Eğer Ukrayna’ya daha erken silah gönderilmiş olsaydı, belki savaş önlenebilirdi, diyerek Jens Stoltenberg ‘Sueddeutsche Zeitung’la yaptıkları röportajda söyledi.
Stoltenberg’in Açıklamaları
Jens Stoltenberg, NATO’nun 2014‑2024 süresince başkenti olan eski genel başkan, yakın zamanda yayımladığı anılarını Süderdeutsche Zeitung (SZ) ile paylaştı.
Interviyuda 2014 de, Donbas’taki çatışma ve Rusya’nın Kırım’ı ilhakı sırasında Ukrayna’ya daha fazla silah desteği vermek için ittifak üyelerini ikna etmeye çalıştığını ifade etti. Ancak “çoğu ülke sadece engelledi” diyerek bu çabayı başarısızlıkla sonuçlandırdı.
NATO’nun İlk Davranışları
Stoltenberg, “on yıl sonra, ikinci dönemimin sonuna gelindiğinde, çok sayıda ittifak üyesi NATO operasyonuna onay verdi” diyerek, hareketsizliği vurguladı. 2014‑deki tehlikeyi hafife alan üyelerin Rusya’nın tam ölçekli işgalinden korkup silahlı destek vermeyi ertelediği, bu ertelemelerin Ukrayna’nın 20 % toprak kaybetmesine sebep olduğu belirtildi.
“Eğer ilk baştan daha fazla silah gönderilseydi Rusya’nın saldırısının durmasını bekliyorduk” dedi, “cece bir kısmı bile vermeyi teklif eder, belki savaş önlenirdi”.
Finlandiya Örneği ve Çözüm Önerileri
Stoltenberg, “Finlandiya, 1940’de parti ZSRR’ye bir kısmını vererek güvenlik sağladı” örneğini vererek, Ukrayna için benzer bir “çözüm”in mümkün olduğunu öne sürdü. 2024’e kadar Ukrayna’nın 50 % topraklarını geri kazanmış olduğunu, Rusya ise Karadeniz kontrolünü kaybetmiş ve ciddi ekonomik bedeller ödemekte olduğunu belirtti.
Stoltenberg, “En iyisi tüm Rus kontrolündeki toprakları serbest bırakmak olurdu” dedi, fakat “özgür bir karar almak Ukrayna aydındır” diye uyarıda bulundu.
Beklenen Mücadele Süreci ve Gelecek Planlar
Stoltenberg, mevcut desteğin hâlâ yetersiz olduğunu söyleyerek, “savaşın en hızlı sonu Ukrayna’nın yenilmesi taşıyacak” iddialarını reddetti. “Barış için en yol Putina, savaşı kaybetmesini, masaya oturmasını ve Ukrayna’nın egemenliğini kabul etmesini sağlamaktır” diyerek, öncelikli çözümün kuvvetli askeri desteğe dayalı olduğunu vurguladı.
Bu açıklamalar, Deutsche Welle (DW) tarafından yayımlanan bir haberin kapsamı içinde yer almaktadır.