Site icon Polonya Haber

Chmielewski’nin ‘Ay, Warszova’nın Kokusunu Taşıyor’ Romanı Geçmişle Geleceği Birleştiriyor

chmielewski nin ay warszova nin kokusunu tasiyor romani gecmisle gelecegi birlestiriyor 38535

Yazar Wojciech Chmielewski’nin yeni romanı, Polonya’daki 1980’lerin sonu ile 1990’ların başı döneminde geçen hikayeyi, 23. yüzyılın distopik geleceğiyle kesiştiriyor. Varşova Üniversitesi’nde tarih öğrencisi olan Jacek’in dönüm noktası olan dönemi yaşarken, 300 yıl sonraki Varşova’daki zrusifikasyonlu bir Polonyalı olan Nadieżda’nın bu geçmişi “Çin Gözlükleri” aracılığıyla izlemesi konu ediliyor. Roman, Polonya’nın dönüşüm sürecine dair tartışmalara ve küresel jeopolitik endişelere dikkat çekiyor.

Kitap İki Zaman Dilinde Geçiyor

Wojciech Chmielewski’nin “Ay, Warszova’nın Kokusunu Taşıyor” adlı romanı yakın zamanda yayımlandı. Orta kuşaktan bir yazar olan Chmielewski, Polonya çağdaşlığına dair çeşitli sosyokültürel incelikleri gözlemleyen dikkatli bir gözlemcidir. Ancak “Ay…” romanı, Chmielewski’nin daha önceki eserlerinden birçok açıdan farklılık gösteriyor. Bu kitapta, 20. yüzyılın 80’li ve 90’lı yıllarında Polonya’nın hatıraları, fantastik bir gelecek vizyonuyla iç içe geçiyor.

Jacek’le Polonya’nın Dönüşümü

Romanın olayları iki çağda geçiyor. Ilk dönem, Polonya’nın dönüşüm sürecidir; bu, Varşova Üniversitesi’nde tarih öğrencisi olan Jacek için nesiller arasında bir deneyim haline gelir. Bu karakterin perspektifinden III RP, sayısız işlev bozukluğu ve patolojiye sahip bir devlet olarak görülür. Bunların kaynağı, PRL iktap yapılarından gelen çevrelerin siyasi ve ekonomik etkilerin sürdürmesidir. Bu durum, eski bir muhalif grubun, “demokratik sol”a (yani eski komünistlere) yeni gerçeklikte yumuşak iniş yapma imkanı sunmasına neden olmuştur. Chmielewski’de III RP, Solidarność’taki Polonya için gerçek sosyalizmin yükünü kaldıracak galip siyasi hareket olarak umutları olanlar için büyük bir hayal kırıklığı olmuştur.

300 Yıl Sonraki Varşova’da Nadieżda

Diğer yandan, Jacek’in hayatı Varşova’da 300 yıl sonra yaşayan zrusifikasyonlu bir Polonyalı olan Nadieżda Chabrowa’nın ilgisine konu oluyor. Bu romanın ikinci – distopik – ana unsuru budur. İşte 23. yüzyılda dünya iki süper güce ayrılmıştır: Çin ve Rusya. Her iki ülkede de ileri teknolojiye dayalı totalitarizm hâkimdir. Varşova Rusya’ya aittir ve Nadieżda mesleki olarak antik dönem tarihi yani… 20. yüzyıl sonu Polonyası ile ilgilenmektedir. Çin Gözlükleri adı verilen bir icat aracılığıyla geçmişe gidip Jacek’in maceralarını takip eder. Siyasi dönüşüm dönemindeki Polonyalıların sorunları onu giderek daha çok ilgilendirmektedir.

Chmielewski’nin Eleştirisi

Chmielewski, Polonya’nın kurumsal dönüşümünün Polonyalılar için büyük bir başarı olduğu anlatısını mitolojiden arındırıyor. Sistemin düzenlerindeki konumu olmayan, gelişmekte olan kapitalizmin yarattığı fırsatlardan yararlanmak için başlangıç pozisyonuna sahip olmayan kişilere ses veriyor. Aynı zamanda “Ay, Warszova’nın Kokusunu Taşıyor”, dünya siyasi mimarisi Çin-Rus ikilisinin oynadığı rolle ilgili endişeleri ifade ediyor. Francis Fukuyama’nın “tarihin sonu” olarak adlandırdığı şeyin, Batılı insanlar için bir iyimser senaryonun gerçekleşmesi anlamına gelmeyip, aksine tam tersi bir şey olabileceği ortaya çıkıyor. Yılın başında Chmielewski, üzerinde düşünülmesi gereken rahatsız edici sorularla baş başa bırakıyor bizi.

Kaynak : GazetaPrawna

Exit mobile version