Site icon Polonya Haber

Çalışma Süresi Hesaplamasında Yeni Düzenlemeler: Hangi Süreler Artık Kapsama Alınacak?

calisma suresi hesaplamasinda yeni duzenlemeler hangi sureler artik kapsama alinacak 37730

Polonya’da 1 Ocak 2026’dan itibaren kamu finans kurumları, 1 Mayıs 2026’dan sonra ise diğer işverenler için yürürlüğe girecek yeni iş yasası düzenlemeleri, kazançlı çalışma dönemlerinin çalışma süresine dahil edilmesini mümkün kılıyor. Çalışanların bu süreleri belgelendirme yükümlülüğü bulunurken, işverenlerin uygulamada hata yapma ihtimali mevcut. Hak ihlalleri durumunda çalışanların işverene başvuru, Çalışma Müfettişliği’ne (PIP) şikayette bulunma veya dava açma yolları bulunuyor.

Hangi Çalışma Dönemleri Çalışma Süresine Eklenebilecek?

Yeni düzenlemelerle çalışma süresi (işçi haklarından yararlanılan süre), sadece iş sözleşmesiyle sınırlı kalmıyor. Kazançlı çalışma dönemleri de bu süreye dahil edilebilecek. Ancak bu sürelerin işverence tanınabilmesi için çalışanların belge sunması gerekiyor. Mevcut işvereninde daha önce sözleşmeli çalışmış olması istisnai durum.

Hangi Belgeler Geçerli? ZUS Sertifikası Sınırları

Çalışma süresine dahil edilmek istenen ek sürelerin türüne göre belge gereklilikleri değişiyor. Temel belge, Polonya Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan (ZUS) alınan bir belge olabilir. Ancak ZUS belgesi, kişinin sosyal ve sağlık sigortalarına kayıtlı olmadığı dönemleri kanıtlayamaz. Bu durumlar şunları içerir:

Yeni düzenlemeler bu durumlar için geçerli belge türünü netleştirmiyor. Pratikte, işin yürütmüldüğü kişilerin beyanları, faturalar veya sözleşmeler gibi her türlü geçerli delil kabul edilebilir.

Çalışma Süresinin Artırılmasının Sonuçları

Çalışma süresinin artırılması, önemli haklar üzerinde doğrudan etki yaratıyor. Öncelikle yıllık izin süresini (26 güne çıkarma) ve ücretli izin hakkının kazanılması için gereken süreyi (6 ay) etkiler. Ayrıca işverenlerin öngördüğü ücret bileşenlerinin, en sık karşılaşılan olanlar olan hizmet süresi zammı ve yıldönümü ödülünün miktarını belirler. Kamu sektöründe (örneğin memurlar) bu ödemeler zorunludur. İşten çıkarma bildirim süresi ve tazminat miktarı da çalışma süresine bağlı olarak değişir.

İnsan Kaynakları Bölümü Süreyi Göz Ardı Ederse Ne Yapılmalı?

İnsan Kaynakları bölümleri, işten çıkarma bildirim süresini uzatan veya yıldönümü ödülü ödemeyi gerektiren bir süreyi çalışma süresine dahil etmeyi reddedebilir. Veya süre dahil edildiği halde, hizmet süresi zammı veya yıldönümü ödülü gibi bileşenler hatalı hesaplanabilir. Bu durumda çalışanların üç temel hak arayış yolu bulunuyor:

1. İşverene Resmi Başvuru

Çalışan, sürenin tanınması talebiyle İK bölümüne belgeler sunar. Süre tanınmazsa, öncelikle işverenin temsilcisi (örneğin genel müdür) resmi bir dilekçe ile başvurmalıdır. İK’nın olumsuz cevabı, sürenin kesin olarak reddedildiği anlamına gelmez. İşveren, uygunsa kendisini temsil eden bir avukattan görüş alarak karar vermelidir.

2. Çalışma Müfettişliği’ne (PIP) Şikayet

Hakları ihlal edilen çalışan, PIP’e şikayette bulunma hakkına sahiptir. PIP, çalışma süresi hesaplamasının ve ücret bileşenlerinin ödemesinin doğruluğunu denetleyecektir. PIP’in temel görevlerinden biri, iş hukuku düzenlerini, ücreti, diğer işçi haklarını, çalışma süresini ve aileyle ilişkili hakları denetlemektir (İş Müfettişliği Yasası md. 10/1/1). Şikayetler PIP’in web sitesinde belirtilen yollarla (e-posta, posta vb.) yapılabilir. Şikayette bulunurken çalışan adı, işveren bilgileri, ihlalin niteliği ve talep belirtilmelidir. Elektronik yolda yapılan şikayetler, nitelikli, güvenilir veya kişisel elektronik imza ile imzalanmış bir dosya içermelidir. Şikayet, işverenin merkezine göre yetkili bölgesel veya bölgesel müfettişliğe yapılır. Müfettişler, şikayet nedeniyle denetim yapılıyorsa bilgi açıklamakla yükümlü değildir, ancak şikayeti verenin yazılı onayı varsa istisna vardır (md. 44/3).

3. İşverene Karşı Dava

Çalışma süresi hesaplamasında hakları ihlal edilen çalışanlar, iş mahkemesinde dava açma hakkına sahiptir. Çalışma süresiyle ilgili dava, Ticari Usul Yasası’nın md. 119 kapsamında “hukuki ilişkinin varlığını belirleme davası” olarak açılabilir. Bu dava, hukuki ilişkinin varlığını veya yokluğunun tespitini talep etme hakkını sağlar. Yüksek Mahkeme’nin 21 Haziran 2023 tarihli kararı (II PSKP 49/22), bu davanın, iş hukukunda öngörülmeyen yeni hakları geliştirdiğini ve özellikle hukuki ilişkinin varlığındaki belirsizliği ortadan kaldırıcı koruyucu işlevi olduğunu vurgulamıştır. Bu nedenle, dava mümkün olduğunca geniş uygulanmalıdır. Çalışan, aynı zamanda hizmet süresi zammı ve yıldönümü ödülü gibi gecikmiş ücret bileşenlerinin ödenmesini talep edebilir. Bu tür bir dava için PIP’e şikayette bulunmak veya bildirimde bulunmak zorunlu değildir. Ancak davaya gitmeden önce, İK’nın kararına tek bağlı kalmak yerine, yukarıda belirtilen işverene başvuru yolunun takip edilmesi tavsiye edilir.

Kaynak : GazetaPrawna

Exit mobile version