Eski Adalet Bakan Yardımcısı Anna Dalkowska, idari yargı sistemindeki bazı hükümleri Anayasa’ya aykırı bularak Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Dalkowska’nın başvurusu, kendisini yargılamadan meneden Yüksek İdare Mahkemesi (NSA) kararıyla ilişkili. Meclis ise iddiaların temelsiz olduğunu belirterek davanın sonlandırılmasını istiyor.
Davanın Arka Planı
Anayasa Mahkemesi’nin (TK) ilk duruşması 19 Şubat’ta görülecek olan başvuru, eski Adalet Bakan Yardımcısı Anna Dalkowska tarafından yapıldı. Dalkowska, 2015-2019 yıllarında Adalet Bakanlığı’nda bakan yardımcısı olarak görev yapmıştı. 2022’de, hukuk çevrelerinde Anayasa’ya aykırı olduğu düşünülen Yargı Konseyi’ne (KRS) PiS milletvekillerinin oylarıyla seçildi. Dalkowska, bir ilçe mahkemesi hakimliğinden doğrudan KRS’nin başvurusuyla Yüksek İdare Mahkemesi’ne (NSA) atandı.
Dalkowska’nın başvurusu, NSA’nın 7 Ekim 2024 tarihli (III FSK 605/24) kararıyla tetiklendi. Bu kararda, Dalkowska’nın yargılamadan men edilmesine neden olan bazı hususlara dikkat çekildi. Dalkowska, bu kararın ardından TK’ye giderek idari yargı düzenlemesini hedef aldı.
İddiaların Temeli
Dalkowska, idari yargı mahkemelerinin yargıçlarının tarafsızlığını ve bağımsılığını sorgulama yetkisini tanıyan hükümleri Anayasa’ya aykırı bulduğunu savunuyor. Özellikle, kendisini yargılama yetkisini barındıran mahkeme heyetlerinin, 2017 öncesi yasalara göre oluşturulan KRS’nin atamalarıyla göreve gelen hakimleri içerdiğini belirtiyor. Ayrıca, KRS’nin güncel yapısını eleştiren hakimlerin de bu heyetlerde yer aldığını iddia ediyor.
Ek olarak, Dalkowska, “tarafsızlık testleri” yapma yetkisini Hükümet tarafından oluşturulan kodifikasyon komisyonlarında görev alan hakimlere tanıyan düzenlemeyi de Anayasa’ya aykırı buluyor. Bu hakimlerin doğrudan Başbakan ve Adalet Bakanı’na bağlı olduğunu öne sürüyor.
Meclis’in Umor Talebi
Konuya ilişkin Meclis Uzlaşma Komisyonu, davanın sonlandırılması yönünde karar aldı. Bu talebin arkasında üç ana argüman var:
• Başvurunun bir kısmı, nihai karara temel oluşturmayan hükümleri hedefliyor.
• Başvurunun konusu, hukukun uygulanmasıyla ilgili.
• Başvurunun büyük bölümü gerekçelendirilmemiş.
Meclis uzmanı Michał Ziółkowski, başvurunun “belirsizlik ilkesi” gerekçesiyle Anayasa’ya aykırı bulunmasını eleştirdi. Ziółkowski, bu ilkenin anayasal hak ve özgürlükleri yansıtmadığını ifade etti. Ayrıca Dalkowska’nın, aslında NSA’nın kararında kullandığı hukuk yorumunu değil, hükmü kendisinin Anayasa’ aykırı bulduğunu vurguladı.
Ziółkowski, “Yargısal yorum, ancak sağlam ve tutarlıysa Anayasa Mahkemesi’nin incelemesine tabi olabilir. Dalkowska bunu kanıtlayamadı” diyerek umor talebini savundu.
Kaynak : GazetaPrawna