“Gaz’daki görüntüler dayanılmaz… Gaz’daki siviller çok fazla ve uzun süre acı çekiyor” – Ursula von der Leyen.
“Gaz’da yardım arayan sivillerin katılması savunulamaz” – Kaja Kallas.
“Polonya, İsrail’in İslam terörizmine karşı savaşında yanındadır, ancak sivil halkı açlık ve ölümle göğüsleme politikalarından asla sapmıyor” – Donald Tusk.
Avrupa liderleri son haftalarda Gazze ve İsrail hakkında hiç olmadığı kadar çok konuşmaya başladı. Temmuz ayında AB ülkelerinin bakanları, İsrail’e karşı yaptırımlar hakkında tartıştı ancak sonuç elde edilemedi; İsrail büyük bir diplomatik başarı elde etti. Amnesty International başkanı Agnès Callamard, “Bu olay, AB tarihinin en utanç verici anlarından biri olarak anılacak” dedi. Temmuz toplantılarının yenilmiş olmasına rağmen, Avrupa ülkelerinde değişim sinyalleri ortaya çıkıyor ve AB’nin bakış açısını değiştirebileceği ortaya çıkıyor.
Avrupa’nın İsrail’e Karşı Diğer Yaptırımları
Fransa (ve koşullu olarak Birleşik Krallık) Filistin’in devlet statüsünü tanımayı planlıyor. Almanya, dünyanın ikinci en büyük İsrail silah ihracatçısı olarak, Gaz’da kullanılan silahların teslimini durduruyor. Hollanda, iki uçucu sağcı İsrail bakanını persona non grata olarak ilan etti. Bu bölümde, Avrupa’nın, özellikle Netanjahu hükümetini kontrol eden ülkeler üzerinde ne tür yaptırımlar uygulayabileceği inceleniyor.
Karol Nawrocki ve Diğer Politik Gelişmeler
Podcast’in haber kısmında başkahraman Karol Nawrocki’nin ilk hamleleri ele alınıyor: rüzgar şebekesi yasasına veto, Çevre Koruma Planı (CPK) ilgili projesi ve iki çocuklu aileler için sıfır PIT’li proje. Bu hamlelerin nasıl bir atağı olabileceği, Nawrocki’nin başkanlık dönemi için nasıl bir bağlam yarattığı tartışılıyor. Aynı zamanda Trump ile Putin’in planlı Alasca toplantısının öncesi beklenen gelişmeler de rapor ediliyor.
Podcast ve Yayın Platformları
“Co to będzie” adlı podcast, YouTube, Spotify ve Apple Podcasts platformlarından dinlenebilir. Yeni bölümler her Perşembe saat 20:00’da yayınlanıyor.
Kaynaklar:



