Site icon Polonya Haber

Hakimlerden Hukukun Üstünlüğü Mücadelesine Bakış: Kaos ve Anarşi Tehlikesi

hakimlerden hukukun ustunlugu mucadelesine bakis kaos ve anarsi tehlikesi 63005

Polonyalı bir hakim, son dönemde ağır suçlardan hüküm giyenlerin cezalarının, “neosędzia” olarak adlandırılan ve usulsüz atandığı iddia edilen hakimler tarafından bozulmasıyla ilgili perde arkasını anlatıyor. Bu durumun, hukukun üstünlüğünü zayıflatarak kaosa ve anarşiye yol açabileceği vurgulanıyor. Tartışmalarda, “bağımsızlık eksikliği” iddiasında bulunanların, söz konusu hakimlerin kime bağlı olduğunu belirtmemesi eleştiriliyor. Hakim, mahkemelere yapılan ve herhangi bir somut kanıt sunmayan, siyasi motivasyonlu “çekilme” taleplerine de dikkat çekiyor.

“Neosędzia”lar ve Karar Bozulmaları

Son zamanlarda, ağır suçlardan hüküm giyenlere verilen cezaların iptal edilmesi kamuoyunu sarstı. Bu iptallerin gerekçesi olarak, kararı veren hakimlerin “neosędzia” olarak adlandırılması, yani usulsüz atandıkları ve bu nedenle bağımsızlık niteliğinden yoksun oldukları ileri sürüldü.

Bağımsızlık İddiası ve Somut Kanıt Eksikliği

“Bağımsızlık eksikliği” iddiasında bulunanların, söz konusu hakimlerin kime bağlı olduğunu hiçbir zaman belirtmemesi dikkat çekiyor. Binlerce hakimden oluşan bir grubun bağımsızlığının sorgulanması durumunda, bu hakimlerin hangi mercilerden etkilendiğinin gösterilmesi beklenirdi. Ancak, bu konuda herhangi bir somut kanıt veya açıklama yapılmıyor.

Çekilme Taleplerindeki Tutarsızlıklar

Yazar, son yıllarda kendisine ve aynı usulle atanan diğer hakimlere yönelik çekilme taleplerini inceleme fırsatı bulduğunu belirtiyor. Bu taleplerin, genellikle mahkeme kararlarını etkilemeye yönelik, asılsız iddialar içerdiğini vurguluyor. Taleplerde, hakimin çevresiyle olan ilişkilerinin, kararını etkileyebileceğine dair hiçbir somut delil sunulmuyor.

SN ve TSUE Kararlarının Seçici Yorumlanması

Bu tür talepler, 23 Ocak 2020 tarihli Polonya Yüksek Mahkemesi (SN) kararının ve C-521/21 sayılı Avrupa Adalet Divanı (TSUE) kararının ruhuna aykırı bulunuyor. Bu kararlar, Krajowa Rada Sądownictwa’nın (Ulusal Yargı Konseyi) 8 Aralık 2017 tarihli yasa ile değiştirilmiş haliyle oluşturulması nedeniyle yapılan atamaların usulsüz olduğunu belirtiyor. Ancak, aynı kişiler, kararların devamında yer alan ve usulsüz atamanın, Anayasa’nın 45. maddesi, Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın 47. maddesi ve İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi’nin 6. maddesi uyarınca bağımsızlık ve tarafsızlık standardını ihlal etmesi durumunda geçerli olduğunu göz ardı ediyor.

Seçici Okuma ve Manipülasyon

Bu durum, farklı kurumların ve organların açıklamalarının seçici olarak yorumlanıp, kamuoyunda tartışmalara malzeme yapıldığını gösteriyor.

KRS’nin Seçimi ve Hakim Bağımsızlığı

Hakim, KRS’nin (Ulusal Yargı Konseyi) seçiminin, bir hakimin bağımsızlığını etkileyip etkilemediği sorusunun cevapsız kaldığını belirtiyor. KRS’nin, hakimler yerine milletvekilleri tarafından seçilmesi durumunun, bir davadaki kararı etkileyebileceğine dair somut bir kanıt bulunmuyor. Bankalarla müşterileri arasındaki anlaşmazlıklar, boşanma davaları, miras paylaşımı, nafaka, aile içi anlaşmazlıklar, şirketler arasındaki davalar, tazminat davaları veya iş davaları gibi sıradan davalarda, bu durumun bağımsızlığı zedelediğini göstermek mümkün değil.

Bağımlılık ve Sorumluluk

Eğer bir hakim gerçekten bağımsız değilse, o zaman hangi merciden etkilendiğinin veya “bağlı” olduğunun belirtilmesi gerekir. Bu bağımlılığın, hakimlerin kararlarını etkileyebilecek bir şekilde gerçekleşmesi beklenir.

“Kaos Arayıcılar” ve Radykalizm

Yazar, bu tartışmaların, “kaos arayan” bir zihniyetin ürünü olduğunu ve hukukun üstünlüğünü zayıflatmaya yönelik bir çaba olduğunu savunuyor. Bu tür radikal yaklaşımların, suç mağdurlarına ve ailelerine zarar verdiğini vurguluyor.

Siyasi Manipülasyon ve Sorumsuzluk

Hakimler, toplumun bir kısmını rehin alarak, kendi ideolojik hedeflerine ulaşmaya çalışıyorlar. Bu durum, hakimlik yeminiyle çelişiyor.

Çözüm Arayışları ve Sınırlar

Cumhurbaşkanı’nın çözüm önerileri, hukuk yaratma ve uygulama arasındaki sınırı yeniden belirlemeye yardımcı olabilir. Bu sayede, siyasi çekişmelere karışan hakimler, hangi tarafta yer almak istediklerine karar vermek zorunda kalacaklar.

Kaynak : GazetaPrawna

Exit mobile version