Polonya’daki en dikkat çekici frank kredisi davalarından birinde yeni bir aşama başladı. Avukat Beata Komarnicka-Nowak, avukat Roman Giertych’in Getin Noble Bankası’na karşı açılan toplu davayla ilgili yaptığı açıklamaların mesleki etik ilkelerini ihlal ettiği gerekçesiyle resmi bir şikayette bulunacağını duyurdu. Olay, sadece sözlü tartışmaları değil, yaklaşık 12 yıldır devam eden ve sonucu belirsiz olan uzun süreli bir yargılamayı da içeriyor.
Avukat Giertych’e Etik İhlali İddiası
Avukat Beata Komarnicka-Nowak, avukat Roman Giertych’in Money.pl portalında yaptığı açıklamalar nedeniyle Varşova Bölge Barosu’na şikayet başvurusunda bulunacağını açıkladı. Şikayetin temelinde, Giertych’in Getin Noble Bankası’na karşı devam eden frank kredisi toplu davasıyla ilgili yaptığı değerlendirmeler yer alıyor.
Komarnicka-Nowak, Giertych’in davayı “dikkatli olmayan” olarak nitelendirmesinin, hukuk camiasında geçerli olan standartları ihlal ettiğini belirtiyor. Etik kuralların, avukatların kamuoyunda yaptıkları açıklamaların sınırlarını açıkça belirlediğini vurgulayan Komarnicka-Nowak, “Bir avukat, meslektaşının işini haklı bir neden olmaksızın, hakaretamiz veya kamuya açık bir şekilde eleştirmemelidir” ifadelerini kullandı. Ayrıca, bir avukatın diğer meslektaşlarına karşı sadakat, nezaket ve dayanışma göstermesinin zorunlu olduğunu ekledi.
Davanın Uzaması Üzerine Tartışma
Konfliktin merkezinde, yıllardır süren yargılamanın sorumluluğu yer alıyor. Roman Giertych, davanın uzatılmasına yönelik suçlamaların asılsız olduğunu ve sürecin olumsuz ilerlemesinin, davanın kalitesinden ve toplu dava prosedürünün özelliklerinden kaynaklandığını savunuyor.
Ancak, davanın seyri olağanüstü bir gecikme olduğunu gösteriyor. Getin Noble Bankası’na karşı açılan toplu dava, yaklaşık 12 yıl önce, 11 Nisan’da açılmıştı. Mart 2015’te Varşova Bölge Mahkemesi davayı reddetmiş, ancak altı ay sonra Temyiz Mahkemesi bu kararı bozarak davayı yeniden görüşmek üzere geri göndermişti. Buna rağmen, bugüne kadar kesin bir karar çıkmadı. Bu uzun süren yargılama, davayı eleştirenlerin, gecikmelerin nedenlerinin sadece usuli zorluklardan daha karmaşık olabileceğini öne sürmesine yol açtı.
“Foka” Lakaplı Sebastian J.’nin Rolü
Davanın en tartışmalı yönlerinden biri, “Foka” olarak bilinen Sebastian J.’nin rolü. Sebastian J., Roman Giertych’in yakın bir işbirlikçisiydi; koruma, şoför ve iş ortağı olarak görev yapmıştı.
Dava sürecinde, frank kredisi mağdurları adına müdahil olarak yer almıştı. Ancak, süreçteki faaliyeti çoğunlukla çok sayıda eksiklik içeren yazı, dilekçe ve itiraz sunmaktan ibaretti. Mahkeme, bu eksikliklerin tamamlanması için defalarca çağrıda bulunmuş, bu da dosyaların farklı mahkeme örnekleri arasında dolaşmasına ve davanın fiilen durmasına neden olmuştu. Uygulamada, yaklaşık dört yıl boyunca toplu dava ilerleyememişti. Bu durum, davanın yürütülme şekline yönelik eleştirilerin odağı haline geldi.
Krediler İçin Milyonlarca Złoty ve Geciktirme Stratejisi
Olayın arka planında finansal konular da yer alıyor. Elde edilen bilgilere göre, Roman Giertych’in hukuk bürosu, 2014-2022 yılları arasında Getin Noble Bankası’ndan frank kredisi davalarını yönettiği için toplam 8,7 milyon złoty brüt gelir elde etti.
Elde edilen bilgilere göre, avukat Giertych, toplu dava konusunda en az beş yıl boyunca bir karar çıkmayacağını garanti etmişti. Bu durum sözleşmede resmi olarak belirtilmemiş olsa da, işbirliği yapısı uzun süren yargılamaları teşvik ediyordu. Bu tür bir model, yıllarca yoğun bir şekilde frank kredisi satan ve döviz riskini küçümseyen banka için faydalı olabilirdi. Piyasa koşulları değiştiğinde ve mahkemeler tüketiciler lehine kararlar vermeye başladığında, davaları uzatmak yüksek mali rezervler oluşturma ihtiyacını azaltabilirdi.
Getin Noble Bankası Restrüktürasyonu Sonrası Frank Kredisi Mağdurları
Müşterilerin durumu, bankanın 2022 yılında zorunlu olarak yeniden yapılandırılmasıyla daha da karmaşık hale geldi. Frank kredileri iflas kütlesine dahil edildi ve bu da taleplerin tahsil edilmesini önemli ölçüde zorlaştırdı.
Dava kazanılması durumunda bile, fonların geri alınması belirsiz hale geldi. Daha önce kararları geciktiren uzun süren yargılamalar, bugün kredi borçluları için gerçek finansal sorunlara yol açıyor. Pratikte bu, sözleşmelerin iptali veya fazla ödenen tutarların iadesi için mücadele eden kişilerin, haklarını etkili bir şekilde uygulayamadan belirsizlik içinde kaldığı anlamına geliyor.
Kaynak : GazetaPrawna



