Bani Odeh ailesinin Ramazan Bayramı hazırlıkları sırasında İsrail güçleri tarafından ateşlenmesi sonucu 4 kişi hayatını kaybetti. Olayın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırıları tırmanırken, uluslararası kuruluşlar ve eski İsrailli güvenlik yetkilileri şiddetin artmasından endişe ediyor. İsrail polisi, saldırılarla ilgili soruşturma başlattığını duyurdu ancak geçmişte benzer soruşturmaların sonuçsuz kaldığı belirtiliyor.
Bani Odeh Ailesine Saldırı
Bani Odeh ailesi, Ramazan Bayramı kutlamalarına hazırlanıyordu. 38 yaşındaki Ali, İsrail’de inşaat işinden dönerek eşi Waad ve dört oğluyla birlikte Tammun’a yaklaşık 20 kilometre uzaklıktaki Nablus’a alışverişe gitti. Dönüş yolunda, kimliği belirsiz İsrail güvenlik güçleri tarafından araçları ateş açıldı. Saldırıda Ali, Waad, 6 yaşındaki Othman ve 5 yaşındaki Muhammad hayatını kaybetti. Hayatta kalan en büyük oğul Khaled, babasının ölmeden önce Şehadet’i okumaya başladığını ve annesinin son çığlık attığını hatırlıyor. Olay yerinden alınan ifadelerde, askerlerin çocuklara saldırdığı ve “köpekleri öldürdük” dedikleri belirtiliyor.
İsrail Güçlerinin Açıklaması
İsrail ordusu, Tammun’a aranan Filistinlileri tutuklamak için sivil giyimli özel bir birliğin gönderildiğini açıkladı. Ordu, Bani Odeh ailesinin aracının kendilerine doğru hızla geldiğini ve ateş açılmasının bu nedenle gerçekleştiğini iddia ediyor. Olayın ardından uzun süre ambulansın yaralılara ulaşmasına izin verilmediği, sonunda dört kişinin cansız bedeninin teslim edildiği ve aracın ise ele geçirildiği belirtiliyor.
Chirbet Humsa’da Şiddet Olayı
Geçtiğimiz hafta sonu, Chirbet Humsa köyüne maskeli İsrailli yerleşimciler baskın düzenledi. 29 yaşındaki Kusay Abual-Kebash, elleri ve ayakları bağlı, kıyafetleri yırtılarak cinsel organları iple bağlanarak köy içinde darp edildi. CNN’e konuşan görgü tanıkları, yerleşimcilerin Filistinlileri bölgeden uzaklaştırmak için giderek daha fazla şiddet kullandığını, cinsel şiddetin ise “sindirme taktiklerinde yeni bir silah” olduğunu belirtiyor.
Saldırılar ve Gözaltılar
Abual-Kebash’ın eşi, kuzenleri ve babası da darp edildi, su ve pislik atıldı, kadınlara tecavüzle tehdit edildi. Yabancı gönüllülerden oluşan International Solidarity Movement üyeleri de saldırıya maruz kaldı. Amerikalı bir gönüllü, yerleşimcilerin sopalar ve bıçaklarla saldırdığını, çantalarını aradığını, telefon, cüzdan, yüzük ve pasaportlarını çaldığını anlattı. Yerleşimciler ayrıca köydeki güvenlik kameralarını imha etti, elektrikleri kesti ve tüm hayvanları çaldı. Abual-Kebash, gece tekrar gelip kendilerini öldüreceklerinden veya köyü ateşe vereceklerinden korktuğunu ifade etti. Olayın ardından Abual-Kebash ve ailesinin altı üyesi hastaneye kaldırıldı. İsrail polisi, saldırıyla ilgili soruşturma başlattığını ve yedi şüphelinin gözaltına alındığını duyurdu.
Yehuda Sherman Olayı ve Tepkiler
21 Mart’ta Nablus ile Jenin arasında meydana gelen trafik kazasında, 18 yaşındaki Yehuda Sherman ve kardeşi Daniel, yasa dışı Homesh yerleşim biriminden geliyordu. Sherman, kazada hayatını kaybetti, kardeşi yaralandı. İsrail polisi olayı bir trafik kazası olarak değerlendirirken, yerleşimci yetkililer Filistinli sürücünün kasıtlı olarak Sherman’ların aracına çarptığını iddia ediyor. Sherman’ın Hilltop Youth adlı aşırı sağcı grupla bağlantılı olduğu ve grubun Batı Şeria’da birçok saldırıya karıştığı biliniyor. Sherman’ın cenazesine katılanlardan biri, Sherman’ın “stratejik bir görev” üstlendiğini ve Filistinlileri bölgeden uzaklaştırmaya çalıştığını söyledi. Sherman’ın babası ise oğlunun ölümünün, Batı Şeria’da yeni Yahudi yerleşimlerinin kurulması ve bir Filistin devletinin önlenmesi için bir “fedakarlık” olduğunu belirtti.
Pogromlar ve Saldırılar
Sherman’ın ölümünün ardından, yerleşimciler Filistinlilere yönelik pogromlar düzenledi. Dżalud, Fandakumija, Silat ad-Dżar ve Karjut gibi köylerde 200’e yakın saldırgan evleri, bir sağlık merkezini ve araçları ateşe verdi. Saldırılarda molotof kokteylleri ve taşlar kullanıldı, yollar kapatılarak ambulansların geçişi engellendi. İlk gece en az dokuz kişi yaralandı. İsrail ordusu “düzeni sağlamak” için asker gönderdiğini açıkladı ancak herhangi bir tutuklama yapılmadığı belirtiliyor. Saldırılar ertesi gece de devam etti. Bir okula girilerek Filistin bayrağı indirildi ve duvarlara “Araplara ölüm” yazıları yazıldı. At-Tajjiba köyünde yerleşimciler bir taş ocağına girip kepçeyi çalmaya çalıştı, hayvanlarını bahçelere saldı ve köylüleri tehdit etti.
Saldırılar ve Gözaltılar (Devam)
As-Samu yakınlarında al-Makharik ailesine düzenlenen baskında 60 koyun çalındı. Dżenin’de yaklaşık 10 ev ve araç yakıldı. At-Tuwani köyünde uyuyan bir ailenin evi ateşe verildi. Masafer Yatta bölgesinde iki Filistinli yaralandı, yedi kişi gözaltına alındı. Bir araç, askeri ateş sonucu devrildi ve bir genç hayatını kaybetti, birkaç kişi yaralandı.
Uluslararası Tepkiler ve Soruşturmalar
Guardian’ın analizine göre, 2020’den beri hiçbir İsrailli, Filistinli öldürmek suçundan mahkum edilmedi. Bu dönemde Batı Şeria’da en az 1100 Filistinli öldürüldü, bunların dörtte biri çocuktu. Benzer şekilde, yerleşimciler tarafından işlenen suçlar (yangın, hırsızlık, cinsel şiddet) de cezasız kalıyor. Eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni, devlet destekli yerleşimci şiddetiyle hem Filistinlileri hem de İsraillileri kurtarmak için müdahale etmeye çağırdı.
Kaynak : Gazeta



