ABD’nin yeni güvenlik stratejisi, Venezuella ve Grönland’daki hamleleriyle Avrupa’ya yönelik ciddi sonuçlar doğuruyor.
Stratejinin Analizi
ABD’nin yeni ulusal güvenlik stratejisinin pratik sonuçlarının ne kadar çabak ortaya çıktığını gördük. Çok yorumcu, bu stratejide Eski Kıta’ya ilişkin referanslar aradı. Donald Trump yönetimi altında Avrupa’nın bu yeni düzenlemeki rolünü ve önemi derinlemesine analiz etti. Eleştiriler, Avrupa ülkeleri ve Avrupa Birliği kurumları için “kendi durumumuzu düzeltme” teşvik mi yoksa transatlantik ilişkilerin öneminin tamamen reddedildiğinin ifadesi mi tartışıldı. 🌍
Venezuella’daki Durum
Venezuella müdahalesi, Avrupa’da büyük mesafeye karşı alındı. Nicolás Maduro diktatörünü savunmak isteyen olmadı, ancak uluslararası hukukun açıkça ihlali de övülmek istenmedi. AB kurumlarının kurallarına bağlı olanlar için, ABD’nin eylemlerini haklı gösteren bir şey yoktu. Ancak Polonya için, Venezuela Cumhurbaşkanı Maduro’nun kaçırtılması farklı perspektiften değerlendirilmeli. Maduro anti-Amerikan, aynı zamanda pro-Çin ve pro-Rusya politikası yürüttü. Bu nedenle, devrilmesi Polonya için bir kazanç. Bu müdahale, ABD’yi Pekin ve Moskova ile çatışma yoluna soktu; bu da Rusya ile büyük bir jeopolitik anlaşma imkânını uzaklaştırıyor. Ayrıca, güç gösterisi, etkinlik ve kararlılık, ABD imparatorluğuyla yolları ayıranlar arasında korku artırdı. 🇺🇸
Grönland Baskısı
Caracas müdahalesi Polonya çıkarları için olumlu sonuçlar doğururken, Grönland üzerindeki ABD baskısı tam tersi yönde. Bu konunun nasıl biteceği bugün henüz bilinmiyor, ancak Trump’ın politik maliyetleri bugünden hissediliyor. Milyoner başkanın amacı, adayı ABD’nin mülkiyetine geçirmek değil, Arktika’ya olan ilgisini göstermek olsa bile, NATO içinde ABD’ye karşı güvensizlik belirgin şekilde arttı. “Grönland” eyleminin, sadece ABD seçmenlerinden alkış toplama arzusundan kaynaklandığı ve iki hafta sonra Trump’ın başka bir konuya geçeceği ortaya çıksa bile, maliyetler zaten ödendi. ABD müttefikleri için, ABD Başkanı’nın partnerlerinin temel çıkarlarını ve kurallarını araçsallaştırmaktan çekinerek oynadığı sinyali verdi. Bu, ABD ve AB arasındaki ayrışmayı artıracak ve anti-ABD duygularının yükselmesine yol açacak; sonuçta siyasi seçimlere yansıyarak anlaşma alanını daraltacak.
NATO İçindeki Etkileri
Bizim perspektifimizden, Donald Trump’ın bugüne kadar NATO’daki başka bir müttefikin toprak bütünlüğünü ihlal etme tehdidi, en kötü eylemi. Polonya için hayati olan, NATO sigortasını ve Avrupa ile ABD arasındaki en iyi ilişkilerin sürdürülmesidir. Bizi “endişeli anne” (AB) ile “güçlü baba” (ABD) arasında seçim yapmakla karşı karşıya bırakabilecek en kötü senaryodur. Mevcut ABD Başkanı’nın eylemleri, bu sigortanın değerini sarsıyor ve Polonyayı Atlantik’in birbirinden uzaklaşan iki yakası arasında giderek daha zorlu bir dengeye zorlayacak.
Dünyanın Diğer Bölgelerinin Önemi
Son olarak, Venezuella ve Grönland meseleleri, dünyanın uzak köşelerindeki olayların Polonya için bugün ne kadar kritik olduğunu gösteriyor. Herkes Trump’ı, Ukrayna’ya veya AB ile ilişkilere (örneğin ticaret bağlamında) yönelik tutumunu yakından izlerken, son haftalarda batı yarımküresi de eşit derecede önemli bir alan haline geldi. Orada ilginç ama bizim için aynı zamanda tehlikeli gelişmeler yaşanıyor.
Kaynak : GazetaPrawna



