak için gerçekçi bir ortak plan geliştirmek için çalışıyoruz…” dedi.
Generel Bogusław Pacek, ABD’nin değişen söyleminin şaşırtıcı olmadığını belirtiyor. Ona göre, ABD’nin er ya da geç Avrupa’ya ihtiyaç duyacağının farkına varması kaçınılmazdı. Avrupa devletlerinin, Trump’ın birkaç ay önceki tehditlerine karşılık vermek istemeyeceğini de düşünmüyor. Pacek, “İntikam düşüncesinin hakim olacağını sanmıyorum, çünkü Rusya’dan gelen tehditler, ABD ile ufak tefek oyunlar oynamaya izin vermeyecek kadar büyük. Bu bir risk değerlendirmesi meselesi. Bugün İran meselesiyle ilgili bir savaşa dahil olmak, her türlü saldırıya maruz kalabilecek her ülke açısından son derece riskli…” dedi.
Generel Pacek ayrıca, İngiliz Başbakanı’nın konuşmasında değindiği bir noktaya dikkat çekiyor: Olası bir müttefik askeri operasyonunun tüm NATO kapsamında yürütülmesinin zor olacağı. “Konu tartışmalı, çünkü ABD saldırıya uğramadı. Amerikan üslerinde Amerikan askerleri saldırıya uğrasa bile, bunu savunma ilkesine dayandırmak zor olacaktır, ancak Trump’ın Amerikan askerlerinin orada öldüğü argümanını kolayca gündeme getirebileceği açıktır. Bu kararı zaten politikacılar verecektir…” dedi.
Irak ve Afganistan savaşlarındaki benzer durumları hatırlatıyor. Bu savaşlarda Washington, uluslararası koalisyonlar kurmayı başarmıştı, ancak bu kolay olmamıştı. Şimdi, İran’la savaş Başkan Trump’ın istediği gibi gitmediği için, generalin ABD’nin bu çatışmalardaki gibi benzer bir şema uygulamak istediğini düşünüyor. “Sanırım öncelikle Donald Trump, bu operasyonun İran’da uluslararası olduğunu göstermek ve ikincisi maliyetleri dağıtmak isteyecektir. Bir operasyonun bir günü 1,5 milyar dolara mal oluyorsa, bu da 2 aylık bir savaşın maliyetinin Ukrayna’ya 2 yıl boyunca yapılan yardım kadar olacağı anlamına gelir. Bu nedenle, savaşın uzun sürebileceğini öngörerek, ABD açısından en iyi çözüm diğer ülkeleri bu savaşa dahil etmektir…” dedi.
Kaynak : GazetaPrawna