Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, İran’ın en üst düzey dini-politik lideri Ali Hamaney’in öldürülmesini “kabul edilemez” olarak nitelendirdi. Pekin, askeri operasyonun görüşmeler devam ederken gerçekleştirilmesini İran’ın egemenliğine ve uluslararası hukuk normlarına aykırı buldu. Çin, anında ateşkes ve müzakerelere dönüş çağrısı yaparak, tırmanmanın “Orta Doğu’yu tehlikeli bir uçuruma sürükleyeceğini” vurguladı.
Çin’in Tepkisi ve Uluslararası Normlara Tepkisi
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Rus mevkidaşı Sergei Lavrov’la yaptığı telefon görüşmesinde, İran’ın en üst düzey dini-politik lideri Ali Hamaney’in öldürülmesini “kabul edilemez” olarak tanımladı. Çin Dışişleri Bakanlığı’nın resmi açıklamasında, askeri operasyonun görüşmeler sürerken icra edildiği, bu durumun Pekin’in değerlendirmesine göre İran’ın egemenliğine ve uluslararası hukukun temel normlarına aykırı olduğu vurgulandı.
Çin, an ateşkes ve müzakereye geri dönme çağrısı yaptı. Wang Yi, tırmanmanın “Orta Doğu’yu tehlikeli bir uçuruma sürükleyeceğini” belirterek, “hukunun üstünlüğü” modeline dönüşelecek “jungle law”a karşı çıkma mesajı verdi. Çin’in retoriği sert olsa da askeri destek açıklaması bulunmuyor.
Pekin’in Askeri Olmayan Stratejisi
Çin politikası uzmanları, Pekin’in askeri müdahaleden uzak durma stratejisini sürdüreceğini belirtiyor. Tahran ile resmi bir savunma ittifakı bulunmaması, tepkinin diplomatik alanda kalacağı anlamına geliyor—özellikle BM forumu ve Moskova ile Güney Küresi ülkeleriyle ikili temaslar üzerinden.
Çin-Tahran ilişkileri öncelikle pragmatik boyuta sahip. Analistlerin verilerine göre, İran’ın tüm petrol ihracının %80-90’ı Çin’e gidiyor. Bu durum, İran’ın tek bir alıcıya neredeyse tam bağımlılığını gösteriyor. Çin açısından ise İran petrolü, toplam petrol talebinin %11-12’sini oluşturuyor. Bu, önemli ancak baskın olmayan bir pay. Pekin, tercihli fiyatlar üzerinden batı yaptırımlarını yuan cinsinden ödemeler ve kendi ödeme sistemleriyle aşarak avantaj sağladı.
Çin için İran’ın Yeri ve Enerji Bağımlılığı
Çin, dünyanın en büyük petrol ithalatçısı—Ulusal Enerji Ajansı’na (IEA) göre günlük 11 milyon varilden fazla petrol ithal ediyor. Ana tedarikçiler Suudi Arabistan, Rusya ve Irak. İran önemli ancak değiştirilemez bir bileşendi. Bu durum, Pekin’in Tahran’ı savunmak için ABD’yle açık çatışma riskine girmemesini açıklıyor.
Venezuela örneği benzer desen gösteriyor. ABD yaptırımları altındaki Caracas, yıllar boyunca borçlarını petrol tedarikiyle ödedi. Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) ve Inter-American Dialogue düşünce kuruluşunun raporlarına göre, 2007’den bu yana Çin’in Venezuela’ya sağlanan toplam kredi değerleri 60 milyar doları aştı. Buna rağmen Pekin, Caracas’taki hükümeti askeri olarak korumadı. Destek finansman, teknoloji tedariki ve Washington’a yönelik retorik eleştiriyle sınırlı. İran’a yönelik operasyonda senaryo benzeri: ekonomik çıkarların korunması, doğrudan çatışmadan kaçınma.
İran’ın Stratejik Önemi ve Çin’in Çıkarları
İran, “Kemer ve Yol Girişimi”nde coğrafi bir bağlantı noktası rolü üstleniyor. Çin’e Ortadoğu’ya kara yoluyla erişim ve Avrupa ile potansiyel bağlantılar sağlıyor. 2021’de iki ülke, 400 milyar dolarlık altyapı yatırımlarını içeren 25 yıllık stratejik işbirliği anlaşması imzaladı.
Fakat Pekin, BM tabanlı uluslararası düzenden faydalanıyor. ABD’nin bazı uluslararası formatlardaki katılımını azalttığı bir ortamda, Çin çok taraflılığın savunucusu olarak konumlanmaya çalışıyor. İran’ı savunmak için askeri müdahale, bu imajı zayıflatacak ve 2023’te 3,3 trilyon doları aşan Çin ihracatına yönelik ikincil yaptırımlara yol açabilir.
Operasyon Analizi ve Küresel Denge
Çin askeri ve istihbarat birimleri, ABD ve İsrail operasyonlarını etkinlik açısından inceliyor. Hava savunma sistemleri, hassas saldırılar, siber faaliyetler ve bilgi yönetimi verileri, Tayvan Boğazı’ndaki potansiyel çatışma bağlamında değerlendirilebilir. Ancak İran’a yönelik saldırının Tayvan’ın ilhakına karar hızını artırdığına dair somut bir veri bulunmuyor. Çin ekonomisi batı pazarlarıyla sıkı ilişkili—ABD ve AB’e yapılan ihracat, Çin GSYİH’ının önemli bir bölümünü oluşturuyor. Tayvan’a yönelik askeri operasyon, Ukrayna işgali sonrası Rusya’ya uygulanan yaptırımlardan çok daha büyük ölçekte riskler taşıyor.
Rusya ve Çin, Ortadoğu’da “tam uyuşma” içinde olduğunu beyan ediyor. Ancak Pekin’in Moskova’ya desteği çoğunlukla ekonomik ve teknolojik nitelikte—askeri değil. Çin, Avrupa ambargosu sonrası Rusya’nın ana petrol alıcısı oldu, ancak açık yaptırım ihlaliyle doğrudan ikincil kısıtlamalara maruz kalmaktan kaçınıyor.
İran etrafındaki durumun Rusya’nın Avrupa’daki toprak işgal kapasitesini artıracağına dair somut veri yok. Rusya’nın potansiyeli yaptırımlar, savaş kayıpları ve teknoloji ithalat bağımlılığıyla sınırlanıyor. Küresel güç dengesi gerginleşebilir ancak devrimci bir değişim göstermiyor. Çin, krizleri “ABD saldırganlığı” anlatısını güçlendirme ve alternatif finans mekanizmalarını teşvik etme fırsatı olarak kullanıyor, ancak temel ilgisiz değişmiyor: ticaret istikrarı ve ham madde erişimi.
Pratikte bu, Çin’in İran’a yönelik saldırıya karşı tepkisinin diplomatik alanda yüksek sesle, eylemde ise sınırlı olacağı anlamına geliyor. Enerji, ticaret ve finans bağımlılıklarıyla ilgili veriler, açık katılımın maliyetinin Çin için potansiyel faydaların çok yüksek olacağını gösteriyor.
Kaynak : GazetaPrawna



