Polonya parlamentosundaki Siber Güvenlik Yasası tasarısı, muhalefetin hükümetin diyalogdan kaçtığı, keyfi kararları teşvik ettiği ve güvenlik bahanesiyle ekonomiyi ağırlaştırdığı eleştirileriyle gündemde. Konfederasyon milletvekilleri, idari yargı yolu ve 5G cihazlarının kapsamının netleştirilmesi gibi popüler önerilerini reddedilmesi nedeniyle tasarının Meclis’te kalıcı sorunlara yol açacağını uyarıyor.
Yasama Sürecinde Şeffaflık Eksikliği
Yürütülen komisyon, Polonya’nın dijital gelişmeleri gerçekçi tartışmalar için nadir parlamento platformlarından biri olmasına rağmen, DSA (Dijital Hizmetler Yasası) uygulaması gibi tartışmalı tasarıları da görüyor. DSA’yı uygulayan yasanın yeterli diyalogsuzluğu Cumhurbaşkanı tarafından vetoya uğratılırken, siber güvenlik tasarısında da hükümetin eleştirileri görmezden geldiği belirtiliyor. Tasarı, hükümetin siber güvenlik riski değerlendirmesindeki keyfi yetkisini yasallaştırıyor ve bu sürecin Polonya’nın inovatif teknoloji kullanımını tehdit ettiği savunuluyor.
Muhalefetin Teknik Talepleri Reddedildi
Konfederasyon grubu, tasarının “yüksek riskli sağlayıcı” statüsü belirleme sürecinde İdari Usul Yasası’nın uygulanmasını öngören değişiklikler sundu. Mevcut düzenlemenin bu sınıflandırmayı tamamen keyfi yapmasına karşı, idari yargı yoluyla kararların denetlenmesini ve haksız kararların düzeltilmesini sağlayan öneri hükümet çoğunluğ tarafından reddedildi. Benzer şekilde, Siber Güvenlik Koleji’nin danışma kararlarına itiraz hakkı talebi de dikkate alınmadı. Ayrıca, tasarının zorunlu ekipman geri çekme kapsamının yalnızca 5G ağlarında kritik işlev gören cihazlarla sınırlı olması önerisi de kabul görmedi.
Güvenlik Bahanesi ve Ekonomik Riskler
Bakanlık, tasarıyı savunurken Doğu’dan artan siber saldırılar ve Polonya’nın coğrafi konumunu öne sürüyor. Ancak muhalefet, bu argümanın askeri-endüstriyel kompleksin PR taktiği olduğu ve fazla düzenlemelerin ekonomiyi zayıflatacağı iddiasında. Önerilen kuralların NIS2 Direktifi’nden daha geniş kapsamlı olması, işletmelerin rekabet gücünü düşürecek ve “Doğu-Batı teknoloji ayrımı” yaratarak inovasyonu engelleyecek. Her ek düzenleme, iş süreçlerini yavaşlatırken Polonya’nın Avrupa’daki rekabet pozisyonunu zayıflatıyor.
Parlamenter Demokrasiyi Zorlayan Süreç
Muhalefet, tasarıyla ilgili kamuoyu dinlemesine izin verilmediğini vurgulayarak, koalisyon hükümetinin gücünü devraldığında “demokratik ve katılımcı” bir süreç vaat ettiğini hatırlatıyor. Meclis, tartışmalardan kaçınarak bile olsa, ilgili taraflarla diyalog kurmanın devlet ve özel sektör arasındaki güveni artıracağını belirtiyor. Tasarının “devlet yetkisini genişletme” arayışında olduğu ve bu nedenle kritik bir metin olduğu, geleneksel yasama süreçlerinin uygulanmamasının kabul edilemez olduğu vurgulanıyor.
Çözüm Önerisi: Sınırlı Denetim ve Prensip
Konfederasyon, tasarıda temel değişiklik olmadan kabul edilmesinin DSA örneğindeki gibi vetoya yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Siber güvenlik için “ölçeklendirmeli” bir yaklaşım savunuluyor: belediyeler gibi kritik olmayan alanlarda yükümlülükler hafifletilirken, kritik altyapılarda daha sıkı denetim şart. Mevcut tasarının en büyük sakatlığı ise “yüksek riskli sağlayıcı” statüsü belirlemedeki bakanlık keyfiliği. Uygulamada teknoloji menşeisi gibi güvenlikle ilgili olmayan kriterlerin kullanılması, “dostane” ülkelerden gelen riskli teknolojilerin bile serbest bırakılmasına yol açıyor. Bu durum, idari kararlara karşı hukuki yolların kapatılmasıyla birlikte kötüye kullanım alanı yaratıyor.
Kaynak : GazetaPrawna



