Polonya’da barınak kontrollerinde uygulanan kurallara rağmen kaos ve keyfiyet hakim. Devlet, azınlıkları sert cezalandırırken büyük kurumsal sorunlarda etkisiz kalıyor. Aktivistlerin gündeme getirdiği barınak skandalı, siyasi fırsatçılık ve hayvan severlerin istismar edilebilen empati tuzaklarını üç boyutta ele alıyor. Sorun sistematik çözüm bekliyor.
Teorik Devlet Gerçeği
Bartłomiej Sienkiewicz’in sözlerini aktaran Polonya devleti, bazı alanlarda teorik görünüyor. Barınak denetimleri ve “barınak” adı altında faaliyet göstermek isteyen yerlerle ilgili haberler, sayısız yasaya rağmen kaos, durağanlık ve keyfiyetin hüküm sürdüğü alanlar varmış gibi bir izlenim veriyor. Bir yanda düzenli denetimler yapıldığı ve belirli sapmaların tespit edilmediği söylenirken, diğer yanda aktivistler ve yetkililer işlevsiz kurumların somut sorunlarını çözmek istediğinde karşılarında idari bir duvarla karşılaşıyor. Bu durum, hukuka aykırı faaliyetlerde bulunanların her an sıyrılabilmesine neden olurken, kurumlar ise kanunsuzlukların karşısında sessiz kalıyor. Soboleve ve Bytom’da son dönemde gündeme gelen skandallar bu durumu yansıtıyor.
Haksız Uygulamalar
Aynı devlet, toplumsal açıdan çok daha az önemli suçlar için insanları son derece sert ve katı bir şekilde cezalandırabiliyor. Kullanılan yöntemlerdeki bu orantısızlık, insanların devletin temel zayıflığı olarak eş zamanlı olarak aşırı düzenlenmiş ve düzenlenmemiş olmasını görmesine yol açıyor. Barınak meselesi bu durumun en iyi örneği. “Devlet zayıflar serttir, çünkü güçlüler karşısında zayıftır” şeklindeki yaygın sözün tekrarlanmak istendiği belirtiliyor.
Siyasi Fırsatçılık
Polonya devletinin zayıflığına dair yeni bir bölümün yanı sıra, aktivistlerin gündeme getirdiği barınak meselesinin iki ek boyutu var. İlki, politikaların öne çıkan nihayetinde oldukça utandırıcı girişimi. Politisyenler, hayvanların insanlar için önemli olduğunu aniden keşfettikleri için başkalarının başarılarının arkasına saklanmaya çalışıyor. Örneğin Başbakan Donald Tusk, acı çeken hayvanlar için taziye mesajı verdi. Bu olay, politikacılara karşı tutumdaki önemli bir değişimin habercisi görülüyor. Sosyal medyanın gelişmesi, başkalarının başarılarının arkasına saklanma girişimlerinin etkisizleşmesine veya ters tepmesine neden oluyor. Lech Wałęsa’yı parodileştirerek, insanların artık politikacılara inanmadığı belirtiliyor.
Empatinin Tuzakları
Barınak meselesinin ikinci boyutu, Polonyalıların hayvanlara olan tutumudur. Soboleve’deki barınak hakkındaki değerlendirmeye ve somut karara bakılmaksızın, barınak konusu toplumda büyük duygusal tepkiler uyandırdı. Aynı zamanda, hayvanlar için yapılan bağışların çok düzensiz bir alan olduğu ve neredeyse denetim kurumu bulunmadığı ortaya çıktı. Eğer medya haberlerinin bir kısmı doğruysa, bağışlar bazıları için parayı kötüye çıkarma aracı olarak kullanılıyor (ölü hayvanlar için bağış toplanması örneği).
Burada sorunun özüne varıyoruz: hayvanlar için yapılan hayırseverlik, onlara yardım ettiğine samamen inanan insanların tuzağa düştüğü bitmeyen bir sarmala benziyor. Bir hayvanın tedavisi veya ameliyatı için yapılan her bağış ve bunlara verilen tepki, bu tür girişimlerin daha da çoğalmasına neden oluyor. Gerçekten yardım gerektiren hayvanlar durumunda olduğu gibi, aynı zamanda kolay para kazandırma makinesi ve dolandırıcılar için bir gelir kaynağı olarak da görülüyor. Dahası, kronik hasta hayvanların bakımının dürüst olmayan insanlar için kârlı hale gelip gelmeyeceği sorusu gündeme geliyor. Hatta genetik olarak hasta hayvanların üretimi bile düşünülebilir. Sonuçta, hayvanların acısını azaltmak yerine, aslında daha da artırılacak. Zamanla sınır daha da genişleyebilir ve köpekler/kedilerden sonra hastane fareleri ve fareler sıraya girebilir. Bu arada, giderek daha fazla insan bu tür bir empati tuzağına düşüyor ve hayvanlara yardım etmeye çalışıyor, ancak bu yardım giderek daha düzensiz bir şekilde veriliyor.
Sistemik Çözüm
Hayvanların durumuna karşı duyarsız olmak benden çok uzaktır. Aksine, o dehşet görüntülerine bakarken öfke, onların hangi koşullarda bulunduğunu öğrendiğimde ise keder yaşadım. Ancak kör sentimentalizmin her zaman sosyal olarak yararlı olmadığının da farkındayım. Barınaklar ve onların denetimi konusu sistematik olarak çözülmeli, devlet bu görevi aktivistlerin ve endişeli vatandaşların omuzlarına yükleyemez. Çünkü gerçekten sık sık bilge ve düşünülmüş hayırseverliği israfan, daha da kötüsü dolandırıcılıktan ayırmakta zorlanıyoruz.
Kaynak : GazetaPrawna