Wojciech Chmielewski’nin yeni romanı “Księżyc ma zapach Warszawy”, Polonya’nın 1980-90’lar dönemi dönüşümünü ve 23. yüzyıttaki distopik geleceğini bir araya getiriyor. Roman, tarihsel olaylarla Çin-Rusya totaliter yönetimini ele alırken, geçmişin geleceği şekillendirdiğine odaklanıyor. Varşova’da geçen iki farklı zaman diliminde kurgusal karakterlerin hikayesini anlatıyor.
İki Zaman Diliminin Kesişimi
Chmielewski’nin romanı, Polonya’nın demokratik dönüşüm yaşadığı 1980-90’lar ile 23. yüzyıl arasında gidip geliyor. İlk bölüm, Varşova Üniversitesi’nde tarih öğrencisi olan Jacek’in yaşadığı dönemi konu alıyor. Bu karakter üzerinden Polonya Halk Cumhuriyeti (PRL) yapılarının yeni sisteme aktığını ve komünist geçişin yarattığı “yumuşak iniş” senaryosunu eleştiriyor. Üçüncü Polonya Cumhuriyeti (III RP), kitapta “sayısız disfonksiyon ve patoloji” barındıran bir devlet olarak sunuluyor.
Distopik Gelecek: Çin ve Rusya Dönemi
300 yıl sonra, Varşova Rusya’nın egemenliği altında. Dünyada Çin ve Rusya olmak üzere iki totaliter güç hüküm sürüyor. “Çin Gözlüğü” adlı bir icatla geçmişe seyahat eden Nadieżda Chabrova adlı karakter, Jacek’in hikayesini takip ediyor. Polonyalı tarihçi olan Nadieżda, 20. yüzyıl sonu Polonya’sını incelemekle ilgileniyor. Bu bölümde, teknoloji destekli totaliter yönetim ve geçmişin geleceği nasıl etkilediği vurgulanıyor.
Tarihsel Eleştiri ve Gelecek Endişeleri
Chmielewski, Polonya’nın dönüşümünü “büyük başarı” olarak gören anlatıyı çürütüyor. Kapitalizmin başlangıcında avantaj elde edemeyen kesimlerin sesini yükseltiyor. Aynı zamanda, Francis Fukuyama’nın “tarihin sonu” teorisini sorgulayarak Çin-Rusya ittifakının uluslararası siyasetteki rolüne dair endişeler ortaya koyuyor. 📖 🌍 Roman, yeni yıl başında okurları “rahatsız edici sorularla” baş başa bırakıyor.
Kaynak : GazetaPrawna



