Abd nin dogu avrupa ya kaymasi nato nun stratejik yeniden konumlanmasi ve i ran a yonelik politikalar 56932

ABD’nin Doğu Avrupa’ya Kayması: NATO’nun Stratejik Yeniden Konumlanması ve İran’a Yönelik Politikalar

ABD’nin Avrupa’daki askeri üslerini Doğu’ya kaydırma stratejisi, NATO’nun ağırlık merkezinin değişmesiyle eş zamanlı olarak gündeme geldi. Bu durum, özellikle Polonya gibi Doğu Avrupa ülkeleri için bir fırsat olarak değerlendirilirken, ABD’nin İran’a yönelik politikaları ve bu politikalara yönelik Avrupa’daki isteksizlik de dikkat çekiyor. ABD’nin müttefiklerinden savunma harcamalarını artırması yönündeki talepleri ise Polonya’nın öncülüğünde şekillenmiş bir yaklaşımın sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Hava Sahası Kapanışları ve Stratejik Üslerin Önemi

Hava sahasının kapatılmasının düşmanca bir eylem olduğu, özellikle ABD’nin askeri üslerinin ağırlıklı olarak Almanya, Benelüks ülkeleri, İngiltere ve Atlantik’te konumlanması göz önünde bulundurulduğunda daha net anlaşılıyor. ABD’den yapılan hava taşımacılığında İspanya üzerinden geçiş sıklıkla en kısa yol olarak tercih ediliyor. İspanya, stratejik konumu nedeniyle NATO üyesi ve önemli bir müttefik konumunda bulunuyor; özellikle Akdeniz’deki operasyonlar ve İran’a yönelik olası müdahaleler açısından kritik bir öneme sahip.

Savunma Harcamaları ve Polonya’nın Rolü

ABD, müttefiklerinden gayri safi yurt içi hasılalarının (GSYİH) en az yüzde 5’ini savunmaya ayırmasını talep ediyor. Ancak bu fikir, ilk olarak ABD’de değil, Polonya’da ortaya çıktı. Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, bu programın başlatıcısı olarak NATO forumunda ülkelerin güvenliğe GSYİH’lerinin yüzde 3’ünü ayırması yönünde bir öneri sunmuş, bu oran daha sonra yüzde 5’e yükseltilmişti.

Avrupa’nın Azalan Savunma Kapasitesi ve ABD’nin Talepleri

Son yıllarda Batı Avrupa’nın güvenlik kapasitesinin azaldığı ve savunma harcamalarının düştüğü, hatta bazı ülkelerde (örneğin Belçika) GSYİH’nin yüzde 1’inin altına indiği açıkça görülüyor. Bu durum, ABD’nin Avrupa’daki güvenliğin sorumluluğunun sadece Amerikan vergi mükelleflerine ait olmaması gerektiği kararına varmasına neden oldu. ABD, diğer üye devletleri savunma çabalarına katkıda bulunmaya, silahlı kuvvetlerini ve devlet mekanizmalarını devreye sokmaya zorluyor.

ABD Üslerinin Yeniden Konumlandırılması ve Doğu Avrupa’nın Önemi

ABD ve İngiliz üslerinin II. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra Almanya’da kurulmasının temel nedeni, Avrupa’yı bir sonraki silahlı çatışmadan korumaktı. Ancak NATO’nun doğuya doğru genişlemesiyle (Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Baltık ülkeleri, Finlandiya, İsveç, Romanya, Bulgaristan, Hırvatistan, Bosna Hersek) durum değişti. Ağırlık merkezi ve coğrafi merkez doğuya kaydı. Bu nedenle, Avrupa’nın bu bölümünün güvenliğini sağlamak için askeri kaynakların doğuya kaydırılması mantıklı bir adım olarak değerlendiriliyor. Donald Trump’ın Almanya’dan çekilme kararı da bu stratejik düşünceyle örtüşüyor. Mevcut durum, ABD’nin stratejik olarak doğuya kaymak istemesine neden oluyor ve bu durum, ABD’nin Almanya’dan çekilmesi durumunda birliklerin ülkemize ve NATO’nun doğu cephesindeki diğer ülkelere konuşlandırılması halinde Türkiye için olumlu bir gelişme olabilir.

İran’a Yönelik Politikalar ve ABD’nin Başarısızlığı

Donald Trump’ın İran’a karşı “savaşı kazandığını” iddia etmesi tartışmalı. İran’ın gücünün temelini oluşturan ordusu zayıflatılmış olsa da tamamen yok edilmedi. İranlı yetkililerin bazıları etkisiz hale getirildi veya öldürüldü, ancak ABD ve İsrail, İran’a iki müttefikin iradesini dayatacak bir etki yaratamadı. İran hala mücadele ediyor ve direniyor, bu nedenle siyasi amaçlara ulaşılamadı.

NATO ile İstişaresiz Operasyonlar ve Avrupa’nın Tepkisi

Donald Trump ve İsrail, İran’a yönelik operasyonlarını başlatırken hiçbir NATO müttefikiyle istişare etmedi. Bu durum, Avrupa’nın bu operasyona katılmak istememesine neden oldu. Müttefik ülkeler, kendilerini sorumlu hissetmediklerini belirttiler.

Polonya’nın Stratejik Çıkarları ve Bölgesel İşbirliği

Polonya için bugün en büyük sorun, herhangi bir katılımı tamamen reddetmek olurdu. Çünkü Polonya, İran tarafından saldırıya uğrayan birçok ülke (örneğin Kuveyt ve Suudi Arabistan) ile işbirliği yapıyor ve sürekli olarak onlarla ticaret yapıyor. Ulusal çıkarlarımız, müttefiklerimizi desteklemeyi gerektiriyor; bu durum, gelecekte daha iyi sözleşmelere yol açabilir. Polonya savunma sanayisi, bu ülkelerde hava savunma ve dronlara karşı savunma sistemlerine katkıda bulunabilir. Bu, diğer sektörlerdeki işbirliğini de kullanarak, bu ülkelerin doğal ve finansal kaynaklarından yararlanarak gerçekleştirilebilir. Polonya açısından, müdahale etmemek yönündeki açıklamaları tam olarak anlamıyorum. İran’a karşı askeri operasyonlara asker göndermemeliyiz, ancak sanayimiz ve diğer ekonomik sektörlerimiz aracılığıyla katkıda bulunabiliriz. Örneğin, İran tarafından saldırıya uğrayan komşu ülkelere teknolojimizi gönderebiliriz.

Trump’ın Motivasyonları ve Beklentiler

Donald Trump’ın İran’da Venezuela ve Suriye’de olduğu gibi hızlı bir şekilde iradesini ve siyasi koşullarını dayatmak istediği düşünülüyor. Ancak bu, İran’da başarılı olamadı. Bu nedenle, mevcut eylemlerini, müttefiklerin tutumuna bir misilleme olarak değil, tam bir başarı elde edememesinin bir sonucu olarak yorumluyorum.

Kaynak : Gazeta

Previous Article

Avustralya'da Polis Cinayetleri Şüphelisi Uzun Süreli Takibin Ardından Öldürüldü

Next Article

Krakow Temiz Ulaşım Bölgesi Uygulamasına Yönelik Yasal İtirazlar Artıyor