Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 13 Ocak 2026 tarihinde İzlanda aleyhine verdiği kararlarla, cinsel şiddet suçlarına ilişkin yürütülen ceza soruşturmalarında devletlerin yükümlülüklerini mercek altına aldı. Mahkeme, hak ve özgürlüklerin korunmasının hem maddi hem de usuli boyutlarını değerlendirirken, kadınlara yönelik yapısal ayrımcılık ve adliyeye erişim konusundaki iddialara da yer verdi. Bu kararlar, cinsel ilişkilerin meşruiyeti için cinsel otonomi ve açık rızanın zorunlu olduğu yönündeki yerleşik içtihadı pekiştirdi.
Cinsel Saldırı Vakaları Ciddiyetle Ele Alınmalı
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 13 Ocak 2026 tarihinde İzlanda hakkında verdiği kararlarda, cinsel şiddet vakalarına ilişkin ceza soruşturmalarını yürütmek konusunda devletin üstlendiği yükümlülükleri önemli bir değerlendirmeye tabi tuttu. Mahkeme, söz konusu bağlamda hak ve özgürlüklerin korunmasına dair hem maddi hem de usuli boyutları inceledi. 🏛️
Kararlarda, kadınların adliyeye erişimi konusunda ortaya atılan yapısal ayrımcılık suçlamaları da değerlendirme konusu yapıldı. Mahkeme, bu tür vakaların ciddiyetle ele alınması gerektiğine işaret etti.
Rıza ve Cinsel Otonominin Belirlenici Rolü
Söz konusu davalar, Mahkeme’nin yerleşik içtihat çizgisiyle tam bir uyum içindedir. Bu içtihatta, cinsel temasların hukuki açıdan meşru sayılabilmesi için cinsel otonomi ve tek taraflı, açıkça ifade edilmiş rıza unsurlarının zorunluluk arz ettiği artık açık bir şekilde kabul edilmektedir. ⚖️
Mahkeme, cinsel ilişkilerin yasallığı için rızanın sadece varsayılmaması, açıkça beyan edilmesinin gerekliliğine vurgu yaparak mevcut hukuki standartları teyit etmiştir.
Kaynak : GazetaPrawna