Uluslararası topluluk katılımı olmadan, Filistinli–İsrail ya da İsrailli–Filistinli hiçbir çözüm başarılı olmaz diye belirtti, Gazeta.pl ile yapılan röportajda Gazze için barış planını değerlendiren Dr. Bartosz Bojarczyk, Lublin’deki Maria Curie‑Skłodowska Üniversitesi’nden. Uzman, planın güçlü yönlerini ve Filistinlilere ne eksik olabileceğini ortaya koydu.
Biyank Toplantısında Buluşan Sözleşme Konsepti
29 Eylül’de Biyank’da Donald Trump ve Benjamin Netanyahu, Suriye’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik 20 maddelik bir planı duyurdu. Her iki lider de planı “güneydoğu Asya’daki en büyük barış adımı” olarak nitelendirdi ve Hamas’ı kabul etmeye çağırdı.
Plan, Hamas’ın silahını bırakması, siyasi rolünden çekilmesi ve tüm kefaletleri serbest bırakması şartlarını içermektedir. Böyle bir veza sonucunda, Hamas’ı destekleyenlerin barış içinde yaşayıp, aynı zamanda plan kapsamında bir af niteliği uygulaması bekleniyor. Trump, eğer Hamas şartları kabul etmezse, İsrail’in “tam destek” ile tehdidi ortadan kaldıracağı uyarısında bulundu.
20-Maddelik Planın Genel Hatları
Planın ana hatları şunları kapsar: Silahların teslimi, siyasi iddialardan vazgeçme, tüm esirlerin serbest bırakılması, Hamas kesiminde barışçı niyet tanıyanlara af sağlanması ve Gazze Bölgesi’nin demilitarizasyonu. Ek olarak, yerel halkın geri dönüşü, bölgenin yeniden inşası ile uluslararası kuvvetlerin devreye girmesi planlanıyor. Plan çerçevesinde, en büyük çaba “Gaza’nın yönetimi için uluslararası bir barış konseyi kurma” üzerine odaklanılıyor.
Uzman Görüşü: Dr. Bartosz Bojarczyk’in Değerlendirmesi
Uniwersytetu Marii Curie-Skłodowskiej w Lublinie (Lublin Üniversitesi) mezun, uluslararası güvenlik ve Orta Doğu ilişkileri alanında uzman Dr. Bartosz Bojarczyk, planı “çok iyi bir girişim” olarak nitelendirdi. “ABD ile İsrail’in sadece silah kesimi önerisini aşan kapsamı, detaylı noktalarla öne çıkıyor” dedi.
Bojarczyk, planın “Palestiniyenin zorla Güzden çekilmesini istemediğini, tüm geri dönüş, yeniden yapılandırma ve barış kurulu kurma öğeleri olumlu olduğuna” işaret etti. Yine “planın, İsrail’in Güzden çekilmesi ve uluslararası yönetim altında yürütülmesi” yoluyla, bölgedeki şiddetin ortadan kaldırılmasının mümkün olduğunu belirtti.
Uzmanın ayrıca, “Bu planın başarılı olabilmesi için Avrupa Birliği, Birleşik Krallık, Fransa, Almanya gibi uluslararası aktörlerin aktif katılımının kritik olduğunu” radd etti. “İsrail’in bir hafta içinde planı kabul etmeye yönelik kararı henüz belli değil, bu yüzden sonuç belirsiz” diyerek netlik eksikliğini vurguladı.
Yurtta ve Uluslararası Etkileri
Plan, sadece Gazze’yi kapsadığı için, geniş ölçekli bir barış çözümü sunmuyor. Dr. Bojarczyk, “Plan, Batı Şeria ve Palestiye devletinin diğer meselelerini ele almıyor, bu yüzden çok kısıtlı bir yaklaşım” özetiyle yorum yaptı. Halkın bölgenin yönetimi, istihdam ve finansel destek ihtiyaçları da bu çerçevede ele alınıyor.
Hamas ise, “Şimdiimce, silahların bir kısmının teslimi pürüzsüz olsa da, kalmış silahların da varlığı hesaplanıyor” ve “Peki, çok kısıtlı bir planla Güz’ün bağımsızlığına dair bir hakım var mı?” diye sordu.
Polish Medical Mission adlı bir uluslararası yardım kuruluşu, Gazze Bölgesi’nde doğrudan operasyon yürüterek, “Her bir TL, direkt yardımı güçlendiren bir ad” olarak karşımıza çıkıyor; hatırlatma olarak belirtti: “Bu ülkenin bağışları, bölgeye doğru akın etmektedir.”