Avrupa nin ekonomik paradigma krizi antwerp zirvesi eski duzenin cokusunu teshis ediyor 45388

Avrupa’nın Ekonomik Paradigma Krizi: Antwerp Zirvesi Eski Düzenin Çöküşünü Teşhis Ediyor

Belçika’nın Antwerp ve Alden Biesen kentlerinde düzenlenen zirve, küresel ekonomiye dair mevcut düzenin çöküşünü ve bu sürece Avrupa’nın nasıl adapte olması gerektiğini ele alıyor. Zirvede, Avrupa ekonomisinin derin rekabetçilik erozyonu, düzenleme yükünün artışı, enerji maliyetleri ve CO₂ emisyon ticaret sistemindeki sorunlar masaya yatırılıyor. Toplantıda, Avrupa’nın düşüncelerdeki siperlerden çıkarak stratejik adımlar atması gerektiği vurgulanıyor.

Küresel Ekonomik Düzenin Çöküşü

Toplantı, küresel ekonominin mevcut paradigmalarının kırılmaya başladığı bir dönemde gerçekleştiriliyor. Avrupa’nın alışkın olduğu dünya, nüfuz alanlarına bölünme sürecinde. Hammaddelere, enerjiye, teknolojiye, pazarlara ve nitelikli iş gücüne erişim, eskisi gibi bir kesinlik olmaktan çıkıp güç ve icra kabiliyetinin bir fonksiyonuna dönüşüyor. Avrupa’nın da bu durumda düşüncelerdeki siperlerden çıkması gerektiği belirtiliyor.

Yüksek Düzenlemeler ve Rekabetçilik Erosiyonu

Deloitte Raporu’na göre, son beş yılda düzenleme yükünde %42’lik bir artış ve İnovasyon Fonu’nda %500’ü aşan aşırı talep, yatırım finansmanındaki sorunları açıkça ortaya koyuyor. Antwerp Bildirgesi çerçevesinde izlenen rekabetçilik göstergelerinin %83’ü iyileşmedi veya kötüleşti. Bu, döngüsel bir yavaşlama değil, Avrupa ekonomisinin derin bir zayıflık sinyali.

Enerji Maliyetleri ve CO₂ Sistemi Sorunu

En somut yük olarak enerji maliyetleri ve CO₂ emisyon fiyatlandırma sistemi öne çıkıyor. Mevcut haliyle AB Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), artık sadece bir dönüşüm aracı değil, rekabetçiliğin erozyonuna yol açan bir faktör haline geldi. Bu yıl planlanan ETS gözden geçirmesi, Avrupa’nın sanayisini kendi topraklarında tutup tutmayacağına ya da onun süregelen yeniden yerleşimine razı olacağına dair son uyarı niteliğinde.

Politik İfadeler ile Bürokrasi Arasındaki Uçurum

İkinci sorun, düzenlemelerin gerçekliği değiştirebileceği inancı. Sonuç bilinen bir model: bir yanda sanayi egemenliği ve stratejik projelerle ilgili iddialı siyasi beyanlar; diğer yanda ise bu projelerin hayata geçirilmesini imkansız kılan bürokratik kararlar ve mutlak düzenleyici şartlar. Stratejik nitelikli adımların ve projelerin harekete geçememesi, söylenen ile yapılan arasında bir uçurum oluştuğunu gösteriyor.

Avrupa Para Sistemlerinin Verimsizliği

Üçüncü unsur, Avrupa için çalışmayan Avrupa para sistemi. AB’daki kamu ihale piyasası, GSYİH’nin yaklaşık %12-14’üne denk gelen yıllık 2-2,5 trilyon euroluk bir pazar oluşturuyor. Birliğin elindeki en büyük tek talep aracı olan bu piyasa, günümüzde stratejik açıdan minimal düzeyde kullanılıyor. Mario Draghi’nin de belirttiği gibi, Avrupalıların 10-11 trilyon euroluk tasarrufları düşük faizli hesaplarda donduruluyor veya Amerikan piyasalarına yönlendiriliyor; bu durum, ABD merkezli şirketlerin bu fonları kullanarak Avrupa’daki yenilikçi firmaları satın almasına ve kendi teknolojik üstünlüklerini inşa etmesine olanak tanıyor.

Avrupa’nın Stratejik Dilemması

Bu durum net bir şekilde söylüyor: para var ama sistemsiz Avrupa sanayisi, inovasyonu ve ekonomik güvenliği için harekete geçirilmiyor. Kamu ihale piyasası, Avrupa tercihleri konsepti için doğal bir test alanı. Pazarın kapatılması veya basit bir korumacılık değil; kamu talebinin, fiyat dışı kriterler de dahil olmak üzere, küresel rekarene karşı savunmasız kalmak yerine, Avrupa değer zincirlerini, üretimi, inovasyonu ve istihdamı güçlendirmesi hedefleniyor. Avrupa tercihlerinin uygulanması dikkatli, sektörel bir yaklaşım gerektiriyor. Bu, diğer ekonomilerin yıllardır kullandığı temel sanayi politikası araçlarından biri.

Kaynak : GazetaPrawna

Previous Article

Hubertus Festivalinde Cinsel Saldırı İddiası: Teğmen Görevden Alındı

Next Article

Radosław Sikorski'nin ABD Büyükelçisi Açıklamalarına Tepkisi Okuyucu Anketinde Değerlendirildi