Huzuru getiren kişi olarak hatırlanacağım” diyen Donald Trump’ın göreve başvuru konuşmasının üzerinden sekiz ay geçti. Rusya-Ukrayna Savaşı devam ederken, İsrail Amerikan silahlarıyla Filistinlileri öldürüyor. ABD de bu süreçte İran ve Yemen’e bombalar yağdırdı. Beyaz Saray’dan gelen barış güvercini, savaş konusunda henüz son sözünü söylemedi. – Gazeta.pl’den Marta Nowak yazıyor.
Başkanın Savunma Bakanlığı Adını Değiştirme Kararı
5 Eylül’de Donald Trump, Savunma Bakanlığı’nı Savaş Bakanlığı adlandırdı. Bu karar, Kongre onayı bekleyen geçici bir uygulamadır. Bakan Pete Hegseth, prosedürleri beklemeden, ofis kapısına “Savaş Bakanı” yazılı bir tabela asmış.
Trump: “Bugün dünyada olanlara bakarak, bu ismin daha uygun olduğunu düşünüyorum.” Hegseth ise, “Saldırgan noktada çalışacağız, yalnızca savunmada kalmayacağız. Maksimum ölümcüllük, yasal uygunluk değil. Politik doğruluk yok. Savaşçıları yetiştireceğiz, savunmacıları değil.” ifadelerini dile getirdi.
Çıkmış Açıklamalar ve Sözler
Hegseth’in ifadesi, “Befendiğim bir savunma değil, agresif bir strateji” belirtiyor. “İzbir disiplin, politik doğruluğu yoksun,” dedi. Bu açıklamalar, Biden‑yı kıyaslamada Trump’ın daha savaşçı bir dili yansıtıyor.
Chicago’nun İç Gelişmeleri ve Yerel Sözleşmeler
Trump, 2 Eylül’nde “Girişi… ne zaman belirlediğimi sanmıyorum, ama giriş yapıyoruz” sözlerini tweetledi. 2 Eylül’te NPR’nin bir kulakçısı, İç Göçmenlik ve Göçmenlik Yönetimi (ICE) ile Chicago bölgesinde operasyon desteği talebi hakkında konuştuklarını bildirdi. Bu, ICE’nin Kaliforniya’da düzenlediği nalot çalışmaları ve Washington’da eylemleriyle paralel.
Burmistrü Brandon Johnson, “Şehir polisimiz ICE ile işbirliği yapmayacak” uygulama kararı verdi. Illinois Gubernatorı JB Pritzker, “Savaş kullanımı halinde adli mücadelesi” profesyonel bir yasal çerçeve ile karşılaşabileceğini belirtti. Los Angeles ve Washington da benzer bir duruş sergiledi.
Venezuela: ABD’nin Operasyonları ve Sayılar
2023 Mart’ta Trump yönetimi, Salvador’da 238 Wenezuelalıyı hukuki süreç olmadan mülteci kamplarına yerleştirdi. Çoğunu “Tren de Aragua” genci olarak nitelendirdi; aynı isimli grup, ABD tarafından terörist kabul edilmiş.
2 Eylül’de Trump, “ABD, Venezuela’dan gelen bir gemiyi yıkadı” diyerek, 11 insanın hayatını kaybettiğini ve operasyonun kara – mermi menzilinde – ‘türktonik’ bir harekât olduğunu açıkladı. BBC Verify, bu eylemin uluslararası hukuk çerçevesinde “şiddet” olarak değerlendirildiğini rapor etti. Senator Lindsey Graham, “Bu adım yeni bir şerif geldi” deme üzerine Twitter’da pro‑USA bir yanıt vererek ICE’yi “kartel üyelerini ortadan kaldırmak” amacıyla “yeşil” bir operasyon açtı.
ABD, Venezuela’ya yönelik kara, su ve göçmen hatlarını güçlendirdi. 5 Eylül’te, Bilgi Merkezi Bilye Altı (BIA) 10 F‑35 “Yıldız” uçaklarının Doğu Karayipler’e gönderildiğini bildirmiş, bölgedeki Amerikan denizcilerinin 4 000’den fazla sayıyı aştığını onaylamıştır.
Sonuç ve Kilit Noktalar
Trump’ın savunma bakanlığı adlandırması ve LGBTQ operasyon haberleri, ABD içinde “harici düşman” vurgusunu güçlendiriyor. Yerel yönetimler, federal ve eyalet liderleri arasında kamppanah ayıran bir tartışma çıkarmış. Venezuela’da “göçmen” operasyonu, hem uluslararası hukukun hem de iç politikaların sınırlarını teste tabi tutuyor.**



