Cin i ran abd geriliminde abd nin i tibarina odaklaniyor 58273

Çin, İran-ABD Geriliminde ABD’nin İtibarına Odaklanıyor

Analiste göre, İran ile ABD arasındaki savaşın, ABD’nin Çin’e yönelik bir stratejisinin parçası olduğu iddiaları gerçekçi değil. Çin, bu durumdan ABD’nin kaotik ve yıkıcı politikalarını ortaya çıkarma fırsatı bulurken, aynı zamanda ABD’nin askeri potansiyelinin azalmasını ve bölgesel etkisinin zayıflamasını gözlemliyor. Pekin, bu süreci, ABD ile ilişkilerini kendi lehine yönetmek ve Asya’daki konumunu güçlendirmek için kullanmayı hedefliyor.

ABD Narratifine Destek

Analist Marcin Przychodniak’a göre, İran ile ABD arasındaki savaşın, Washington’ın Çin’e yönelik gizli bir stratejisinin parçası olduğu yönündeki iddialar temelsizdir. Bu iddialar, Donald Trump’ın Orta Doğu’daki son ABD muhalifi olan İran’ı ortadan kaldırarak, kaynaklarını Çin ve Pasifik’e yöneltmek istediği yönünde spekülasyonlar içeriyor.

Çin Açısından Avantajlar

Przychodniak, savaşın Çin açısından maliyet-fayda analizinde, faydaların ağır bastığını belirtiyor. Savaş, Trump yönetiminin politikalarının kaotik ve yıkıcı doğasını daha da gözler önüne seriyor. Bu durum, Çin diplomasisine ve propagandasına malzeme sağlıyor; Çin, kendini öngörülebilirlik ve istikrarın savunucusu olarak konumlandırıyor.

Çin’in Hegemonya Eleştirisi

Pekin, Washington’u, ekonomik ve askeri gücünü kullanarak diğer ülkeleri kendi çıkarları doğrultusunda yönlendiren tehlikeli bir hegemon olarak görüyor. Çin, buna karşı çıkarak “çok kutuplu” bir dünya düzeni öneriyor; bu düzen, tek bir baskın gücün olmadığı, benzer güçlere sahip birkaç devletin varlığını öngörüyor. Bu modelde ABD de yer alacak, ancak zayıflamış bir şekilde.

Trump’ın Politikaları Çin’e Fırsat Sunuyor

Trump’ın küresel ekonomiye etkisi, Çin’e kendi vizyonunun doğruluğunu kanıtlama fırsatı veriyor. Özellikle Güneydoğu Asya ülkeleri, tedarik zincirlerindeki aksamaların etkilerini hissederken, Çin, kriz anında yardım eli uzatan istikrarlı bir ortak rolü oynayarak olumlu bir imaj çiziyor. Bu retorik şimdilik eylemlere dönüşmese de, potansiyel taşıyor.

ABD’nin Askeri Potansiyelinin Azalması

Çin, bu savaşta ABD’nin bölgesel etkisinin azalmasını ve askeri potansiyelinin, özellikle de hassas mühimmatının tükendiğini görüyor. Çin’in bu mühimmatın üretiminde önemli rol oynayan hammaddelere erişimi bulunuyor. Pekin, bu durumu, ABD ile ilişkilerini kendi lehine yönetme fırsatı olarak değerlendiriyor.

ABD ile İlişkiler Öncelikli

Przychodniak’a göre, Çin dış politikasının en önemli unsuru, ABD ile ilişkilerdir. Çin, Trump ile anlaşmazlıkları kazanabileceğine inanıyor; tıpkı gümrük savaşında olduğu gibi, ABD’yi geri adım atmaya zorlayabileceğini düşünüyor.

Ekonomik Maliyetler ve Önlemler

Savaşın ekonomik maliyetleri de mevcut. İran, Çin için önemli bir hammadde kaynağı olsa da, kritik bir kaynak değil. Daha büyük sorun, Hürmüz Boğazı’nın bloke edilmesi olasılığı; Çin, stratejik hammaddelerinin yaklaşık yarısını bu boğazdan ithal ediyor. Çin hükümeti, savaşın ekonomiye etkisini azaltmak için çeşitli önlemler alıyor; örneğin, yakıt fiyatları devlet tarafından kontrol ediliyor. Ancak bu önlemler, etkileri tamamen ortadan kaldırmıyor.

Stratejik Ortaklığın Bedeli

Çin için bir diğer maliyet ise, İran’ın savaşta zarar görmesi. İran, Çin’in stratejik bir ortağıydı ve uluslararası arenadaki varlığının önemli bir parçasıydı. Ancak Çin, aynı zamanda Suudi Arabistan, BAE ve Katar gibi diğer bölgesel ülkelerle de ilişkilerini sürdürüyor. Çin için ekonomik işbirliği, özellikle modern teknolojiler alanında öncelikli; İran bu alanda sınırlı bir potansiyele sahip.

Çin’den Sınırlı Destek

İran, ABD ve İsrail saldırıları karşısında Çin’den doğrudan bir yardım almadı. Ancak muhtemelen uydu görüntüleri, füze ve drone saldırılarını planlamada yardımcı olacak bağlantı desteği ve çift kullanımlı ürünlerin tedariki gibi gizli destekler alıyor. Çin, Batı anlamında bir ittifaka girmiyor.

Çin’in Güç Sınırları

Uzmanlar, Çin’in askeri gücünün henüz ABD’ninki kadar gelişmiş olmadığını belirtiyor. Çin, bu nedenle modernizasyon sürecine yatırım yapıyor, ancak bu süreç deneyim ve siyasi karar alma becerisi gerektiriyor. Çin, şu anda daha çok diplomasiye yöneliyor.

Çin’in İttifak Anlayışı

Çin, ittifak kavramını Batı’dan farklı yorumluyor. Askeri bir savunma anlaşması yerine, ortak bir amaç doğrultusunda işbirliği yapmayı tercih ediyor; örneğin, Rusya ile ilişkileri, çelişkilere ve güvensizliğe rağmen, ABD’ye karşı rekabet etme ortak çıkarı nedeniyle sürdürülüyor.

Tayvan ve ABD İlişkileri

Savaş, Çin’in Tayvan’a bakış açısını değiştirmedi. ABD’nin Tayvan’ı savunma olasılığı ve Tayvan’ın savunma kapasitesi konusundaki değerlendirmeleri aynı kaldı. Çin için ABD ile rekabetin kalıcı bir unsur olduğu bilinci, politika belirlemede temel bir faktör.

Kaynak : Gazeta

Previous Article

ABD ve İsrail-İran Gerilimi Asya'da Yakıt Krizi Tetikliyor

Next Article

Dünya Çapında Yeni Çatışma Kaynağı: Su