Polonya’da Cumhurbaşkanı’nın, Sejm tarafından seçilen Anayasa Mahkemesi üyelerinin yeminlerini kabul etmemesi, derin bir anayasal krize neden oldu. Uzmanlar, Cumhurbaşkanı’nın bu tutumunun hukuki dayanağı olmadığını ve Anayasa’nın öngörmediği bir durumla karşı karşıya olunduğunu belirtiyor. Bu durum, yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü açısından ciddi endişeler yaratırken, muhalefet, Cumhurbaşkanı’nın bu eyleminin sorumluluğunun hesaplanması gerektiğini vurguluyor.
Anayasa Mahkemesi Üyelerinin Yemin Etmesi Engellendi
Polonya Anayasası’nın 194. maddesinin 1. fıkrasına göre, Anayasa Mahkemesi 15 üyeden oluşur ve bu üyeler Sejm tarafından 9 yıllığına seçilir. Bir üyenin seçimi, Sejm’in seçim kararı almasıyla kesinleşir. Yasa, seçilen üyenin Cumhurbaşkanı önünde yemin etmesi gerektiğini (Madde 4, Fıkra 1) belirtmektedir. Yasanın 4. fıkrasının 2. maddesine göre, yemin etmeyi reddetmek, üyelikten feragat etmek anlamına gelir. Yasa ayrıca, bir üyenin görevine başlamasının yemin etmesine bağlı olduğunu ve yemin ettikten sonra derhal Mahkeme’de göreve başlaması gerektiğini (Madde 5) vurgulamaktadır.
Cumhurbaşkanı’nın Yetkileri Aşıldığı İddiası
Hukukçular, yasa koyucuların bu durumu öngöremediğini ve Cumhurbaşkanı’nın siyasi nedenlerle Sejm tarafından seçilen bir üyenin yeminini reddetme ihtimalini hesaba katmadığını belirtiyor. Sejm’in, bir üyenin görevinin sona ermesi veya yaklaşması durumunda, yerine birini seçme yükümlülüğü bulunmaktadır. Hukuki açıdan bakıldığında, Sejm’in seçimleri erteleme uygulaması uygun değildir. Cumhurbaşkanı’nın görevi, Sejm tarafından seçilen üyelerin yemin etmelerini sağlamaktır, hatta Sejm’in seçiminde hukuka aykırı bir gecikme olsa bile. Cumhurbaşkanı, Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçiminde herhangi bir karar alma yetkisine sahip değildir, adayları değerlendirme hakkı bulunmamaktadır.
Anayasal Sorumluluk ve Alternatif Çözümler
Anayasa’nın 194. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, Cumhurbaşkanı’nın Anayasa Mahkemesi Başkanı ve Başkan Yardımcılarını atama yetkisi bulunmaktadır ve bu atamalar Bakanlar Kurulu Başkanı’nın onayına tabi değildir. Ancak, dört Anayasa Mahkemesi üyesinin yeminini reddetmesi, Cumhurbaşkanı’nın ciddi bir hukuki ihlalde bulunduğunu ve bu nedenle Anayasa Mahkemesi’nde yargılanması gerektiğini göstermektedir (ki bu, Polonya’da uygulamada genellikle sembolik kalmaktadır). Cumhurbaşkanı, bu ihlalden dolayı ahlaki olarak da sorumludur. Bu durum, gelecek nesiller için Anayasa’ya saygısızlığın bir örneği olarak kalacaktır.
Hukuki Çözüm Arayışları ve Devletin Zayıflaması
Cumhurbaşkanı’nın yeminleri kabul etmemesi, noter huzurunda yapılan beyanlar, Sejm Başkanı önünde yemin etme veya uzaktan yemin etme gibi “hukuki ikameler” arayışına yol açmıştır. Ancak, bu çözümlerin hiçbirinin doğru bir çözüm olmadığı, sadece geçici bir çözüm olabileceği vurgulanmaktadır. Bu durum, devletin kendi kendini zayıflatması olarak değerlendirilmektedir. Anayasa Mahkemesi Başkanı ve üyelerinin, durumu tırmanmadan çözmek için çağrıda bulunmaları ve Mahkemenin otoritesini korumaları gerektiği belirtiliyor.
Cumhurbaşkanı’nın Rolü ve Anayasal Zorunluluk
Sejm, Anayasa Mahkemesi üyelerini seçme yetkisine sahiptir ve bu durum Anayasa tarafından belirlenmiştir. Cumhurbaşkanı’nın rolü ise yasa ile belirlenmiş ve “ikame edilebilir” niteliktedir. Cumhurbaşkanı geçici olarak görev yapamaz hale gelirse, Sejm Başkanı yemin alma görevini yerine getirebilir (Anayasa Madde 131). Cumhurbaşkanı’nın yemin törenine katılımı, büyük ölçüde sembolik bir anlam taşımaktadır ve herhangi bir resmi karar alma yetkisi bulunmamaktadır.
Kaynak : GazetaPrawna