Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (ETPC), eski Cumhurbaşkanı Lech Kaczyński ve mevcut Cumhurbaşkanı Andrzej Duda dönemlerinde hakimlik görevine atanmaları reddedilen altı Polonyalı hukukçunun başvurusunu değerlendirdi. Davacılar, iç hukuk yollarının tüketilmesine rağmen maruz kaldıkları ret kararları nedeniyle adil yargılanma ve özel hayata saygı haklarının ihlal edildiğini savundu. ETPC, söz konusu başvuruları Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ilgili maddeleri çerçevesinde inceledi.
Kaczyński Dönemi ve İdari Süreç
ETPC tarafından incelenen ilk grup; Aleksandra Sobczyńska, Adrian Klepacz ve Rafał Brukiewicz’den oluşmaktadır. Üç aday, 2005-2006 yıllarında üç yıllık eğitimlerini tamamladıktan sonra ilk derece mahkemelerinde boş bulunan hakimlik kadrolarına başvurmuşlardır. Genel yargı kurulu ve o dönem reform öncesi yapıda olan Ulusal Yargı Konseyi tarafından adaylıkları onaylanan isimlerin ataması, dönemin Cumhurbaşkanı Lech Kaczyński tarafından Ocak 2008’de yayımlanan ve gerekçesi belirtilmeyen bir kararla reddedilmiştir.
Yargı adayları konuyu Naczelny Sąd Administracyjny’ye (Yüksek İdari Mahkeme) taşımıştır. Mahkeme, Ekim 2012’de verdiği kararda konunun idari yargı yetkisinde olmadığını, meselenin Trybunał Konstytucyjny’nin (Anayasa Mahkemesi) görev alanına girdiğini belirtmiştir. Ancak Trybunał Konstytucyjny, başvuruları incelemeyi reddetmiştir.
Başvuruların Hukuki Gerekçeleri
Davacılar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. ve 13. maddelerine dayanarak, Polonya’daki mahkemelerin söz konusu atama kararlarına ilişkin argümanlarını dinlemeyi reddettiğini ileri sürmüştür. Toplam altı kişiden oluşan şikayetçi grubunda üç yargı adayı, iki hakim ve bir savcı yer almaktadır. Bu kişiler, birinci ve ikinci derece mahkemelerdeki çeşitli boş pozisyonlara atanmayı talep etmekteydi.
Andrzej Duda Dönemindeki Atama Sorunları
İkinci grupta yer alan üç şikayetçi ise, Andrzej Duda’nın cumhurbaşkanlığı döneminde, 2026 yılında yaşadıkları atama reddi nedeniyle ETPC’ye başvurmuştur. Polonya’daki hukuk yollarını tükettikten sonra uluslararası mercilere giden davacılar, atamalarının yapılmamasının kariyerlerini sona erdirdiğini savunmuştur. Şikayetçiler, bu durumun özel hayatın korunmasını düzenleyen Sözleşme’nin 8. maddesini ihlal ettiğini iddia etmektedir.
Kaynak : Gazeta



